YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4978
KARAR NO : 2023/5748
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/132 E., 2022/171 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.02.2011 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2011 tarihli ve 2011/31 Esas, 2011/99 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası aynı Kanun’un 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 25.01.2018 tarihli 2017/3229 Esas, 2018/524 Karar sayılı kararı ile, “Sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3. maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanma suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi karşısında, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile yeniden düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 8. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190’ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme gereği, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunması, 2-Kabule göre de; Sanık hakkında sonuç olarak 10 ay hapis cezasına ayrıca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmolunduğu, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin (7). fıkrasına göre sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyması durumunda hapis cezasının infaz edilmiş sayılacağı ve bu durumun “özel bir erteleme” niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin 4. fıkrasına göre “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanamaz” düzenlemesi karşısında kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan sanık hakkında aynı Kanun’un 53/1.
maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi” gerekçesiyle 21.04.2011 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bozmaya uyularak, Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2018/44 Esas, 2018/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla lehine olan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 02.05.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
E. Sanığın denetim süresi içinde 12.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.04.2021 tarihli ve 2021/127 Esas, 2021/522 Karar sayılı mahkûmiyet kararının 07.04.2022 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/171 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir.
F. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık kararı temyiz ettiğini belirtmiştir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendi ile 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin ve 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02.05.2018 tarihi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğindeki eylemin gerçekleştiği tarih olan 12.10.2019 tarihi arasında zamanaşımı süresinin durduğu gözetildiğinde, duran süre ilave edildiğinde de, bozma öncesi mahkûmiyet hükmünün verildiği 21.04.2011 tarihinden, bozma sonrası mahkûmiyet hükmünün verildiği 23.06.2022 tarihine kadar, 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/171 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz talebi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.