Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5288 E. 2022/9443 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5288
KARAR NO : 2022/9443
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/281 E. – 2019/201 K. sayılı kararın davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2019/1182 E. – 2021/393 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2017/45890 sayılı “a+” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlandığını, davalı şirketin 2014/52951, 2012/71774, 2012/73776 sayılı “a+cüzdan”, “a +- kart”, “a+- para” ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez 2018-M-2232 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 09. sınıftaki emtianın çıkarıldığını, oysa Turkuvaz Medya Grubunun ATV, SABAH, FOTOMAÇ, A HBR başta olmak üzere birçok ulusal gazete, televizyon, dergi ve radyo kanallarını bünyesinde barındıran Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarından biri olduğunu, SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığını, marka işaretlerindeki “a” harflerinin farklı olduğunu, itiraza dayanak markada kart, para, cüzdan gibi farklılık yaratan ibareler bulunduğunu, ayrıca davacı marka işaretindeki tanınmış “a” harfinin davacının önceki tarihli markalarının serisi niteliğinde olduğunu, marka işaretleri benzer olmadığından sınıfsal benzerlik incelemesi yapılmasına gerek dahi olmadığını, davacının “a” ibaresi üzerinden kazanılmış hak sahibi olduğunu ileri sürerek Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2018-M-2232 sayılı kararının iptaline ve tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu markalar arasında SMK m. 6/1 anlamında benzerlik bulunduğunu, davalı markalarında yer ve tanımlayıcı olan CÜZDAN, PARA, KART ibarelerinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itiraza dayanak markaların “a+cüzdan”, “a +- kart”, “a+- para” ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 09, 36, 38. sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki dava konusu çekişmeli 09. sınıftaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış “a+” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı “a+cüzdan”, “a +- kart”, “a+- para” ibarelerinden oluştuğu, davacı markası farklı turuncu tonları bulunan daire zemin üzerine beyaz olarak yazılmış “a+” işaretini haiz olduğu, davalı markaları ise “A+ – para, A+CÜZDAN, A+-Kart ibarelerinden oluştuğu, marka işaretleri görsel olarak değerlendirildiğinde, davacı markasında kullanılan fon rengi ile “a” harfinin küçük olarak yazılması karşısında davalı markalarının düz/standart karakterli olması ve “A” harfinin büyük olarak kullanılması sebebiyle markalar arasında görsel bir farklılık oluştuğu, ancak işitsel ve kavramsal olarak bakıldığında davacı markasının “a artı” davalı markalarının “ a artı para, a artı cüzdan, a artı kart ve/veya a artı eksi kart” şeklinde ifade edileceği, davalı markalarında yer alan para, cüzdan, kart kelimelerinin malın kendisine işaret eden ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden olması sebebiyle tali/yardımcı unsur oldukları ve markalarda ortak “a artı” işaretine bağlı olarak benzerlik ilişkisi doğacağı, ayrıca davacı marka başvurusundan çıkarılan 09. sınıf malların davalı markaları ile aynı/aynı tür olması da iltibası artıran bir unsur olarak dikkate alınabileceği, SMK m. 6/1 ile aranan şartların somut olayda gerçekleştiği, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı, davacının 2008 00253 sayılı markası hariç olmak üzere tescili talep edilen 09.02. ve 09.03. sınıf malların davacının önceki tarihli markalarının kapsadığı mallar ile aynı / aynı tür emtia olmadığı, her ne kadar davacının 2016/107325, 2016/107304, 2016/107316, 2016/84213, 2016/86226 sayılı markalarının tescil kapsamlarında 35.05. sınıf perakendecilik hizmeti altında 09.02. ve 09.03. sınıf mallar bulunmaktaysa da bu mallar ve hizmet sınıfı arasında ancak benzerlik ilişkisi olduğunun söylenebileceği, oysa kazanılmış hakkın sadece aynı/aynı tür emtialar için tanındığı, dolayısıyla kazanılmış hak iddiasının sadece 2008 00253 sayılı marka dikkate alınarak yapılması gerektiği, davacının reddedilen 09. sınıf malları önceki tarihli markası kapsamındaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu yani dava konusu markanın emtia listesi önceki tarihli markaya göre genişletilmediği, bu aşamada marka işaretlerinin asli unsurunun değerlendirilmesi gerektiği, davacının önceki tarihli markasının kırmızı, turuncu renkli zemini kaplayacak şekilde ve fakat geri planda “a” harfi üzerinde “atv HABER MERKEZİ HaBERİN MERKEZİ” ifadesinin yer aldığı, “atv” ve “HaBER” sözcüklerinde “a” harfinin küçük ve sarı renkle yazıldığı, dava konusu markanın ise farklı turuncu tonları bulunan daire zemin içine beyaz olarak yazılmış “a +” işaretinden ibaret olduğu, burada değerlendirme yaparken harf markalarının doğası gereği tasviri işaretlerden olduğu ve stilize edilerek marka niteliği kazanabileceği göz önünde alındığında dava konusu markaların aynı asli unsurları haiz olduğu yönünde izlenim verdiği, 2008 00253 sayılı markadaki 09. sınıf malları önceki tarihli markası kapsamındaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu, 2008 00253 sayılı marka dolayısıyla davacının kazanılmış hakkı bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK’nın 2018-M-2232 sayılı kararının davacının itirazlarının reddi yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan turuncu zemin üzerine eğik bir stil ile yazılılan “a” harfi ve yanındaki “+” işareti ile davalı şirketin itirazına mesnet gösterdiği, düz siyah yazı şeklindeki, “a+cüzdan”, “a +- kart”, “a+- para” markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markaların bir bütün olarak korunabileceği, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1606 Esas, 2019/8091 Karar ve 11/12/2019 Tarihli kararının da bu yönde bulunduğu, her ne kadar mesnet markalarda da “A+” ibaresi bulunmakta ise de ayırt ediciliği düşük bulunan bu ibarenin dava konusu olaydaki gibi yeterli farklılık sağlanarak kullanılabileceği, zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, somut uyuşmazlıkta da davacının başvurusunun yeterli ayırtedicilik sağladığı, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varıldığı, bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmadığı, diğer taraftan, mahkemece davacının 2008/00253 sayılı marka dolayısıyla kazanılmış hakkı bulunduğu belirlenmiş ise de mahkemenin bu gerekçesinin de yerinde bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği, davacının başvurusuna konu ibarenin “a+” şeklinde olduğu nazara alındığında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterler çerçevesinde, dava konusu markada müktesep hak iddia edilen tescilli markanın aslı unsuru olan A+ ibaresinin bulunmadığı, her ne kadar davacının ayırt ediciliği bulunan “a” markasının fonda bulunduğu görülse de, bunun kazanılmış hak için yeterli olmayacağı, markalar arasında çok fazla farklılık bulunduğu, davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı, davacının başvurusuna müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü dosya kapsamındaki diğer markalarının da, kazanılmış hakka dayanak şartları sağlamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne Türk Patent ve Marka Kurumunun 2018-M-2232 sayılı YİDK kararının, davacının itirazlarının reddi yönünden iptaline, davacı vekilinin tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istekleri halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 26.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.