Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/9694 E. 2008/7877 K. 15.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9694
KARAR NO : 2008/7877
KARAR TARİHİ : 15.12.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 120 ada 106 parsel sayılı 2110404.61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Toprak Tevzi Komisyonu tarafından mera olarak sınırlandırılması ve kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanılması nedeniyle mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, …, … ve …, yasal süresinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmaz içindeki kendilerine ait bulunan tarlalarının adlarına tescili istemi ile ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 120 ada 106 sayılı parselin teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 3660.89 metrekarelik ve (B) harfi ile gösterilen 28502.24 metrekarelik kısımlarının ayrı ayrı davacı … adına (C) harfi ile gösterilen 15676.44 metrekarelik kısmının davacı … adına, (D) harfi ile gösterilen 8964 metrekarelik kısmının davacı … adına, (E) harfi ile gösterilen 6296.58 metrekarelik kısmının davacı … adına tesciline, geriye kalan kısımlarının ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın temyize konu edilen bölümlerinin öncesinin mera olmadığı ve 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespiti sırasında dava konusu parsel, Toprak Tevzi Komisyonunun 1739 nolu mera parseli olduğu, kadimden beri ve halen köyün merası olarak kullanıldığı gerekçeleriyle mera vasfı ile sınırlandırılmıştır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede tespit gününden önce 1963 yılında 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca işlem yapıldığı ve tutanak düzenlenerek haritaya bağlandığı, bu çalışmalar sonucu dava konusu taşınmazın “1.11.1963 tarihli Kamerli Köyü mera tutanağında” 1739 parsel olarak belirtilen mera parseli içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat teknikeri tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve krokisinde taşınmazın (A), (B), (C), (D) ve (E) harfi ile gösterilen kısımlarının kuru tarım arazisi olduğu belirtilmiş ise de, anılan rapor hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu raporda taşınmazın kalan ve mera olarak bırakılan kısmı ile aradaki ayırıcı unsur irdelenmemiş, bu kısmın toprak yapısı ile şahıslar adına tespit edilen komşu parsellerin toprak yapısı arasında karşılaştırma yapılmamıştır. Dava konusu taşınmaz büyük bir
alanı kapsadığı halde parselin tümünü gösterir birleşik kadastro paftası getirtilerek buna göre taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanağı ile dayanağı kayıt ve belgeler getirtilmemiştir. Toprak Tevzi çalışmalarda düzenlenen belirtmelik tutanağı ve eki olan belgeler getirtilerek belirtmelik tutanağı ve mera tutanağında ismi geçen ve sağ olan bilirkişiler tanık sıfatı ile dinlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle Toprak Tevzi Komisyonunun mera çalışması ile ilgili belirtmelik tutanağı ve eki olan tüm diğer belgeler, belirtmelik ve mera tutanağında ismi geçen bilirkişilerin sağ olup olmadıklarını sağlıklı biçimde belirlemek için vukuatlı nüfus kayıt örnekleri ile çekişmeli taşınmazın tamamını ve dıştan komşu olan taşınmazları da gösterecek biçimde birleşik kadastro paftası ile taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutakları ile dayanağı olan kayıtlar ve belgeler getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, belirtmelik tutanağı ve mera tutanağında imzası bulunan bilirkişiler, tespit bilirkişileri, fen ve uzman üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif icra edilmelidir. Yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, bir başka ifade ile meradan açılıp açılmadığı etraflıca sorulmalı, öncesinin kamu malı niteliğinde mera olmadığının anlaşılması halinde geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite ve yargılama sırasında toplanan diğer delillere aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve kadastro tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık varsa adı geçenler ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, Mahkemenin taşınmazın konumu, toprak yapısı, üzerindeki bitki örtüsü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özelliklere ilişkin gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın çekişme konusu kısımları ile, mera olarak kabul edilen kalan kısmı arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır olup olmadığı ve komşu parsellerin toprak yapısı ile mukayeseli şekilde taşınmazın toprak yapısı, meyil durumu ve kamu orta malı niteliğinde mera ya da kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın mahkemece çektirilecek fotoğrafları rapora eklenmeli, fen bilirkişiden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, belirlenen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de taşınmazın geri kalan bölümlerinin tesbitinin “mera niteliği ile sınırlandırılan orta malı” olarak yapıldığı, meraların tescile tabi olamayacağı gözardı edilerek bu bölümün “tespit gibi tesciline” şeklinde karar verilmiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.