YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4931
KARAR NO : 2023/5388
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
T U T U K L U
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/3430 E., 2020/919 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde
temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2019/255 Esas, 2020/250 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 18 yıl 4 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2020/3430 Esas, 2020/919 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına… Ulu hakkında açılan soruşturma sonucu beklenmeden karar verildiğine, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
… Gümrük Müdürlüğüne 16.06.2018 tarihinde, beraat eden sanık … …’in sevk ve idaresindeki tırın gümrük işlemlerine tabi tutulduğu, yükün 25.06.2019 tarihinde x-ray kontrolüne tabi tutulması sonrası şüpheli bir yoğunluk tespit edildiği ve yapılan aramada kum cinsi olarak beyan edilen eşyanın, 90*90*90 ebatlarındaki çuvallar içine gizlenmiş renksiz, şeffaf naylon poşetler içerisinde
vakumlanmış ve sarılı vaziyette 114 paket uyuşturucu maddenin tespit edildiği yapılan araştırmada sanıklar … ve …’ın bulunan bu eşyanın nakliyecisi olan….. Acentalık Hizmetleri Ltd Şti. Firmasının ortakları olduğu anlaşılmış ve dosya içerisinde sanığın üzerinde ele geçirilen telefonda tespit edilen yazışmaların ve beraat eden sanık …’nun telefonundaki yazışmaların aynı kişi ile yapıldığı ve ilişkilerinin tespit edildiği anlaşılmakla sanık her ne kadar uyuşturucu maddeden haberi olmadığını beyan etse de sanığın kendisini Hurdacı… olarak tanıtan kişiden gelen mesaj üzerine alıcısı ve Türkiye’de nereye gönderileceği dahi belli olmayan malın ithalat işlemlerine girişmesinin ve Nr.1206/001 numaralı fatura ile No:121910 numaralı beyannamede malın alıcısı olarak sanığın ortağı bulunduğu…firmasının görünmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu, 20 senedir aynı alanda tecrübe kazanmış işinde uzmanlaşmış birinin alıcısı belli olmayan eşyanın alıcısı belli olmayacak şekilde işlem yapmayacağı, tanık …da beyanlarıyla doğrulandığı üzere malın sahibinin ve ithalatçısının sanık … olduğu, ithal edilen eşyanın “kum” olduğu, sanığın ortağı olduğu şirketin faaliyeti kapsamında olmadığı, aynı zamanda ithal edilecek eşyanın niteliğine bakıldığında ülke içerisinde daha düşük bir maliyet ile temin edilebilecek bir mal olduğu dolayısıyla söz kumun uyuşturucu maddelerin kamufle edilmesi için kullanıldığı, nitekim uyuşturucu maddenin bu şekilde ele geçirildiği, bu bakımdan da sanığın ithalat işlemlerinden haberdar olduğu kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılarak sanığını eylemi sabit kabul edilmiş ve cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, ” 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesi ile aynı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütlere göre; temel hapis cezasının alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerekirken, temel ceza miktarının 22 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi ve temel adli para cezasının da alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından adli para cezası yönüyle; 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrasındaki adli para cezasının alt sınırının 2.000 gün birimi olduğu nazara alınmadan, sanığa kanunda belirtilen alt sınırın altında ve alt sınırdan uzaklaşılmadan temel adli para cezasının 1.500 gün olarak eksik belirlenmesi ” eleştirisi dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, arama
kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 25/11/2020 tarihli ve 2020/3430 Esas, 2020/919 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2023 tarihinde karar verildi.