YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4819
KARAR NO : 2022/9307
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.02.2018 tarih ve 2016/514 E. – 2018/85 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.04.2021 tarih ve 2018/1513 E. – 2021/597 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin okul kitaplarının satış ve pazarlaması işi ile uğraştığını, İzmir ve civarında bulunan 30 ilçede bayiliğini yaparken, davalıların 2015 yılı başka bir bayi ile anlaştıklarını ve 2016 yılı için davacı ile olan bayilik anlaşmasını yenilemediklerini, bunun üzerine müvekkilinin davalılar tarafından basılmış ve elinde kalan kitap ve dergileri taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca davalılara iade ettiğini, bu nedenle müvekkilinin cari hesap ilişkisinden kaynaklı davalı Martı Okul Yayınlan San. Tic. Ltd. Şti.’den 99.700,43 TL ve diğer davalı Çözüm Dergisi Yay. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den 247.787,50 TL alacağı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her iki davalıdan ayrı ayrı 10.000,00’er TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizleriyle birlikte davalılardan münferiden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde sözleşmenin sona ermesi halinin düzenlendiğini ve buna göre davacının elindeki ürünlere ait iade hakkının sözleşmedeki oranda ve şartlarda söz konusu olabileceğini, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca yıl içerisinde iade hakkı kullanılmış olup, davacı tarafın sözleşme kapsamında kalan başkaca iade hakkının bulunmadığını, taraflar arasındaki mevcut sözlü ya da yazılı sözleşmeye aykırı olarak düzenlenen bir faturaya itiraz edilmemesinin faturanın içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı defterleri ile davalı defterlerinde görünen bakiyelerin birbirini tutmadığı, davacı defterinde kayıtlı bulunan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, bu itibarla cari hesaba yönelik alacak iddiasının bu deliller ile ispatlanamadığı, diğer taraftan da, davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı yapılan sözleşmelerin 18. maddesinde, bayiliğin devam etmemesi durumunda bayinin elindeki ürünlerin sözleşmedeki oranda ve şartlarda (hakkı dolmamışsa) iadesini yapabileceği, kalan kısım içinse karşılıklı iyi niyet ve uzlaşma prensibi çerçevesinde çözüm yolu aranacağının kararlaştırıldığı, yine bayilik sözleşmelerinin “İade ve Takas” konusunu düzenleyen 8. maddesinde de gönderilen ürünler için iade oranının %5 olduğu, iadenin çalışılan döneme ait olacağı ve geçmiş dönemlerden iade alınmayacağının hüküm altına alındığı, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 2016 yılı için yenilenmediği ve davacının iade faturalarının 23.03.2016 tarihli olduğu, 2016 yılında sözleşmenin yenilenmemesi neticesinde davacının davalı şirketlerden 2016 yılında yeni mal satın almadığı, iade faturaları ile iadesi istenen malların geçmiş dönemlere ait olduğu için davacının davalıdan iade edilen kitaplara ilişkin bedeli talep edemeyeceği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının, 2015 yılı sonuna kadar davalı şirketlerin bayisi olduğu, davalıların 2016 yılı için başka şirketle anlaştığı, davacı şirketin de elinde kalan kitap ve dergileri bayilik sözleşmesinin 18.md.ne dayalı olarak iade ettiği, sözleşmenin 18. maddesinin (c ) bendinde bayiliğin devam etmemesi durumunda da bayinin elindeki ürünlerin sözleşmedeki oranda ve şartlarda (hakkı dolmamışsa) iadesini yapabileceği, iadenin de Aralık ayı içerisinde şirketin belirleyeceği tarihler arasında yapılacağı, bu tarihten sonra iade alımının kesinlikle yapılamayacağı, sözleşmenin 8.md.ne göre iade oranının %5 olduğu ve iadenin çalışılan döneme ilişkin olacağı, geçmiş dönemlerden iade alınmayacağının kararlaştırıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre uyuşmazlık konusu iade kitaplara ait faturaların Ocak 2016- Nisan 2016 aralığında olduğu, 2016 yılında yeni mal alımı bulunmadığından bu faturaların geçmiş dönemlere ilişkin olduğu, sözleşmeye göre davalıların iade almaya zorlanamayacağı, dolayısıyla mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalıların bayilik sözleşmesini yenilememesi nedeniyle basımı davalılar tarafından yapılan yayınların iade edildiğini, ancak davalıların fatura bedellerini ödemek yerine, faturalarını dayanak göstererek fark faturaları kestiğini, iade edilen ürünler nedeniyle davalılardan alacaklı duruma geldiğini, davalıların iade edilen emtia ve faturaları kabul ve tesellüm ettiğini, davalıların sebepsiz zenginleştiğini iddia etmiş; davalılar ise, davacının iade hakkını kullandığını, davacının düzenlediği iade faturalarına itiraz edilmemesinin faturanın içeriğini kabul anlamına gelmediğini, ancak sözkonusu faturaları muhasebe kayıtlarına işlememek suretiyle kabul etmediklerini, ayrıca sözleşmenin 8.maddesi kapsamında davacının iade hakkı bulunmadığını savunmuştur.
Taraflar arasında 10.02.2015 tarihinde her bir davalı ile ayrı ayrı akdedilen ve içeriği aynı olan sözleşme kapsamında, sözleşmenin sona ermesine ilişkin 18/c maddesinde; bayiliğin devam etmemesi durumunda bayinin elindeki ürünlerin sözleşmedeki oranda ve şartlarda (hakkı dolmamışsa) iadesini yapabileceği, kalan kısmı içinse karşılıklı iyiniyet ve uzlaşma prensibi çerçevesinde çözüm yolu aranacağı belirtilmiştir. Aynı sözleşmenin iade ve takası düzenleyen 8.maddesinde iade hususuna ilişkin olarak ise; okul veya kurum ismi basılarak üretimi yapılmış ürünlerin iadesinin olmayacağı, gönderilen ürünler için iade oranının %5 olduğu, yapılacak olan iade hesaplamasında, bayiye uygulanan indirimli tutar üzerinden yapılan KDV dahil toplam cironun temel alınacağı, iadenin çalışılan döneme ait olup, geçmiş dönemlerden iade alınmayacağı, iade döneminin oranı aşmamak kaydıyla Aralık ayı içerisinde ve şirketin belirleyeceği tarihler arasında olduğu, sonrasında iade alımının kesinlikle yapılmayacağı, süreli ürünlerin iadesinin bulunmadığı, bayilik açık hesabının cirosunun %5’inin üzerinde olması durumunda bayinin iadesinin alınmayacağı hususları belirtilmiştir.
Davacı, tüm aşamalarda iadeye konu emtianın davalının uhdesinde olduğunu ileri sürmüş olup, itiraz edilmeyen faturalara konu emtianın davalının uhdesinde olup olmadığı mahkemece tartışılmamış, ayrıca yine davacı tarafından ileri sürülen fiyat farkı faturalarına da değinilmemiştir. Bu durumda, ileri sürülen iddia ve savunmalar doğrultusunda, sözleşme kapsamında belirtilen tüm hususlar birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1.maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.