Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/10207 E. 2009/441 K. 23.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10207
KARAR NO : 2009/441
KARAR TARİHİ : 23.01.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 157 ada 11 parsel sayılı 5.715 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca reddine ve çekişmeli parselin tesbit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen davacı taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle ispat külfetinin davacı tarafa ait olması gerekir. Davacı taşınmazın anneannesi …’nun annesi …’ya ait iken taksimen anneannesi…’a kaldığı, ….’ın ölümü ile de tüm mirasçılarına kaldığı; davalı ise anneannesi …ya ait iken taksimen annesi Semiha’ya kaldığı, annesi Semiha’nın ölümü ile de kendisine kaldığı iddiasına dayanmaktadır. Taksime dayanan taraflar taksimin varlığını, taksimin tarihini ve taksime bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, taksimde paydaşlara verilen paylar ile bunların akibetlerinin ne olduğunu kanıtlamakla yükümlü olup ispat külfeti somut olayda davacı tarafa aittir. Ne var ki 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanık, teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle, vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan 18.03.2008 tarihli ara kararı, tanıklara verilecek ücretler ile davalı tanıklarına yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilmemesi, uzman bilirkişilere verilecek ücretin ayrı ayrı hüküm altına alınmaması nedeniyle yasaya uygun bulunmamaktadır. Keşif ara kararının yöntemine uygun düzenlenmemiş olması nedeniyle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.