Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/11416 E. 2023/3676 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11416
KARAR NO : 2023/3676
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/53 Esas, 2020/244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2020/1053 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 102 ıncı maddesinin ikinci, üçüncü (d) fıkraları, 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü (a) son ve beşinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl ve 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 22.03.2022 tarihli ve 2021/19740 Esas, 2022/2762 Karar sayılı kararı ile özetle 5271 sayılı Kanun’un 217 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” hükmüne yer verilmiş olup, bu kapsamda maddi hakikatın ortaya çıkarılması ve mağdurenin cinsel eyleme karşı rızasının bulunup bulunmadığının tespiti açısından adli emanette bulunan olay anına ilişkin CD’nin duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanlarının alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2022/871 Esas, 2022/1112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın cezalandırılmasına hükmeden yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğuna, mağdurenin anlatımlarına uygun görüntüler bulunduğuna, sanığın atılı suçlardan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü; ”Olay tarihinden önce her ikisi de … Fabrikasının farklı bölümlerinde çalışan sanık ve mağdurun, internet üzerinden tanışıp messengerdan mesajlaştıkları, 28.12.2019 tarihinden 07.01.2020 tarihine kadar birbirlerine mesaj gönderdikleri, sanığın mağdura kendisinden birşey istemediğini ancak durumuna üzüldüğü için mağdura yardım edebileceğini belirtip, ona 3000 TL’ye telefon alabileceğini, 500 TL para verince çocuğuyla gezmesini istediğini, kendisine yeni ev alınca mağdurun çocuğuyla kalabileceğine, kendisinin de bekar evinde oturabileceğine dair mesajlar çektiği ve buluşmak istediği, mağdurun buluşma isteğine olumlu cevap vermeyince bu kez sanığın … Fabrikasında çalıştığı bölümden ayrılmak isteyen mağdura başka bir bölümde vardiya şefi olması nedeniyle fotoğraf verdiği taktirde, istediği bölüme kendisini aldırabileceğini belirttiği, 06.01.2020 tarihinde mağdurun Salihli ilçesinden döndüğünü öğrenince, arkadaşı olan tanık …’dan evinin anahtarını aldığı, daha sonra … Camii önünde buluşma teklif edip, mağdurdan iş yerine vermek için fotoğraf getirmesini istediği, öğleden sonra buluştukları, buluşmadan önce sanığın alkol aldığı, birlikte eve gittikleri, sanığın eve girişte dairenin kapısını kilitlediği, sanığın evde de alkol almaya devam edip, mesaj içeriklerine göre alkole karşı dayanıklı olmayan mağdura ısrarla bir şişe birayı içirdiği, bir süre oturup sohbet ettikleri, saat 20:00 civarında mağdurun, sanığın birlikte olma teklifini kabul ettiği ve soyunduğu, sanığın isteğiyle oral seks yaptığı, sanık ve mağdur arasındaki bu durumun sanık tarafından cep telefonu ile kayda alındığı, daha sonra sanığın mağdur ile ilişkiye girdiği anlaşılmıştır. Sanık … ****, tüm aşamalarda üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, rızasıyla mağdurla ilişkiye girdiğini belirtmiştir. Mağdur … ****, 07.01.2020 tarihinde emniyette, 05.02.2020 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda ve ağır ceza mahkemesinin 04.06.2020 tarihli celsesinde verdiği ifadelerinde, sanığın zorla kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu belirtmiş, 16.10.2020 tarihinde Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan dilekçede, sanığın kendisine tecavüz etmediğini, sanığa cinsel ilişkiye girerken bu ilişkiyi cep telefonuna kaydetmemesi için defalarca yapma, etme şeklinde beyanda bulunduğunu, eşiyle boşanma davası devam ettiği için görüntünün aleyhine kullanabileceğinden korktuğunu ve bu nedenle şikayetçi olduğunu belirtmiş, aşamalarda ifadesini değiştirdiği anlaşılmıştır. Dava dosyasında dinlenen tanıkların görgü ve bilgiye dayalı beyanlarının bulunmadığı, sanık ve mağdurun ifadelerinden başka delil niteliğinde olabilecek tek delilin sanığın cep telefonuna kaydettiği görüntüler olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şekilde görüntülerin yer aldığı CD’nin Dairemizce getirtilip 08.06.2022 tarihli celsede izlendiği, görüntülerin içeriğinin mağdurun dilekçesinde belirttiği şekilde sanıktan ilişkiyi görüntüye çekmemesine yönelik olduğu, sanığın inkara yönelik savunması, mağdurun değişen beyanları, cep telefonu video kaydı ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mağdurun sanıkla rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği ve sanığın üzerine atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı Dairemizce kabul edilerek unsurları itibariyle oluşmayan cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın beraatine dair” şeklinde gerekçeler ile hükümler kurduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “Suçsuzluk” ya da “Masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava

konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2022/871 Esas, 2022/1112 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

31.05.2023 tarihinde karar verildi.