Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/6144 E. 2023/5756 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6144
KARAR NO : 2023/5756
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/572 E., 2022/762 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul (Kapatılan) 13. Sulh Ceza Mahkemesinin, 24.01.2012 tarihli ve 2012/362 Esas, 2012/92 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 14.02.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.

3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul (Kapatılan) 13. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.04.2013 tarihli ve 2012/1918 Esas, 2013/580 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan karar tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 03.05.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

4. Sanığın denetim süresi içinde 16.07.2014 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan … 53. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.12.2014 tarihli ve 2014/785 Esas, 2014/506 Karar sayılı mahkûmiyet kararının 29.12.2014 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2015 tarihli ve 2015/19 Esas, 2015/346 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

5. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 12.02.2020 tarihli 2019/4103 Esas, 2020/920 Karar sayılı kararı ile, gerekçesiz hüküm kurulmuş olması, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun’un 68 inci

maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından araştırma yapılmaması gerekçesiyle 14.04.2015 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

6. Bozmaya uyularak, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2020 tarihli ve 2020/151 Esas, 2020/414 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

7. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 29.04.2021 tarihli 2020/22248 Esas, 2021/5433 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu belirtilerek 22.09.2020 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

8. Bozmaya uyularak, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.09.2021 tarihli ve 2021/417 Esas, 2021/566 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddesi ile basit yargılama usulü uygulandığından 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi kapsamında 7 ay 15 gün hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
9. Karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine, dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2022 tarihli ve 2021/619 Esas, 2022/17 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
10. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.05.2022 tarihli 2022/6872 Esas, 2022/6470 Karar sayılı kararı ile, gerekçesiz hüküm kurulmuş olması nedeniyle 13.01.2022 tarihli hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

11. Bozmaya uyularak, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/572 Esas, 2022/762 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan

lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık lehine delil toplanmadığına, aleyhe delillere göre hüküm tesis edildiğine, adil yargılanma ilkesine ters düşüldüğüne, olgular ve somut olayın örtüşmediğine, araçta bulunan maddenin sanığa ait olmadığına, tutanak ile sanığın savunmaları arasında çelişki bulunduğuna, tutanak mümzinin dinlenmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre)
Olay tarihi olan 14.12.2011 tarihinde emniyet güçlerinin yaptıkları rutin uygulamada şüphe üzerine sanığın kullandığı aracı durdurdukları, sanığın kaba üst aramasında suç unsuru bulunmadığı ancak şoför koltuğunun alt kısmında paspas üzerinde daha sonra yapılan kriminal inceleme ile uyuşturucu maddelerden esrar olduğu anlaşılan maddenin dağınık şekilde bulunduğu, bulunan madde miktarı, bulunma şekli ve tüm dosya kapsamına göre sanığın bu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğu, böylece üzerine atılı kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlemiş olduğu, sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek bulunan maddenin kendisine ait olmadığını savunmuş ise de; sanığın aşamalarda alınan savunmalarında daha önce uyuşturucu madde kullandığını beyan etmiş olması, soruşturma aşamasında alınan beyanında suça konu aracı gezmek amacı ile 13.12.2011 tarihinde arkadaşından aldığını beyan etmiş olmasına rağmen sonraki aşamalarda aracın kiralık olduğundan bahsetmesi ancak kiraladığına dair dosyaya bir evrak sunmamış olması, tutanak kapsamına göre olay günü sanığın kullanımında bulunan araçta sanığın bulunduğu şoför koltuğunun hemen altındaki paspas üzerinde dağınık halde esrar maddesinin bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın emniyet güçlerince durdurulması sırasında üzerindeki uyuşturucu maddeyi yakalanmaması için bulunduğu koltuğun altına serperek attığı kanaatine ulaşıldığı, savunmasının ise suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu gerekçesi ile atılı suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, tedavisini tamamladığı, 24.09.2012-26.09.2012 tarihli rehberlik görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasının ardından başvurarak görüşmelere katıldığı ancak; 03.12.2013-05.12.2012 tarihli rehberlik görüşmesine katılmadığından bahisle ikinci bir uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, olayda ısrar şartı gerçekleşmediğinden denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek, yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/572 Esas, 2022/762 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.