Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1355 E. 2023/1314 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1355
KARAR NO : 2023/1314
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; teminat mektubunun tazmini için 31.07.2009 tarihli yazı ile davalı bankaya müracaat ederek, teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebinde bulunulduğunu, davalı bankanın teminat mektubunu tazmin etmemesi üzerine alacağın tahsili için davalı banka aleyhine girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tazmin talebi usulsüz olduğundan yerine getirilmediğini, davacının tazmin talebinde hangi şahsın yükümlülüğünü yerine getirmediğinin net bir şekilde ifade edilmediğinden davacının tazmin talebinin reddedildiğini, ikinci tazmin talebinin ise süresinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 02.04.2013 tarih, 2012/51 E. ve 2013/93 K. sayılı kararı ile davalı tarafça birinci tazmin talebinin red gerekçesi olarak teminat mektubunun … ve …’in yükümlülüklerini birlikte yerine getirmemesi halinde ilk yazılı tazmin talebinde tazmin olunacağı şeklinde bir düzenlemenin bulunduğu oysa davacı tarafça yapılan tazmin talebinde isim yazmaksızın alıcıların 19.03.2004 tarihli hisse alım satım sözleşmesi ve 11.12.2006 tarihinde ve eki nezdinde S.C. Imum SA Medgıdıa şirketine ilişkin yatırım yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeni ile söz konusu banka teminat mektubu ifası için düzenlendiğinin belirtildiği ve bunun uluslararası yeknesak kurallara aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de davacı tarafça yapılan tazmin talebinde davalı bankanın teminat mektubuna ilişkin referans numarası lehtarları olan …, …, … ve …’in gösterildiği, davalı banka tarafından davaya konu edilen teminat mektubu dışında anılan bu şahıslar lehine verilmiş başkaca herhangi bir teminat mektubunun da bulunmadığı, yine tazmini istenen teminat mektubu tarihi, referans numarası, lehtarlarının tazmin mektubunda açık şekilde gösterildiği, davalının özellikle sözleşmede düzenlendiği şekli ile ilk yazılı basit talep üzerine ödemeyi kabul ettiği halde sırf ödeme talebinin alt kısmında … ve …’ın isimlerinin bulunmaması sebebi ile tazmin talebini reddetmesi hakkın kötüye kullanılması olduğu, davacının tazmin talebinin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, itirazın asıl alacak üzerinden iptaline, takibin devamına, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 09.03.2015 tarih, 2014/6151 E. ve 2015/3223 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, mahkemenin kararı, davacı tarafça takibe ve davaya konu edilen alacağın likit olduğu gözetilerek davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu kalem istemin reddinde isabet görülmediği gibi davacının 09.01.2012 tarihli ihtarname ile 500.000,00 euro alacağı talep ettiğine göre ihtarnamenin tebliğ tarihi saptanıp temerrüt tarihinin tespiti ile temerrüt tarihinin başlangıcından itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediğinden bahisle işlemiş faiz talebinin reddi de doğru görülmediği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.02.2017 tarih, 2016/716 E. ve 2017/120 K. sayılı kararı ile davacı tarafından keşide olunan ihtarnamenin davalı bankaya 11.01.2012 tarihinde tebliğ olunduğu, 7 günlük ödeme süresi sonunda 19.01.2012 tarihinde davalı yönünden temerrüdün gerçekleştiği, asıl alacağın 500.000,00 euro olup temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz miktarının 1.150,70 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay ( Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 25.06.2019 tarih, 2017/4516 E. ve 2019/4057 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra alınan ek bilirkişi raporunda, davalının kendisine gönderilen ve tebliğ edilen ihtarnamedeki atifet süresinin sonu olan 19.01.2012 tarihinden takip tarihi olan 30.01.2012 tarihine kadar 500.000,00 euro asıl alacak için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince uygulanması gereken faiz oranına göre işlemiş faizin 1.150,70 euro olarak hesaplandığı, davalı vekilinin bu rapora %7 oranında uygulanan faiz oranının kamu bankalarının 1 yıllık euro mevduatına uyguladığı en yüksek faiz oranının çok üzerinde olduğu gerekçesiyle ve dayanak da göstererek itirazda bulunmuş olmasına rağmen mahkemece bu itirazın karşılanmadığı ve faiz işletilecek dönemle ilgili devlet bankalarının uyguladığı faiz oranlarının sorulmadığı ve bilirkişi raporunun da denetlenmediği, Mahkemece yapılması gereken işin, kamu bankaları olan T.C. Ziraat Bankası