YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9127
KARAR NO : 2009/399
KARAR TARİHİ : 22.01.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 136 ada 30, 137 ada 32 ve 37 parsel sayılı 1080.29, 3725.58 ve 1027.73 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, ırmak yatağı niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 136 ada 30 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile tamamının davacı adına, 137 ada 32 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide (F) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine, (E) harfi ile gösterilen bölümünün davacı adına, 137 ada 37 parsel sayılı taşınmazın aynı krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı adına, (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı, taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olup davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Kadastro bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişiden ayrı ayrı raporlar alınmış olması nedeniyle taşınmazların, kadastro paftası üzerinde kıyı kenar çizgisine göre konumları yeterince belirlenmemiştir. 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi yoksa kıyı kenar çizgisinin mahkemece tespiti gerekir. Bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarih, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü gözönünde tutulmalıdır. Dosyadaki belgelerden çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde idarece belirlenmiş bir kıyı kenar çizgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş, aralarında bu konuda uzman ziraat, harita mühendisi ve jeolog veya jeomorfologların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin memleket haritası, en eski tarihli askeri haritalar, hava fotoğrafları getirtilerek kayıtların uygulanmasını sağlamak, gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizler yaptırmak, mevsimsel etkiler de gözönünde tutularak kıyı kenar çizgisini saptamak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu amaçla mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi
iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan jeolog veya jeomorfolog, harita mühendisi ve taşınmazların niteliğine göre ziraat mühendisinin de katıldığı, bilirkişi kurulu huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında yerel bilirkişiden taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, kıyı ve kıyı kenar çizgileri açıkça belirlenmeli, 3 kişilik bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların kadastro paftası üzerinde kıyı ve kıyı kenar çizgisi çakıştırılarak taşınmazların konumu belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.