Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4413 E. 2023/591 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4413
KARAR NO : 2023/591
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar … ve …’ın 2014 yılı Mayıs ayı başlarında müvekkiline gelerek müvekkilinin öncesinden tanıdığı davalı …’in ekonomik sıkıntıları nedeniyle kendisine ait işyerini Egdaş ünvanlı firma sahibi …’a sattığını, iş yerinin geri dönüşüm tesisine müsait olduğunu, firma sahibinin bu yeri Arif’in kiracı sıfatıyla kullanmasına rıza göstereceğini, davalıların müvekkilinin kendilerine yardımcı olmalarını, tesisin hazır olduğunu, ancak şirket kurulması gerektiğini, şirketin kurulma masraf ve sermayesi ile işletme sermayelerinin olmadığını söylediklerini, davalıların şirket kuruluş masrafları ile gerekli işletme sermayesi ve tesisin çalışabilmesi için öncelikle kepçeli traktör istediklerini, şirketin kuruluş ve işletme sermayesi olarak 13.000,00 TL müvekkili tarafından …’a verildiğini, traktör alımında müvekkilinin 16.000,00 TL çek ile ödemede bulunduğunu, faturanın …’e kesildiğini, müvekkilinin şirket kuruluş ve sermayesi olarak davalı …’ın hesabına para gönderdiğini, ancak müvekkiline hisse devri yapılmadığını, müvekkilinin hisse devrini ya da haklarının verilmesi için davalılara ihtarname gönderdiğini, davalı …’ın ihtarnameye cevabında ödünç para verdiği iddasının doğru olmadığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin 1/3 oranında hissedar olması nedeniyle şirketin maddi ve manevi varlıkları ve işletme değeri, ayrıca bugüne kadar elde ettiği kâr ve kazanımları ile oluşan alacak ve tazminata karar verilmesini, bu talep yerinde görülmez ise şirkete ve davalılara müvekkili davacının yaptığı ödemeler nedeniyle davalıların haksız ve sebepsiz yere zenginleşmesi nedeniyle müvekkilinin gönderdiği paraların davalılara gönderme veya ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … cevap dilekçesinde; davacının traktörün çekle ödendiği iddiasının doğru olduğunu, davacının şirket adına … kurulmadan önce davalı …’nın hesabına para gönderdiği iddiasının doğru olduğunu, davacının mağduriyetinde kusuru bulunmadığını savunarak kendisine yönelik davanın reddini istemiştir.

2.Davalılar … ve … Geri Dönüşüm San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili …’ın diğer müvekkili şirketin müdürü olduğunu, müvekkili şirketin 1/3 payının davacıya devrine ilişkin taraflarınca davacı yana verilmiş yazılı ya da sözlü bir taahhüt bulunmadığını, müvekkiline gönderilen havalelerin davacının müvekkilinden almış olduğu ödünç para borcunu geri ödemesine yönelik olduğunu, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olduğunu, aksinin yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı 1/3 payla şirket ortağı olduğunu iddia etmiş ise de, taraflar arasında bu yönde yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının, davalı şirkete tescil edilmiş bir ortaklığı olmadığından şirket ortağı olarak alacak ve tazminat talebinin bu nedenle kabul görmediği, dosya içerisine aldırılan bilirkişi raporu ile davacı tarafça ibraz edilen banka havale makbuzları ile davacı tarafından davalı …’a 9 adet toplam 104.000,00 TL tutarında nakit havale işlemi yapıldığı, davalılardan …’ın davacı …’a 5 adet toplam 11.625,00 TL tutarında nakit havale işlemi yaptığı, …’ın 2014 yılında 16.000,00 TL tutarında çek ödemesi yaptığının sabit olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 555 inci maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen havalenin aksi ispatlanmadıkça kural olarak bir borcun ödenmesi için yapıldığı konusunda yasal karinenin mevcut olduğu, bu yasal karinenin tersini ileri süren davacı iddiasını kesin delille ispat etmek durumunda olduğu, somut olayda davacı tarafça gönderilen havale tutarlarının şirketin kuruluşu için sermaye olarak gönderildiği iddia edilmiş ise