YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3901
KARAR NO : 2009/74
KARAR TARİHİ : 13.01.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkin davada verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyeliğinden haksız olarak ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini ve üyeliğinin tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davanın süresinde açılmadığını ve ihraç kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece, ihraç kararının tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle davanın süresinde olduğu kabul edilerek yapılan yargılama sonunda davacıya gönderilen ikinci ihtarnamede 1 ay yerine 30 gün süre verilmesinin yasaya aykırı olduğu, bu nedenle ihraç kararının geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ihraç kararının iptali ile davacının üye olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ihraç kararının davacıya tebliğinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle hak düşürücü sürenin geçirilmediği kabul edilmiş ise de; tebligat parçasında davacının “tevziat saatlerinde işe gittiği” gerekçesiyle tebligatın muhtara yapıldığı belirtilmiş, bu hususta bilgi veren komşunun isim ve imzasından imtina ettiği ve kendisine haber bırakıldığı da yazılıdır. Bu durumda, ihraç kararının davacıya 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. ve Tüzüğün 28. maddesine uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü gereklidir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. maddesi gereğince davacı ihraç kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren üç ay içinde genel kurula itiraz veya dava açma haklarını kullanmadığından ihraç kararı kesinleşir. Bundan sonra açılacak davaların da hak düşürücü süre dolduğundan reddi gerekir. Somut olayda davacının ihracına ilişkin kararın 28.08.2006 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davanın 27.07.2007 tarihinde açıldığı gözönüne alındığında mahkemece davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma şekline göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine,13.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.