YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4564
KARAR NO : 2008/4560
KARAR TARİHİ : 23.06.2008
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Taahhüdü ihlal eyleminden borçlu … hakkında yapılan yargılama sonucunda ceza tayinine yer olmadığına dair, Serik İcra Mahkemesinin 01.10.2007 tarihli ve 2007/627-1906 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile sanığın 2004 sayılı İİK’nun 340.maddesi uyarınca 1 ay hapsen tazyik cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, … Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2007 tarihli ve 2007/50 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile; … Ağır Ceza Mahkemesinin mercii sıfatıyla verdiği kararın kesin olması sebebiyle taraflara tebliğ edilmesine gerek olmadığı düşüncesiyle yapılan incelemede,
1-Serik İcra Mahkemesince yapılan yargılama sırasında sanık adına çıkarılan duruşmaya çağrı kağıdının tebliğ edilemeden iade olunması karşısında, sanığın hakkında yapılan yargılamadan haberdar olmadığı anlaşılmakla, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle dosya üzerinden mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-… Ağır Ceza Mahkemesince sanığın 1 ay hapsen tazyikine karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2006 tarihli ve 2006/16.HD-220 esas, 2006/231 sayılı kararında da belirtildiği üzere,”Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.”şeklindeki gerekçe nazara alındığında, disiplin ve tazyik hapsinin kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu,Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.04.2008 gün ve 21485 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 5.5.2008 gün ve K.Y.B.2008/89730 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
./..
2008/4564-4560 Sh:2
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır… “disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması ve itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığa duruşma davetiyesi tebliğ edilmeden ceza tayinine yer olmadığına karar verilmiş, Ağır Ceza Mahkemesince de itirazın kabulüne ve sonucunda borçlunun savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle 1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği
tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil
toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir.
Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Somut olayda, İcra Mahkemesince borçluya duruşma davetiyesi tebliğ edilemediği, hal böyle olunca da Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne ve İcra Mahkemesinin kararın kaldırılmasına karar vermesini müteakip, anılan eksikliğin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle dosyanın İcra Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekirken, borçlunun savunma hakkını kısıtlamak suretiyle 1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar vermesi isabetsizdir.
2- Borçlu sanık adına çıkarılan duruşma davatiyelerinin tebliğ edilemeden iade edilmesi karşısında İİK’nun 349.maddesinin 5.fıkrasında belirtilen muhakemenin gıyapta görülmesi şartları oluşmamıştır. Hal böyle olunca, yargılamayı gerektiren bu eksikliğin İcra Mahkemesince yerine getirilmesi için mahkemesine iadesi yerine, hakkındaki yargılamadan haberdar olmayan borçlu sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle evrak üzerinden mahkumiyet kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname bu nedenle yerinde görüldüğünden … Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2007 gün ve 2007/50 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.