YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5146
KARAR NO : 2008/4489
KARAR TARİHİ : 19.06.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sarasında 148 ada 349 parsel sayılı 2592,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu iddialarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kamu orta malı mera olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz “tarla” niteliği ile davalı adına tespit edilmiş, davacı Hazine vekili taşınmazın mera ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu iddialarına dayanarak dava açmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, özellikle mera olup olmadığı ile zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden ise davalı taraf yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Dosya içine getirtilen kayıt ve belgelere göre; dava konusu taşınmazın sınırları içinde bulunduğu 148 ada 1141 parsel sayılı taşınmazın tespiti “ham toprak ve taşlık” niteliği Hazine adına yapıldığı gibi; dava konusu taşınmaza komşu 148 ada 344, 345, 347 ve 348 parsel sayılı taşınmazların halen davalı oldukları, 148 ada 344 parsel sayılı taşınmazla ilgili önceki kararın Dairemizce bozulduğu 148 ada 200, 202 ve 346 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin tapuya dayalı olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalının temyiz dilekçesine eklediği tapu kaydı ise kadastro tespiti sırasında 148 ada 350, 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazlara uygulanmıştır. Yine dosya içindeki kayıt ve belgelerden komşu parsellerle ilgili tespitlerin kesinleşip kesinleşmediği belirlenememektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibariyle, mahkemece komşu taşınmazların niteliği, kim adına tespit edilip, tespitin kesinleşip kesinleşmediği de gözönüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de isabetsizdir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile
./..
2008/5146-4489 S/2
hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; dava konusu taşınmaza komşu olan 148 ada 200, 202 ve 346 parsel sayılı taşınmazların tespit dayanağını oluşturan tapu kayıtları oluşum belgeleri, varsa haritaları ve tüm tedavülleriyle dosya içine getirtildikten, 148 ada 344, 345, 347 ve 348 parsel sayılı taşınmazlara ait dava dosyaları dosya ekine alındıktan sonra mahallinde, komşu köylerde oturan ve davada yararı olmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek bilirkişiler ile tarafların aynı yöntemle bildirecekleri taraf tanıkları ve üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte komşu parsellerin dayanağını oluşturan tapu kayıtları yöntemince mahalline uygulanarak dava konusu taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri belirlenmeli, davalının dosyaya sunduğu ve 148 ada 350, 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazlara uygulanmış tapu kaydının yüzölçümünün ne kadar olduğu ve miktarınca revizyon görüp görmediği belirlenerek miktarından eksik revizyon görmüşse eksik kısmın nerede kalabileceği araştırılmalı, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera olup olmadığı, kimden kime intikal ettiği, hangi tarihten beri kimin tarafından ve ne suretle zilyet edildiği, zilyetliğin terk edilip edilmediği, çevresinde eylemli durumda mera olup olmadığı, varsa neden tespit sırasında mera olarak sınırlandırılmadığı hususları tek tek sorulup saptanmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, keşfe katılacak uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliğini bildirir, keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden ise keşfi izlemeye, kayıt uygulamaları ile bilirkişi ve tanık sözlerini değerlendirmeye olanak verir şekilde ayrıntılı rapor alınmalıdır. Çekişmeli taşınmazın çevresinde kadim mera bulunduğunun saptanması halinde mera bütünlüğünün sağlanması, mera sınırlarının doğru belirlenmesi ve birbirlerine aykırı kararlara sebebiyet verilmemesi için gerektiğinde komşu parsellerle ilgili davaların birleştirilmesi gerekeceği de düşünülmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davalı … …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19.6.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.