YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4895
KARAR NO : 2022/8656
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 31.10.2018 tarih ve 2014/1152 E.- 2018/1159 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2019/574 E.- 2021/531 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkili aleyhine 01/09/2010 vade tarihli 85.000,00 TL bedelli bonoya istinaden icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak olarak, müvekkilinin imzası olduğu iddia edilen ve adına düzenlenmiş senetteki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını, ayrıca müvekkilinin karşı tarafa borcunun da bulunmadığını belirterek, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2011/14201 esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 01/09/2010 vade tarihli 85.000,00 TL bedelli bono başlatılan takibe yapmış oldukları itirazın yerinde olduğunu, iş bu dava ile açılan itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini, bu çeklerin ve senetlerin vadelerinin geçtiğini ve bir çoğunun da zaman aşımlarının da dolduğu göz önüne alındığında davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddi ile %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait yeteri kadar alınan imza örnekleri üzerinde grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan raporda davaya konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edildiği, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, 17/10/2014 tarihli ara kararında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi teminat mukabilinde kabulü ile, takibin durdurulmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın reddi ile, İİK 72. maddesi uyarınca asıl alacak tutarının % 20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, takip dosyasına dayanak olan 15/09/2000 tanzim ve 01/09/2010 vade tarihli 85.000,00 TL bedelli bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğu yönünden tanzim edilen bilirkişi raporunun ayrıntılı incelemeyi içermesi, açıklamalı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle, mahkemece senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunun kabulünde ve davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda mahkemece, 17/10/2014 tarihli ara kararla, “ihtiyati tedbir talebinin %10 teminatla kabulü ile; icra takibinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına” karar verildiği, teminat yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararının uygulanamadığı, bu sebeble icra takibinin durması, dolayısıyla ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacaklının alacağını geç almasının da söz konusu olmadığı, koşulları olmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.