ve T. Halkbankası’ndan 19.01.2012-30.01.2012 tarihleri arasında 1 yıl vadeli euro mevduatına verdikleri en yüksek faiz oranı sorulup mevcut bilirkişi raporunun doğru olup olmadığının denetlenmesi ve şayet bilirkişinin aldığı %7 faiz oranı fazla ise yeniden hesap yaptırmaktan ibaret olduğu, ayrıca, mahkemece verilen 02.04.2013 tarihli kararın hüküm fıkrasının ikinci bendinde yer alan 69.350,51 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline karar verildiği ve bu harcın tahsili için 22.05.2012 tarihinde harç tahsil müzekkeresi yazıldığı halde ve dosya içerisinde de davalı bankacı bu harcın yatırıldığına dair belge fotokopisi bulunmasına rağmen bu harcın yatırılıp yatırılmadığı teyit edilmeden temyize konu 16.02.2017 tarihinde kararın hüküm fıkrasında davalıdan yeniden 69.401,91 TL harç tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı lehine bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak T.C. Ziraat Bankası’nın 19.01.2012 – 30.01.2012 tarihleri arasında 1 yıl vadeli euro mevduata verdiği en yüksek faiz oranı olan %4,00 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda somut olayda işlemiş faiz tutarının 657,53 euro olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2012/2311 sayılı dosyasında, 500.000,00 euro asıl alacak, 657,53 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 500.657,53 euro üzerinden itirazın iptali ile 500.000,00 euro asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının euroya uyguladıkları 1 yıllık en yüksek mevduat faiz oranı uygulanmak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamı olan 500.657,53 euronun takip tarihi itibari ile TL karşılığı olan 1.174.592,63 TL üzerinden hesaplanan %40 icra inkâr tazminatı 469.837,05 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; teminat mektubu ile tazmin talebinin uyumsuz olduğunu, ortada davacı tarafça yapılan iki tazmin talebi olduğu halde mahkemece ikinci tazmin talebinin ilkinin devamı olarak değerlendirildiğini, alacak miktarı tartışmalı iken likit olduğundan bahisle icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacı tarafça gönderilen ihtarnamede müvekkili bankanın temerrüde uğrayacağına dair hiçbir ihtarın bulunmadığını bu hali ile faize hükmedilemeyeceğini, davacı davayı tazmin talebinin reddinden 3 yıl sonra açtığından davacının kendi kusurundan davalının sorumlu tutulamayacağını, gerekçeli kararın bazı yerlerin para birimi yerine soru işareti bulunduğundan bu hali ile uygulanmasının mümkün olmadığını, bozma sonrası verilen kararda daha düşük bir faiz miktarı belirlendiği halde önceki karardan daja yüksek olacak şekilde TL karşılığının hesaplandığını, buna bağlı olarak icra inkâr tazminatının, alınması gereken harcın, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de yanlış belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, teminat mektubunun tazmini talebinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.

2. 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir

2. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 25.06.2019 tarih, 2017/4516 E. ve 2019/4057 K. sayılı kararına konu Mahkeme kararında toplam 501.150,70 euro üzerinden itirazın iptali ile hükmolunan miktarın takip tarihindeki TL miktarı olan 1.168.750,00 TL üzerinden hesaplanan 467.500,00 TL icra inkar tazminatına hükmedilmiş, davacının temyiz itirazları reddedilerek hüküm faiz hesabı yönünden davalı lehine bozulmuş olup her ne kadar hükme esas alınan bozma sonrası bilirkişi raporunda yer alan hesap doğru ise de davacı itirazlarının reddedilmesi ile davalı lehine oluşan müktesep hak gözetilmeksizin temyize konu kararda toplam 500.657,53 euro üzerinden itirazın iptaline ve bu miktarın takip tarihindeki TL karşılığı olarak 1.174.592,65 TL üzerinden hesaplanan 469.837,05 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1 inci maddesinin üçüncü cümlesinde yer alan “Hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamı olan 500.657,53 euronun takip tarihi itibari ile TL karşılığı olan 1.174.592,63 TL üzerinden hesaplanan %40 icra inkâr tazminatı 469.837,05 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” ibaresi çıkarılarak yerine “Hükmolunan miktarın takip tarihindeki TL karşılığı olan 1.168.750,00 TL üzerinden takip ve dava tarihindeki şartlara göre hesaplanan %40 icra inkâr tazminatı 467.500,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” ibaresinin eklenmek, 5 inci maddesinde yer alan “79.837,31 TL” ibaresi çıkarılarak yerine “73.706,25 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.