YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3854
KARAR NO : 2008/8328
KARAR TARİHİ : 23.12.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 45 parsel sayılı 241.037,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle müştereken davalılar adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera vasfında olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (45A) ile gösterilen 24.925,17 ve (45B) ile gösterilen 12.283,82 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin mera olarak sınırlandırılmasına, taşınmazın geriye kalan kısmının ise tesbit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (45A) ve (45B) ile gösterilen kısımları dışında kalan bölümünün tesbit gibi tesciline karar verilmiş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yeterli değildir. Davacı Hazine mera iddiasına dayanarak dava açmış ancak mahkemece yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır. Mahallinde yapılan keşifte alınan beyanlar yetersiz ve soyut içerikli olduğu gibi hangi taşınmaza ya da taşınmaz bölümlerine ilişkin olduğu da anlaşılamamaktadır. Diğer taraftan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı miktar sınırlaması açısından bir araştırma da yapılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle çekişmeli taşınmazlar başında, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava sonucundan yararı olmayan komşu belde ya da köyler halkından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile, aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, uzman fen ve ziraat bilirkişileri ile kadastro tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte dinlenecek olan bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin ne olduğu, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, üzerindeki zilyetliğin hangi tarihte ve ne surette başladığı, kimden kime ve nasıl intikal ettiği ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi hakkında ayrıntılı ve olaylara dayalı bilgi alınmalı, alınan beyanların hangi taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerine ilişkin olduğu fen bilirkişi vasıtasıyla kesin olarak saptanmalı ve bu husus keşif tutanağına geçirilmeli, fen bilirkişisine bilirkişi ve tanıkların gösterdikleri bölüm ve noktalar harita üzerine işaretlettirilmeli ve keşfi izlemeye olanak sağlar nitelikte rapor ve harita istenmeli, üç kişilik uzman ziraat bilirkişisi kurulundan taşınmazların fiziksel yapısını, bitki örtüsünü, meyil durumunu, toprak yapısı ile bitki örtüsünün komşu taşınmazlarla mukayesesini, mera parselleri ile arada ayırıcı unsur olup olmadığını,dava konusu taşınmazlarda toprak ya da taş unsurlarından hangisinin üstün geldiğini içerir tarzda taşınmazın niteliği hakkında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/son maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden davalılar ile bayileri adına başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, öte yandan davalıların müstakil zilyetliklerinin 20 yıla ulaşmaması halinde bayileri adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden tesbit edilen taşınmazların da miktar sınırının hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı olduğu şeklide hüküm kurulması isabetsiz ve temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.