YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/418
KARAR NO : 2007/467
KARAR TARİHİ : 01.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 1 ve 114 ada 31 parsel sayılı 6254.66 ve 58459.96 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak vasfında olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme ve kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır. Davacıya dava sebep ve delillerini bildirmek üzere davetiye tebliğ edilmiş, davacı dilekçeyle dava sebebi ve delillerini bildirmemiş ancak 1.5.2006 günlü mazeret dilekçesi ibraz etmiş, ilk duruşma günü mazeret dilekçesi okunup dosyasına konulduğu halde bu konuda herhangi bir karar verilmemiş, diğer bir ifadeyle dava sebep ve delillerinin açıklanması imkanı sağlanmamıştır. 3402 sayılı Yasa’nın 28. maddesinin uygulanması için öncelikle davacının mazeret dilekçesinin kabulü veya reddi konusunda bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece yargılama usulüne ilişkin anılan prosodür tamamlanmadan aynı celse keşif kararı verilmiş olup, dava sebep ve delilleri davacıya açıklattırılmadan ve dosya ikmal edilmeden verilen keşif kararı da 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine göre hukuki sonuç doğurmaz. 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesinin uygulanabilmesi için keşfe ilişkin tüm giderlerin ara kararında tek tek gösterilmesi ve keşif kararı verilmeden önce de dosyanın keşfe hazır halde olması ayrıca keşif giderine ilişkin tebligat tarihi ile keşif tarihi arasında da giderlerin yatırılması ve gerekli davetiyelerin çıkarılması için makul sürenin bulunması gerekir. Mazereti bir sonuca bağlanmadan yokluğunda verilen keşif kararından sonra deliller toplanmadan ve keşfin günü belli edilmeden keşif avansının tebliği de yasal bir sonuç doğurmaz. Netice itibariyle dosyada 3402 sayılı Yasa’nın 28. maddesine uygun şekilde yargılama yürütülmediği gibi aynı yasanın 36. maddesine uygun olarak tebligat da yapılmamıştır. Dosyada öncelikle usule ilişkin eksiklik giderilmeli yani mazeretin kabul veya reddi yönünde bir karar verilerek 28. madde koşulları değerlendirilmeli, davacı tarafça yöntemince dava sebep ve delilleri bildirildiği takdirde dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra gerektiğinde 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine göre tebligat yapılması hususu düşünülmelidir. Somut olayda mahkemece 28.madde gereğince hüküm kurulduğu belirtildiği halde işin esasına girilerek kesin hüküm doğuracak şekilde red kararı verilmesi suretiyle 3402 sayılı Yasa’nın 28. ve 36. maddesi hükümleri yanlış uygulanmıştır. Kararın gerekçesinde 28. madde yer alırken hükmün sonucu 36. maddeye göre kurulmuştur. Ayrıca kadastro hakimi infaz sırasında duraksamaya yer bırakmayacak biçimde doğru, açık ve uygulanabilir şekilde sicil oluşturmakla yükümlü olduğu halde kabul şekline göre de sadece red kararı verilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 1.3.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.