Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8911 E. 2022/13536 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8911
KARAR NO : 2022/13536
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkime ilişkin tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyizi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü,
K A R A R
Davacı vekili; 06/11/2017 tarihinde, davalıya trafik sigortalı araçta, müvekilinin yolcu olduğu esnada, meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve %12 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 70.301,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kabulü ile 67.808,00 TL sürekli ve 2.493,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 70.301,00 TL maddi tazminatın 08/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekili karara itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyetince, itiraz reddedilmiştir. Davalı vekili karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklı bedensel zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacı yolcunun emniyet kemeri takıp takmadığı belirsiz olarak işaretlenmiştir. Davacının yolcu olduğu kamyonun sürücüsü kollukta verdiği ifadesinde” ….arkadaşı ….in yan tarafında yolcu koltuğunda oturduğunu, kaza mahallline geldiğinde virajı alamadığını,frenlerin tutmadığını, yokuş aşağı giderken kamyonun sağ tarafına yattığını, yolcu Metin’in aracın önüne düştüğünü ve başının kanadığını” beyan etmiştir. Davacının karara esas alınan maluliyet raporunda kazadan
kaynaklı yaralanmasının “sağ göz lateral duvarda kesi, oksibital bölgede kesi alanı, nazal fraktür, orbita tavanında fraktür, sağ maksiller sinüs duvarında fraktür” şeklinde olduğu belirtilmiştir. Tüm bunlardan davacının emniyet kemeri takmadığı, aracın önüne düşmesi sonucu baş bölgesinden ve yüzünden yaralandığı anlaşılmaktadır.
O halde, davacının yaralanmasında kendi etkenliğinin de olduğu , emniyet kemerinin takılı olmamasının müterafik kusur teşkil edeceği gözetilip Dairenin yerleşik uygulaması gereğince, hesaplanan zarardan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eskik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 01/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.