YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5815
KARAR NO : 2023/5755
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/198 E., 2022/742 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci
maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.05.2011 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Elazığ (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 22.03.2012 tarihli ve 2011/716 Esas, 2012/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 27.04.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Elazığ (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.10.2013 tarihli ve 2013/382 Esas, 2013/523 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan karar tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
D.Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Diaresinin 09.09.2015 tarihli 2015/3321 Esas, 2015/3460 Karar sayılı kararı ile “Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra; a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, b) Sanığın bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı
yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesinde” zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle 04.10.2013 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozma kararı üzerine, Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2015/879 Esas, 2015/1287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 08.01.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
F. Sanığın denetim süresi içinde 02.03.2020 tarihinde işlediği 2313 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan Hozat Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.10.2021 tarihli ve 2020/46 Esas, 2021/64 Karar sayılı mahkûmiyet kararının 11.02.2022 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli 2022/198 Esas ve 2022/742 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
G. Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2022/36 Esas ve 2022/85 Karar sayılı kararı ile 02.03.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği için ihlal sayılan bu eylem sebebiyle dosyanın, Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/198 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli 2022/198 Esas ve 2022/742 Karar sayılı kararının gerekçesinde birleşen dosya yönünden ayrıca hüküm kurulmadığı belirtilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, kararı temyiz ettiğini, beraatini talep ettiğini belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, suç tarihinde kolluk kuvvetlerinin Kuyulu köyü mevkiinde yaptığı kontrollerde … plaka sayılı … … Turizm firmasına ait otobüste 31 numaralı yolcu olarak seyahat eden sanıktan ele geçirilen maddenin; … Adli Tıp Kurumunun 18.04.2011 tarihli raporuna göre; 46 gr kenevir maddesi olduğu ve bu kenevir maddesinden 22 gr toz esrar elde edilebileceğinin bildirildiği, Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 18.02.2011 tarihli raporda göre sanığın kan ve idrarında esrar maddesi tespitinin yapıldığının belirtildiği, bu şekilde sanığın suçu işlediği, Elazığ 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2013/382 Esas 2013/523 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, alınan Mahkeme kararının Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 2015/3321 Esas 2015/3460 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına şeklinde karar verildiği, birleşen Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/46 Esas 2021/46 Karar sayılı dosyasında …’un, kollukta alınan 02.03.2020 tarihli ifadesinde, …’un … oğlu olduğunu, oğlunun yaklaşık olarak 10 seneden beri uyuşturucu ve uyarıcı madde (esrar) kullanmakta olduğunu, kendisini defalarca hastaneye götürdüğünü fakat tedaviyi kabul etmediğini, oğlu ile aynı evde fakat farklı odalarda ikamet ettiklerini, 01.03.2020 günü oğlunun kendisini darp ettiğini ve sinirle oturduğu odanın camını kırdığını, cam kırılınca pencerenin önünde saksının içine ekili vaziyette 3-5 cm uzunluğunda kenevir bitkisi gördüğünü ve ihbarda bulunmak istediğini, oğlu …’un ikametinde kenevir yetiştirmesinden dolayı şikayetçi ve davacı olduğunu beyan ettiği, … Adli Tıp Grup Başkanlığının 25.03.2020 tarihli raporunda ise sanığın idrarında esrar metaboliti (11-COOH-Tetrahidrocannabinol) (THC) bulunduğu, kılında amfetamin türevlerinden 3,4- metilen dioksi amphetamine (MDA), 3,4- metilen dioksi-n-metil amphetamine (MDMD) ve metamfetamin bulunduğunun belirtildiği sanığın suçunun sabit görüldüğü, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ancak sanığın denetim süresi içerisinde birleşen Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/46 Esas 2021/64 Karar sayılı dosyasına konu 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi kapsamında suçu işlediğinin anlaşıldığı ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince birleşen dosya yönünden ayrıca hüküm kurulmadığı, sanığın denetim süresi içinde suç işlediği anlaşıldığından (Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/46
Esas, 2021/64 Karar sayılı ve 20.10.2021 tarihli kararı) hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının açıklanmasına karar verilerek sanık …’un üzerine atılı “Kullanmak İçin Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak” suçundan sabit olduğu gerekçesi ile atılı suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. İncelemeye konu Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/198 Esas sayılı dosyası ile birleşen Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2022/36 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede:
