Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8243 E. 2023/2259 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8243
KARAR NO : 2023/2259
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince alacak davasının kabulüne, menfi tespit davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin PVC alt ve üst yapı boru pazarlama, dağıtım işi yaptığını, davalının ise bahse konu ürünlerin üretim ve satışını yaptığını, 20.10.2018 tarihinden sonra davacının davalı şirketin bayiliğini yapmaya başlatığını, davalının mal teslimlerini standartlara ve anlaşma şartlarına aykırı yapması sebebiyle… 4. Noterliğinin 13.12.2019 tarihli ihtarnamesi ile ilişkiyi sonlandırdığını ve bu ihtarname ile davalıya yapılan peşin ödemelerden kaynaklanan ve karşılığında ürün teslim edilmeyen 40.666,66 TL’nın ödenmesini talep ettiklerini, ayrıca davalının uhdesinde bulunan her biri 179.000,00 TL olan 3 adet çekin iadesini istediklerini, bu çeklerin bankadan tahsilini önlemek için …2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1002 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını ve %15 teminat mukabilinde çeklerin üzerine ödeme yasağı konulduğunu, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 25.12.2019 tarihli ve 2019/26 sayılı raporda davaya konu çeklerle birlikte müvekkilinin davalıdan 577.666,66 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek davacının mal alımı için yaptığı peşin ödemeden kaynaklanan 40.666,66 TL’nın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte iadesini ve bağlantı çeki olarak verilen her birisinin 179.000,00 TL olan üç adet çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu çeklerin ödenmesi halinde derdest davanın alacak davasına dönüştürülerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının taraflar arasında imzalanan 13.10.2018 tarihli sözleşme ile davalının bayiliğini yapmaya başladığını, davacının davalıya ihtarname göndererek bayiliğini sonlandırdığını, bu ihtara karşı davacıya …13. Noterliğinin 24.12.2019 tarihli ve 34440 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davacının iade talep ettiği çeklerin sözleşme kapsamında verildiğini ve diğer çeklerle birlikte sürekli erteleme talep ettiğini, davacının ödeme güçlüğüne düşmemesi için çek tarihlerinin ötelendiğini, davacının siparişlerinin nasıl verileceğine ilişkin sözleşmede açıklama olduğunu, davacının sözleşmedeki yazan şekilde bir siparişinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının sözleşme gereğince sipariş vermemesinden dolayı davalının temerrüdünün söz konusu olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile menfi tespit davasına konu çeklerin 01.04.2020 tarihinde iade edildiğinin taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının iade faturasında geçen emtiayı teslim ettiğini ispatlayamadığı, davalının yemin talebinin üsulüne uygun biçimde davacı tarafça yerine getirildiği, yine davacının talebini açıklarken avans faizi talep ettiği, ancak somut olayda dava tarihi itibariyle faiz uygulanması gerektiği, davalının kötü niyetinin ispatlanamadığı, davacının üç adet çek ile ilgili dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle alacak davasının kabulüne, 40.666,69 TL’nin dava tarihi olan 13.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dava konusu 3 adet çekin dava tarihinden sonra 01.04.2020 tarihinde davacıya iade edilmesi nedeni ile konusu kalmayan menfi tespit davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kötü niyet tazminatı isteminin reddine, davacı lehine nispi vekâlet ücretine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 40.666,69 TL’nin dava tarihi olan 13.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine ilişkin kararı açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 37.991,56 TL tutarlı iade faturasını elektronik fatura olarak düzenlediğini, elektronik faturaların davacıya iletildiğinin kabulü esas olduğunu, iadesi talep edilen her birisi 179.000,00 TL olan 3 adet çek ile ilgili usulüne uygun sipariş olmadığından hareketle müvekkilin iade etme zorunluluğu bulunmadığı halde ön inceleme duruşmasından önce iade ettiğini, yerel mahkemenin nispi vekâlet ücreti ile ilgili kararının hatalı olduğunu, hükmedilen vekâlet ücretinde alacak kaleminin düşülerek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının alacak talebinin kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf talebi yönünden, savunmasına konu iade faturasında bildirilen malların davacıya teslim edildiğinin davalı tarafından geçerli yasal delillerle ispat edilemediği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) 6 ncı maddesine göre davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği hallerde ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra davanın konusuz kalması halinde AAÜT’de bildirilen nispi vekâlet ücretinin tamamına hükmedileceği, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar edip, davacının iade faturasına itiraz etmediğini, davacının defterlerinin esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle alacak ve kambiyo senetleri nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3.2021 yılı AAÜT 6 ncı ve 12 nci maddesi.

3. Değerlendirme ve Sonuç
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulanan 2021 yılı AAÜT’nin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Yine aynı Tarifenin 6 ncı maddesine göre anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.

Somut olaya gelindiğinde, dava konusu çeklerin iadesinin ön inceleme duruşma tarihinden önce davacının ticari defterine kayıt edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine kabul edilmiş alacak miktarı (40.666,69 TL) ve konusuz kalan menfi tespit davasına konu dava değeri (her biri 179.000,00 TL değerinde olan 3 çek bedeli 537.000,00 TL) üzerinden ayrı ayrı vekâlet ücreti hesaplaması yapılarak varılacak sonuca göre; menfi tespit davasının ön inceleme duruşmasından önce konusuz kalmış olduğu tespitinin kabulü ile menfi tespit davası için bulunan vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken davanın toplam değeri üzerinden ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 10 numaralı bendinin çıkartılarak yerine “10. Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul hükmü nedeniyle hesaplanan 6086,66 TL ile karar verilmesine yer olmadığı hükmü nedeniyle hesaplanan 21.950,00 TL (43.900,00 TL/2) vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.