Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2022/4742 E. 2023/7759 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4742
KARAR NO : 2023/7759
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/396 Esas, 2022/19 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2015 tarihli ve 2014/35553 Soruşturma, 2015/326 Esas, 2015/209 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları; 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan ise anılan Kanun’un 36 ncı ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılması ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2015/44 Esas, 2015/484 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik ve 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarını işlediğinin sabit olduğu ancak 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesindeki düzenleme ve özel norm ilkesi gereğince sanığın 5464 sayılı Kanun’un 36 ncı ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 ve 52 nci maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 5 gün karşılığı olarak 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
3.Katılan vekilinin temyizi üzerine hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2020/6085 Esas, 2021/2151 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan cezalandırılması ve 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan açılan kamu davasında sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği ayrıca uygulamadaki hatalar nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2022 tarihli ve 2021/396 Esas, 2022/19 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 241 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 5 gün karşılığı olarak 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, suç ve hüküm tarihleri arasında zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda mahkemece inceleme yapılmadığı, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının nasıl oluştuğu hususunda mahkemece bir gerekçenin gösterilmediği ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
1.01.01.2009 ilâ 31.12.2009 tarihleri arası olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında 18.11.2014 olarak gösterilmesinin Mahkemesince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, zincirleme tefecilik suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3.Son suç tarihi olan 31.12.2009 tarihinden itibaren, mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 06.01.2022 tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olduğundan, sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2022 tarihli ve 2021/396 Esas, 2022/19 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde karar verildi.