YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1223
KARAR NO : 2007/1003
KARAR TARİHİ : 29.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 125 ada 7 parsel sayılı 1.996.04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz meradan açılmış olup halen tarla vasfında kullanılması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar yasal süresi içinde taşınmazın yanlışlıkla Hazine adına tespit edildiğini belirtip, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin tespitinin iptali ile davacılar … ve … adına eşit hisseli olarak tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti sırasında tarla niteliğinde olup, 20 yılı aşkın … oğulları … , …, …, … …’in zilyetliğinde bulunduğu belirtildikten sonra her nedense yerlerin mera olarak tespit görmesini istedikleri, kadimden beri tarla olarak kullanıldığı bilinmekle birlikte muhtar ve bilirkişilerin meradan açıldığını ifade etmeleri üzerine mera niteliği de taşımadığından davalı Hazine adına tesbit edilmiş, mahkemece zilyetlikle iktisap şartlarının davacılar … oğlu …, … oğlu … lehine oluştuğu gerekçesi ile çekişmeli parselin 1/2’şer hisse ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Tespite aykırı sonuca varıldığı halde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmadığı gibi, kararda aynı köyden dinlenen yerel bilirkişiler ve tanık ifadesine dayanılmıştır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilmesi isabetsizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm deliller sorulmalı, tesbit tutanağında zilyet olduğu belirtilen … oğulları … , …, …, … ve …’in aile nüfus kayıtları celbedilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek tanıklar huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, tesbit tutanağında zilyet olduğu belirtilen şahıslardan ölenler var ise terekelerinin taksim edilip edilmediği, öncesinin kamu orta malı mera niteliğini taşıyıp taşımadığı belirlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tesbite aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, uzman ziraat mühendisi veya mühendisler kurulundan arazinin niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye varsa uygulanan kayıtların kapsamını belirtir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.