de, gönderilen havale makbuzlarında bu yönde bir açıklama bulunmadığı, incelenen şirket ticari defter ve belgelerinde de bu yönde kayıt bulunmadığı, davacı tarafın bu yöndeki iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varıldığı, dava dilekçesinde açıkca yemin deliline de dayanılmadığından yemin teklif etme hakkının da hatırlatılmadığı, her ne kadar davalı …’ın diğer davalı … açısından davayı kabul niteliğinde beyanları olsa da, davayı kabul beyanının sadece kabul eden taraf açısından sonuç doğuracağı, somut olayda davalı … davalı … açısından davayı kabul niteliğinde beyanda bulunmakta, kendi açısından ise davacı ile şirket dışındaki verdiği paralar ile ilgili ibralaştıklarını beyanla davanın kendi açısından reddini talep ettiği, davacı taraf da dava dilekçesinin 5 nolu sayfasının 12. bendinde davalı …’le olan münasebetinin elden şirket kuruluşu için verdiği 13.000,00 TL ile araç satışı için gönderilen 19.000,00 TL olduğu, bu konuların belgeye bağlandığı ve davalı … ile ibralaşıldığı, davalı …’e davacının gönderdiği diğer paralar şirket dışı olduğundan ayrıca dava konusu yapılacağını beyan ettiği, ayrıca davacı tarafça delil olarak 17.06.2014 tarihli davalı şirkete alındığı iddia edilen kepçeye ilişkin satış sözleşmesi aslı ibraz edildiği, sözleşmeyi kepçeyi satan vekili …, davacı … ve tanık …’ın imzaladıkları, sözleşmede davalı …’ın kendi adına ya da davalı şirketi temsilen imzasının bulunmadığı, bu nedenle sözleşmenin davacı lehine yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilmesi, sözleşme davalı taraftan sadır olan bir belge olmadığından mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; banka vasıtasıyla şirket kuruluş ve sermayesi için gönderilen, elden verilen ve alınan traktör bedeline ödenen çek bedeli dahil olmak üzere geri ödenmek üzere verilen, bu nedenle müvekkiline daha sonra ödenen paralar düşüldüğünde şirket bünyesinde ve davalı …’ın uhdesinde 103.000,00 TL müvekkilinin parasının bulunduğunu,müvekkilinin davalı … ile … dışında ilişkisi bulunmadığını, davalı …’dan ödünç para almadığı gibi davalının ödünç para verebilecek ekonomik gücünün de bulunmadığını, Mahkemenin ispat yükü konusunda hatalı değerlendirme yaptığını, …’ın geriye gönderdiği paralar nedeniyle fiili karine oluştuğunu, davanın tümüyle kabulü gerektiğini, ancak şirket ortaklığı için gerekli şekil şartlarının oluşmadığı düşünülse bile davacının davalılara gönderdiği ve davalılardan … ile …’in sebepsiz yere zenginleşip haksız bir şekilde uhdelerinde tuttukları paranın ticari faizi ile iadesine karar verilmemiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacının davalı limited şirketin ortağı olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacının şirket ortaklığından kaynaklı alacak ve tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, davacı ödemeleri şirket kuruluşu için ve sermaye olarak gönderdiğini ileri sürmüş ise de, taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi havale dekontlarında dahi bu yönde bir açıklama yer almadığı, davacının delil başlangıcı oluşturduğunu ileri sürdüğü banka havalelerinin delil başlangıcı olarak kabulü mümkün olmadığı gibi davacının şirket adına alınan traktörün bedelini ödeme iddiası ile ilgili dayandığı 17.06.2014 tarihli satış sözleşmesinde davalı …’ın ne kendi adına ne şirket adına atılı imzası bulunmadığından bu belgenin de delil başlangıcı olarak değerlendirilemeyeceği, davacının havale yoluyla yaptığı ödemelerin şirketin kuruluş işlemleri ve sermaye olmak üzere gönderildiği yönündeki iddiasını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca yazılı delil ile ispatlaması gerekirken ispatlamayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı, İlk Derece Mahkemesinin aynı gerekçelerle davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı peşin harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.