YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3326
KARAR NO : 2008/3537
KARAR TARİHİ : 20.05.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 196 ada 8 ve 202 ada 1 parsel sayılı 24.497,74 ve 2370819.55 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar mera olarak sınırlandırılmışlardır. Davacılar vekili, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 196 ada 8 sayılı parselin 60 dönümlük, 202 ada 1 sayılı parselin 10 dönümlük bölümlerinin müvekkili … adına, 196 ada 8 sayılı parselin 15 dönümlük ve 202 ada 1 sayılı parselin 7 dönümlük bölümlerinin müvekkili … adına tescili gerektiği iddiası ile dava açmıştır. Yine birleşen dava dosyasında davacı … vekili çekişmeli parsellerin mera vasfıyla … adına tescili gerektiği iddiasına dayanmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi mera vasfıyla sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebliğatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan ara kararında yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilmediği gibi, keşif için belirlenen ücretin keşif gününe kadar mahkeme veznesine depo etmesi davacı vekilinden istenmiştir. Keşif ücretinin yatırılması için verilen süreye göre bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrılan zaman yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için verilen sürenin yeterli olmadığı açıkça belli olan bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’ nün 12.maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzügün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nevi’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin
hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebliğat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebliğat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hüküm yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü’nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde, davacıya keşif giderini yatırması için verilen süreye göre masraf yatırılmış olsa dahi mahkemece yerel bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyenin tebliği ve keşif tarihi arasında yeterli süre kalmayacağından yapılamayacağı önceden belli olacak keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Buna göre, mahkemece davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, yerel bilirkişi ve tanıklara davetiye çıkarılmalı, arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.5.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.