Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/1491 E. 2023/4535 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1491
KARAR NO : 2023/4535
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/61 E., 2021/90 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre infaz kurumuna veya
tutukevine yasak eşya sokma suçundan
mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260
ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafii süresinde duruşma talebinde bulunmuş ise de; hükmolunan hapis cezasının süresine göre, 5271 Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği duruşma talebinin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.06.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 44 üncü maddesi delaletiyle, 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 297 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2014 tarihli ve 2014/160 Esas, 2014/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 297 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 inci maddesi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 58 inci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

C. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 27.11.2019 tarihli 2019/2146 Esas, 2019/7468 Karar sayılı kararı ile, suç tarihi itibariyle sanığa 5271 sayılı Kanun’un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafii görevlendirilmesi zorunlu olduğu halde müdafii görevlendirilmeden hüküm kurularak sanığın savunma hakkının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğu, gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeyen 11.11.2014 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bozmaya uyularak, … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2020/61 Esas, 2021/90 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmaya teşebbüs suçları sabit görülerek 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi delaletiyle 297 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı fıkranın son cümlesi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapiscezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve
sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Haklı gerekçenin bulunmadığına,

2. Suça konu olayın niteliği, gelişimi ve konusu netlik kazanmadan eksik tespitle hüküm kurulduğuna,

3. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

4. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın infaz kurumuna yasak eşya sokma iradesi göstermediğine,

5. Sanık aleyhine hüküm kurulduğuna, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmadığına,

6. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiğine,

7. Somut delil bulunmadığına, suçun sabit olmadığına,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde,…K1 Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan …’nın, oğlu olan …e, kendisine teslim edilmek üzere bir kısım eşyaları hazırlayarak amcası olan…a teslim etmesini söylediği, …ün hazırladığı eşyaları…a teslim ettiği,…ın ise ceza infaz kurumuna malzeme teslim etmek üzere gelen “…” isimli market çalışanı … K. aracılığıyla eşyaları gönderdiği, söz konusu eşyaların…K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu girişinde yapılan aramasında eşyalar arasındaki ceketin sol kolunun iç kısmına gizlenmiş vaziyette tabaka şeklinde 5,3 gr. esrar maddesi ele geçirildiği, ekspertiz raporunda ele geçirilen maddenin uyuşturucu maddelerden esrar maddesi olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, sanık …’nın cezaevine girmeden önce ceketinin kolunun içerisine gizlemiş olduğu uyuşturucu maddeyi cezaevine sokmak için bir kısım şahsi eşyalarla birlikte oğlu olan …den istediği, kardeşi…
vasıtası ile market çalışanına ulaştırıldığı ve cezaevi girişinde yapılan kontrolde esrar maddesinin yakalandığı hususlarının sübut bulduğu, sanık her ne kadar savunmalarında esrar kullanmadığını, ticaretini de yapmadığını, daha önceden uyuşturucu madde ticaretine sabıkası olduğunu, olay tarihinden bir hafta önce henüz cezaevine girmemişken … … Semtinde bulunduğu sırada sokakta gördüğü çocukların esrar içtiğini ve esrarı ellerinden aldığını, ceketinin cebine attığını, orada unuttuğunu beyan etmişse de, sanık ve hakkında dosya kapsamında beraat kararı kesinleşen…ve…ın beyanları, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen market çalışanının beyanı, dosya kapsamındaki tutanaklar nazara alındığında, sanığın esrar maddesinden önceden haberinin olduğu hususunun kendi beyanlarından anlaşıldığı, esrar maddesini ceketinin cebine koyduğunu söylediği ancak sanığın esrar maddesini önceden cebinde değil ceketinin kol kısmına gizlediğinin tutanaklardan anlaşıldığı, ayrıca çocuklar içmesin diye esrarı alıp cebine atma savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği, her ne kadar sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi delaletiyle 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 297 inci maddesinin birinci fıkrası hükümleri gereği cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın suça konu uyuşturucu maddenin ticaretini yaptığına dair dosyada her türlü şüpheden uzak başkaca somut bir delil bulunmadığı, zira ele geçen uyuşturucu madde miktarı da nazara alındığında sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunu oluşturacağı kanaatine varıldığı, ayrıca suça konu uyuşturucu maddenin…K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu girişinde yapılan arama esnasında yakalanması nedeniyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 297 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen teşebbüs aşamasında kalan infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu da oluşturacağı, bu kapsamda sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 191 inic maddesi ve 297 inci maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğu, aynı Kanun’un 44 üncü maddesi gereğince işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerektiği, suç tarihinin 30.12.2013 olduğu, 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran kişinin bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağının düzenlendiği, suç tarihi itibariyle 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu ancak 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi gereğince fikri içtima hükümleri olaya uygulanarak, aynı Kanun’un 297 inci maddesinde infaz kurumuna uyuşturucu veya uyarıcı madde sokan kişinin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlendiğinden, sanığın en ağır cezayı gerektiren suç olan infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan cezalandırılması cihetine gidildiği, gerekçesiyle sanığın
mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

29.12.2013 olan suç tarihinin gerekçeli kararda “30.12.2013” olarak gösterilmesi Mahkemesince giderilebilecek yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Eyleminin tamamlanmasına rağmen teşebbüs hükümleri uygulanmak suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2020/61 Esas, 2021/90 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.05.2023 tarihinde karar verildi.