YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2852
KARAR NO : 2009/2591
KARAR TARİHİ : 14.04.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 48 parsel sayılı 4.882.799,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kesin süre içerisinde keşif avansının yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve çekişmeli 102 ada 48 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera olarak özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacının keşif avansını yatırmadığı bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanık, teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi bakımından yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan 08.05.2008 tarihli ara kararında, davacıya keşif avansını yatırması için 20 günlük süre verilmiş olup, verilen bu süre 28.05.2008 tarihinde dolmaktadır. 01.06.2008 tarihinde yapılacak keşif için ilgiliye tanınan 20 günlük süre, bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yeterli olmaması nedeniyle yasaya ve tebligat tüzüğüne uygun bulunmamaktadır. Yasada öngörülen şekle uygun olmayan ara kararına dayanılarak davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenilmesi isabetli değildir. Açıklanan nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.