Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/2672 E. 2023/7755 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2672
KARAR NO : 2023/7755
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/21 Esas, 2013/356 Karar
SUÇLAR : Zimmet
HÜKÜMLER : Beraat

Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/21 Esas, 2013/356 sayılı Kararının, suçtan zarar gören vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğünün kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2012 tarihli ve 2012/17721 Soruşturma, 2012/22850 Esas, 2012/1392 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/21 Esas, 2013/356 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında suç kastları bulunmadığından bahisle atılı suçtan, beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanıkların yaptıkları otel harcamalarını … (Vakıf) tarafından tahsis edilen harcırahtan karşılamaları gerekirken hem harcırahı kullanıp hem de konaklama ve diğer giderleri vakfa fatura ettirdikleri, haklarında yapılan inceleme neticesinde usûlsüz olarak Vakfa ödettirdikleri paranın büyük bir kısmını vakfa ödedikleri, 1.066,30 TL’yi ödemedikleri, inceleme sonrasında paranın bir kısmının sanıklar tarafından ödenmesi sebebiyle sanıkların eylemlerinin kullanma zimmetini oluşturacağı, sanıkların zimmet suçundan cezalandırılmaları gerekirken yeterli inceleme yapılmadan ve delillerin takdirinde hataya düşülerek beraatlerine karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu, Hakimin hukuki bilgisiyle çözebileceği bir hususun varlığı nedeniyle bu hususta aldırılan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı sebepleriyle hükümleri temyiz etmiştir.
B. Katılan … Müdürlüğüne izafeten Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılma talebinin yanı sıra, usûl ve yasaya aykırı olan kararın Yargıtayca resen gözetilecek sebepler de nazara alınarak bozulması gerektiğinden bahisle hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde, sanıklardan Hüseyin’in Vakıf yönetim kurulu üyesi ve Vakıf İktisadi İşletmesi temsilcisi, Göksel’in genel müdür vekili, Birol’un ise genel müdür yardımcısı olarak görev yaptıkları, görevleri nedeniyle zilyetliği kendilerine devredilmiş olan ve koruma ve gözetimiyle yükümlü oldukları vakfın maddi kaynaklarını suistimal ederek, otellerdeki şahsi giderlerini kullandıkları hileli yöntemlerle Vakıf gideri gibi göstererek Vakfa fatura edilmesini sağladıkları, yapılan idari denetim sırasında bu giderlerin şahsi giderler olduğunun ve Vakıf tarafından haksız olarak ödendiğinin tespit edilmesi üzerine sanıkların bir kısım parayı nakit olarak Vakıf hesabına yatırdıkları, bir kısım parayı ise otel yönetimi ile iyi ilişkilerini kullanarak mahsup ettirdikleri, buna rağmen haksız olarak mal edindikleri toplam 1.066,30 Türk lirasını (TL) ödemedikleri, bu suretle atılı suçu işlediklerinden bahisle açılan kamu davalarında, Mahkemece; sanıkların Vakfın parasını zimmete geçirmedikleri, İstanbul’da kaldıkları otel tarafından özel harcamaya ilişkin paraların da vakfa fatura edildiğinin anlaşılması üzerine herhangi bir şikayet ve ihbar olmaksızın sanıkların özel harcamalarına ilişkin paraları Vakfa ödedikleri, 19.06.2013 tarihli bilirkişi raporunda sanıkların üzerlerinde herhangi bir vakıf parasının bulunmadığının belirtilmesi de nazara alınarak sanıkların suç kastlarının olmadığından bahisle beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
27.02.2008 tarihli ve 26800 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 4 üncü maddesi uyarınca Vakfın özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olması ve anılan Kanun’da sanıkların kamu görevlisi olarak kabul edileceklerine dair bir düzenlemenin bulunmaması karşısında, sanıkların zimmet suçunun faili olamayacakları, 03.03.2010 tarihli Vakıf Genel Kurul toplantı tutanağında, vakıf tarafından görevlendirilen kişilerin yurt içi iş seyahatlerinde ulaşım ve konaklama masrafları dışında günlük olarak 250,00 TL harcırah ödenmesine karar verilmesi ayrıca Vakıftan gelen yazı içeriklerine göre Vakıf tarafından görevlendirilen kişilerin konaklama giderlerinin Vakıf tarafından karşılanacağının anlaşılması, sanıkların görevleriyle alakalı olarak kaldıkları otel tarafından Vakfa kesilen faturaların düzenlenmesinde sanıkların herhangi bir müdahale ya da katkılarının bulunduğuna dair bir delilin bulunmaması, otel tarafından kesilen fatura içeriklerinin doğru olmadığının Vakıf muhasebecisi tarafından tespit edilmesi üzerine, sanık …’in görevlendirmesiyle muhasebeci tarafından oteldeki tüm kayıtların temin edilip araştırılması neticesinde fatura içeriklerinde Vakıf tarafından ödenmemesi gereken şahsi harcamaların olduğunun tespit edilmesi ve durumun otele bildirilmesi üzerine, otel tarafından Vakfa hitaben yazılan 02.06.2011 tarihli yazı içeriğinde şahsi harcamaların sehven Vakfa fatura edildiğinin belirtilmesi ve bazı harcama kalemlerine ilişkin olarak fatura iadesinin gerçekleştirilmesi, bunun üzerine herhangi bir ihbar ve şikayet gerçekleşmeden şahsi harcamaların ilgililerinden tam olarak tahsil edilmesi hususları da nazara alındığında; sanıkların üzerlerine atılı suç açısından kastlarının bulunmaması gerekçesiyle beraatlerine karar verilmesine rağmen, hüküm fıkrasında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine yer verilmemesi suretiyle aynı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış, sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmaları tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştiri dışında, hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/21 Esas, 2013/356 sayılı Kararında katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştiri dışında, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.06.2023 tarihinde karar verildi.