Sanık hakkında 02.03.2020 tarihinde işlediği eylem nedeniyle Hozat Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2020 tarihli iddianamesiyle 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli ve 2020/46 Esas, 2021/64 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan “sanık hakkında önceden verilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığı” gerekçesi ile kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden “Durma” kararı verildiği, 2313 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden ise “10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verildiği, sanığın 16.11.2021 tarihli dilekçesi ile “tarafına verilen 10 ay hapis cezasına itiraz etmek istiyorum, babamın yapmış olduğu şikayet üzerine eve gelen kolluk görevlilerinin bulmuş olduğu saksıda üç adet esrar bitkisi vardı, fakat dosyamda üç adetten fazla olduğu söylenmekte, bu olayı usulsüzlük olarak kabul ediyorum ve adil yargılanma olmadığını beyan etmek istiyorum, tüm delillerin toplanıp tekrardan adil bir yargılama yapılmasını istiyorum ve tarafıma verilen 10 ay cezanın temyiz etmek istiyorum ” şeklinde beyanda bulunarak sadece 2313 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden verilen 10 ay hapis cezasını istinaf ettiği, kurulan hükümler yönünden aleyhe istinaf isteminin de bulunmadığı ancak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.02.2022 tarihli ve 2022/41 Esas, 2022/351 Karar sayılı kararı ile 2313 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden verilen hükmün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yanında istinaf edilmeyen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden de inceleme yapılarak “Sanık hakkında 02.03.2020 tarihli eyleminden dolayı açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucu Hozat Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/46 Esas, 2021/64 Karar 20.10..2021tarihli kararı ile yargılamanın durmasına kararı verildiği anlaşılmış ise de; Sanık hakkında aynı nevi suçlardan verilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar ve/veya tedavi veya denetimli serbestlik kararı ve/veya 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı
Kanuna eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunup bulunmadığı araştırılarak, sanığın yargılama konusu eylemi kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar ile 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda belirlenen denetim süreleri içerisinde veya tedavi veya denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı sırasında işleyip işlemediği tespit edilip , ihlal eylemi olduğunun tespiti halinde 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince ayrı soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı dikkate alınarak dosyaların birleştirilmesi ,birleştirme mümkün olmaz ise evrak denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine getirilerek kamu davasına ilişkin düşme kararı verilmesi gerekeceğinin g…etilmemesi, Bu kapsamda; Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/879 Esas, 2015/1287 Karar 24.12.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği ve 09.08.2018 tarihli ek kararda “Her ne kadar Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/109 Esas, 2018/103 Karar Sayılı ve 07.09.2017 tarihli ilamında; mahkememiz tarafından sanık hakkında verilen 24.12.2015 tarihli 2015/879 Esas, 2015/1287 sayılı karar, 08.01.2016 Kesinleşme tarihli “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” kararının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca gereğinin ifa ve takdiri için mahkememize ihbarda bulunulmuş ise de; İhbarda bulunulan mahkeme ilamına konu suçun “Kullanmak İçin Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak” olmadığı, “Kasten Basit Yaralama” suçuna ilişkin olduğu anlaşılmakla; mahkememiz tarafından sanık hakkında verilen 2015/879 Esas 2015/1287 Karar sayılı ve 24.12.2015 Karar tarihli hükmün açıklanmasına yer olmadığına, “hükmün açıklanmasına yer olmadığına” şeklinde karar verilmiş olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla verilip verilmediği araştırılarak ve Mahkemesine birleştirme talepli ihbarda bulunularak sonucuna göre sanığın hukuki durumumun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi üzerine İstinaf bozma ilamına uyularak Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2022/36 Esas ve 2022/85 Karar sayılı kararı ile birleştirme kararı verildiği, her ne kadar Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli 2022/198 Esas ve 2022/742 Karar sayılı kararının gerekçesinde birleşen dosya yönünden ayrıca hüküm kurulmadığı belirtilmiş ise de, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin anılan kararında, talep olmadan yargılama yapılamayacağının g…etilmediği, dolayısıyla Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden verdiği bozma hükmünün ve bu hükme uyularak İlk Derece Mahkemesince verilen birleştirme kararının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşıldığından, birleşen dosya yönünden Mahkemece
tefrik kararı verilerek, durma kararının infazının devamı için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür.
B. Sanık hakkında 18.02.2011 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda 24.12.2015 tarihli karar ile bozma ilamına uyulduğu belirtilmesine rağmen sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve hükmün denetim süresi içinde işlediği 2313 sayılı Kanun’a muhalefet suçu nedeniyle açıklandığı, 24.12.2015 tarihli karar ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Mahkeme gerekçesinde ve hükümde herhangi bir atıf yapılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereği verildiğinin belirtilmesi nedeniyle bu kararın 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı herhangi bir suçtan açıklanabileceği, kaldı ki, incelemeye konu 18.02.2011 tarihli bu suç nedeniyle 22.03.2012 tarihli kararla hakkında doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği ve 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla,
1. Bozmaya uyulduğu halde, hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış
başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığının sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken bu hususlar araştırılmadan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’nun 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri g…etilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/198 Esas, 2022/742 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, diğer yönleri incelenmeksizin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.