Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/1548 E. 2007/1534 K. 02.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1548
KARAR NO : 2007/1534
KARAR TARİHİ : 02.05.2007

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesine aykırılık suçundan sanıklar … ve … haklarında yapılan yargılama sonucunda anılan maddedeki yaptırımın hapis cezası olması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılması ve davanın ancak iddianame ile açılması gerektiğinden bahisle, iddialarla ilgili soruşturma yapılarak dava açılıp açılmaması hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair, İstanbul 5. İcra Mahkemesinin 19.9.2006 tarihli ve 2005/1791 esas, 2006/2503 sayılı kararını müteakip, iddianame ile kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.10.2006 tarihli ve 2006/40047-12687 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, soruşturmanın sonucuna göre gerekiyorsa şüpheliler hakkında İcra ve İflas Kanunu’na muhalefette bulunmak suçundan kamu davası açılmasına ilişkin, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.12.2006 tarihli ve 2006/902 müteferrik sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3. maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesince bakılır” ve aynı Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. maddesindeki “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celp olunur.” Hükümleri uyarınca anılan Kanun’da yer alan suçlar ile ilgili kovuşturmanın, doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yapılması gerektiği, kaldı ki İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a. Maddesinde alacaklının şikayeti aranmakta olup, bu maddede düzenlenen suç yönünden farklı bir muhakeme usulü de öngörülmediği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13/03/2007 gün ve 13411 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 03/04/2007 gün ve K.Y.B.2007/55044 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
./…
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dosya kapsamına göre, borçlu sanıklara isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 337/a. Maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, 44. maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan anılan Kanun’un 349. maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı belirtilmiş, diğer taraftan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasına göre de “bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükmü getirilmiş olması karşısında, borçlu sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2006 tarihli ve 2006/902 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 2.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi