Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/6875 E. 2010/10596 K. 19.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6875
KARAR NO : 2010/10596
KARAR TARİHİ : 19.10.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL.

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı vasisi kısıtlı …’ya ait 5696 Parsel sayılı taşınmazlardaki 3 nolu bağımsız bölümün torunu davalı … tarafından alınan vekaletname ile davalı …’ye satış suretiyle devredildiğini onun da diğer davalı …’a geçirdiği, vekaletnamenin düzenlendiği tarihte Yusuf’un ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, yargılama aşamasında Yusuf’un ölmesi üzerine dava tereke temsilcisi tarafından takip edilmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, davalı … açmış olduğu elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası eldeki dava ile birleştirilerek görülmüştür.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, bir kısım davalılar ve karşı davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.10.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili Avukat… geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Asıl dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil birleşen dava ise elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK. nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne varki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. Maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK. nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. Maddesi ile HUMK. nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek ‘kısa kararda birleşen dava yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği halde gerekçeli kararda birleşen davanın reddine karar verilmek suretiyle’ kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Hal böyle olunca, hükmün l0.4.l992 gün, l992/7 Esas, l992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.