YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8767
KARAR NO : 2022/8403
KARAR TARİHİ : 24.10.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …., ili …..,ilçesi ….., Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 28 parsel 49,63 metrekare yüzölçümü ile arsa vasfıyla; 107 ada 155 nolu parsel 2.242,35 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla; 107 ada 159 parsel 879,54 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla; 107 ada 171 parsel 925,24 metrekare yüzölçümü ile çayır vasfıyla; 108 ada 1 parsel 806,23 metrekare yüzölçümü ile iki katlı ev ve bahçe vasfıyla; 108 ada 7 parsel 1.000,14 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla; 117 ada 71 parsel 2.345,6 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla; 121 ada 79 parsel 7.935,56 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla; 121 ada 136 parsel 6.752,35 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla, senetsizden davalı … adına tespit edilmişlerdir.
Davacı Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davasının reddine, Bahçeli Köyü 121 ada 79, 136, 117 ada 71, 108 ada 1, 7, 107 ada 155, 171, 159, 101 ada 28 nolu parsellerin tespit maliki … ölü olduğundan yapılan tespitin iptali ile parsel üzerindeki tüm hisseler 28 pay kabul edilerek, 7 payın … kızı …, 3 payın … kızı …, 3 payın … oğlu …, 3 payın … oğlu …, 3 payın … kızı …, 3 payın … kızı …, 3 payın … oğlu …, 3 payın … kızı … adına miras payları oranında tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişme konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 2005 yılında, 3402 sayılı Kanun’un 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi uyarınca yapılmıştır.
Mahkemece, dava konusu parseller yönünden davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman ve ziraat bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların eğiminden bahsedildiği halde, eğimin neye göre belirlendiği, ölçümün klizimetre aletiyle yapılıp yapılmadığı açıklanmamış; taşınmazların niteliğinin saptanması bakımından bulunduğu yeri kapsar en eski tarihli dahil stereoskopik hava fotoğraflarının tamamı üzerinde usulünce inceleme yapılmamış; çekişmeli taşınmazlara ilişkin fotometrik ve fotogrametrik paftalar getirtilmemiş ve keşif sırasında taşınmazların yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilerek dosyaya eklenmemiştir. Ayrıca, orman bilirkişi raporunda 1957 tarihli memleket haritası ve 1950 tarihli hava fotoğrafının incelenerek değerlendirme yapıldığı açıklanmasına rağmen, bu hava fotoğrafı rapor ekinde bulunmadığından rapor denetlenemediği gibi, aynı raporda 121 ada 136 parsel numaralı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmesine rağmen Mahkemece hangi sebeple aksi yönde hüküm kurulduğu da açıklanmamıştır. Yine çekişmeli taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellere ilişkin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ve oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilip mahalline uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiştir. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya arasına konulmalı, ayrıca tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle temyize konu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri belirlenmeli ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.