Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6741 E. 2022/9614 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6741
KARAR NO : 2022/9614
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.05.2019 gün ve 2014/1404 – 2019/284 sayılı kararı bozan Daire’nin 19.02.2020 gün ve 2019/4557 – 2020/1795 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile (46.936,00) Avro tahsil edildiğini, daha sonra müvekkiline bu paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalıların Bankacılık Kanunu’na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK’ya aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiklerini, bu konuda davalı … ve diğer yöneticiler hakkında verilen ceza kararının kesinleştiğini, şirket defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ve bu konuda da anılan yöneticiler hakkında mahkumiyet kararı verilip kesinleştiğini iddia ederek müvekkilinin davalı şirketle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 46.936,00 Avro karşılığı 81.889,24 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket pay defterinde davacının 151 adet hissesinin göründüğü, yine bu hisse senetlerinin nominal bedellerinin ise 1.000.000,00 (Eski) TL yani 1,00 TL olduğu, bu haliyle de taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmaması sebebiyle davacının talep edebileceği meblağın 151,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile taraflar arasında kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğünün tespitine, 151,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde, 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş olup aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Davalı şirketin anonim pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve ancak borsada işlem görmeyen anonim ortaklık niteliğinde olduğu Dairemizce diğer dava dosyaları içerisinde yer alan SPK yazı cevabından anlaşılmıştır. Bu durumda davalı şirketin yukarıda anılan Yasa kapsamına girmediği anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 19.02.2020 tarih, 2019/4557 esas ve 2020/1795 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak aşağıdaki bent kapsamında davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinden de farklı tarihlerde 13.000,00 DM ve 78.800,00 DM olmak üzere toplam 91.800,00 DM tahsil edildiğini ve yatırılan paralar karşılığında üzerinde … Hisse Senedi Devir ve Kabul Beyannamesi ile … Hisse Senetleri İtibari Değer Çizelgesi ibaresi bulunan iki adet belge verildiğini bildirerek bu belgeleri dava dilekçesine eklemiştir. Davalılar vekili ise 05.03.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde, davacının, Yimpaş Holding A.Ş.’nin ortaklar pay defterinde kayıtlı ortak olduğunu, bu şirkette halen, nominal bedeli 1000.000 TL olan 151 hisseye sahip bulunduğunu, anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdikleri şeyi geri isteyemeyecekleri, ancak tasfiye payına ilişkin haklarının saklı olduğu, davacı tarafın ortaklığı yukarıda izah edilen şekilde kabul edildiğinden ve bu hususta bir ihtilaf da bulunmadığından bu hususlara yönelik dava ve taleplerinin de reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalılar vekili 05.03.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde açıkça dava dilekçesinde açıklandığı şekilde davacının dayandığı belgelere itiraz etmemiş olup bu durumda alacak istemine dayanak olarak davacının sunduğu belgeler çerçevesinde davacının alacağı değerlendirilip mahkemenin en son olarak 23.05.2019 tarih, 2014/1404 esas ve 2019/284 karar sayılı ilamı ile davalı tarafın zaman aşımı itirazının reddine karar vermiş olmasına rağmen davalılar vekilince temyize gelinmemiş olduğu da gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 19.02.2020 tarih, 2019/4557 esas ve 2020/1795 karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 29.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.