YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21964
KARAR NO : 2023/5482
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/242 E., 2015/640 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/640 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; hava koşulları nedeniyle denetime katılamadığına, lehine hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜNE GÖRE)
Sanığın 20.08.2014 tarihli kolluk tutanağından anlaşıldığı üzere uyuşturucu madde kullandığı şüphesiyle hakkında idrar testi yaptırıldığı, Bitlis Devlet Hastahanesince 20.08.2014 tarihli idrar testi sonucunda sanığın THC ve BENZODİAZEPİN değerlerinin pozitif çıkarak uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, bu nedenle sanık hakkında 04.11.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, söz konusu kararın 03.12.2014 tarihinde kesinleştiği ve Bitlis Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetime başlandığı, sanığın denetime uymaması üzerine 23.02.2015 tarihinde denetime uyması hususunda tebligat yoluyla uyarıldığı, ancak yapılan bu uyarıya rağmen sanığın eğitim ve iyileştirme faaliyetleri çerçevesindeki 05.03.2015 tarihli grup çalışmasına mazeretsiz olarak katılmadığı,
her ne kadar sanık savunmasında, maddi sıkıntılar nedeniyle bu faaliyete katılmadığını ifade etmiş ise de, bu savunmasını doğrular nitelikte dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı, yine söz konusu sebeplerle mazeret dilekçesi sunarak mazeret beyanında bulunabilecekken böyle bir dilekçeyi denetimli serbestlik müdürlüğüne göndermediğinin anlaşıldığı, sanığın bu haliyle denetime uymamakta ısrar ettiği, yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat hasıl olmadığından ayrıca uyuşturucu madde kullanmakta ısrar etmesi nedeniyle gerçekleştirdiği eylemden pişmanlık duymadığı kanısına varıldığından sanık hakkında hükmedilen süreli hapis cezası için 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmasına yer olmadığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
18.12.2014 tarihinde denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlayan sanığın, 03.02.2015 tarihli bireysel ve vaka görüşmelerine katılmaması üzerine Komisyon tarafından uyarılmasına karar verildiği, 13.02.2015 tarihli uyarı yazısının iki kez tebligata çıkarılması nedeniyle 23.02.2015 ve 25.02.2015 tarihlerinde sanığa tebliğ edildiği ancak sanığın uyarı yazısının tebliğinden sonraki ilk görüşmesi olan 05.03.2015 tarihli grup çalışmasına katılmayarak yükümlülük ihlalinde bulunduğu, uyarılmasının ardından görüşmeye katılmaması nedeniyle ısrar koşulunun sağlandığı ve adli sicil kaydı ile UYAP’tan yapılan araştırmada sanığın bu suçu başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri sırasında işlemediği belirlendiğinden, Tebliğname’nin görüşüne iştirak olunmamıştır.
1. Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/640 Karar sayılı kararında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Ancak;
Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu,
Değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/640 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün;
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümünün çıkarılması ve yerine; “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına”, ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.