Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8688 E. 2023/495 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8688
KARAR NO : 2023/495
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ : … 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki, marka hükümsüzlüğü, markaya ve ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi ve maddi ve manevi tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 44.020,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışı eğitim danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, 1991 yılından beri “Global” ibaresini ticari unvanında kullandığını, davalının da aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının 2006 yılında “Global Vizyon Yurt Dışı Eğitim” markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, davalı markasıyla benzer olduğunu, markanın müvekkili tarafından 19 yıldır kullanıldığını, davalının tescilinin kötü niyetli olduğunu, ayrıca davalı markasının “Global Vizyon” olmasına karşın müvekkilinin markası olan “Global Yurtdışı Eğitim”i tanıtımlarında kullandığını, bu durumun iltibasa neden olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüz kılınmasına, markaya ve ticaret unvanına tecavüzün tespitine ve men’ine, 2.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1996 yılında faaliyetlerine başladığını, müvekkilinin “Global Vizyon” ibaresini markasal olarak kullandığını, ticari sicile tescilli unvanın marka hakkına tecavüz edemeyeceğini, markanın ticari unvanda olduğu şekliyle kullanıldığı, davacının müvekkilinin markasından haberdar olduğunu, uzun süre sessiz kalındığını, müvekkilinin kendi markasına ayırt edicilik kazandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 13.06.2014 tarihli, 2010/149 E. ve 2014/108 K. sayılı kararı ile davacı markasında “Global” ibaresi, davalı markasında ise “Global Vizyon” ibaresi esas unsurları oluşturduğu, “Global” ibaresinin yurt dışı eğitim hizmetleri alanında zayıf marka olduğu, bu nedenle bu işaretin taraflardan birinin tekeline bırakılabilmesinin mümkün olmadığı, davacının sunmuş olduğu delillerin tanınmış marka kabul edilebilmesi için yeterli olmadığı, davalının ticaret unvanının ticari sicile kayıt tarihine kadar geçen süre içerisinde, davacının “Global” ibaresini tanınmış hale getirdiği ve davalının bu tanınmışlıktan faydalanmak üzere kendi unvanını kötü niyetle tescil ettirdiği hususunda delil bulunmadığı, davalının tescilli markasını kullanmasının haksız rekabet oluşturmayacağı, aynı hizmet sektöründe faaliyet gösteren davacı ve davalının uzun yıllar boyunca aynı alanda hizmet verdikleri, davacı açısından “sessiz kalma yoluyla hak kaybının” gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin, 02.02.2015 tarihli, 2014/15645 E. ve 2015/1053 K. sayılı kararı ile
“…
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği 18.03.1997 tarihinden 13.10.2010 olan dava tarihine kadar uzunca bir süre sessiz kalınması nedeniyle dava hakkını yitirmiş bulunmasına, ayrıca davalı unvanının tescil tarihi itibariyle de somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8/5. maddesine dayanılamayacak olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Ancak davacı, ”Global” ibaresi üzerinde marka olarak öncelik hakkına sahip olduğunu, aynı zamanda davalının tescil ettirdiği ”Global Vizyon” markasını tescil edildiği halinden farklı olarak ”Global” ibaresi şeklinde kullanmak suretiyle kendi markasına tecavüz yoluyla haksız rekabette bulunduğunu iddia etmiştir. Dava konusu hükümsüzlüğü istenen 2006/27592 sayılı ve sicile 09.06.2006 tarihinde tescil edilen davacıya ait ”Global Vizyon” markasındaki ”Global” ibaresi, markanın asli unsuru niteliğinde bulunmaktadır. Her iki markada da asli unsur olarak yer alan söz konusu ibarenin dava konusu markanın tescilli olduğu eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesine yol açacağının kabulü gerekir.

Bu durumda, hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı gözetilerek anılan ibare üzerinde markasal kullanım bakımından öncelik hakkının taraflardan hangisine ait olduğu belirlenmek suretiyle uyuşmazlığın 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 42/1-b maddesi çerçevesinde tartışılması isabetli olmadığı gibi, davalının markasının tescil edildiği halinden farklı olacak bir şekilde ”Global” ibaresinin kullanımına yönelik haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebi bakımından da inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.“ gerekçesiyle kararın bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.07.2016 tarihli, 2015/111 E. ve 2016/118 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2006/27592 numaralı “Global Vizyon Yurtdışı Eğitim + Şekil” ibareli markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine, davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve menine, davacı yanın ticaret unvanına yönelik talebinin reddine, davalının eğitim ve öğretim alanında basın internet ve diğer kanallarda “Global” ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına, 2.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin, 27.02.2020 tarihli, 2018/4495 E. ve 2020/2118 K. sayılı kararı ile bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmeksizin;
“…
HMK’nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Mahkeme kararının gerekçesinde, davalının 2006 27592 tescil no.lu “GLOBAL VİZYON YURTDIŞI EĞİTİM” markasının tescil edildiği 41. sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri; Yurtdışı eğitim danışmanlığı hizmetleri, yurtdışı eğitim kurumlarına yabancı dil eğitimi ve veya akademik eğitim, mesleki staj eğitimi maksattı gönderme hizmetleri, Au Pair öğrenci yerleştirme hizmetleri” bakımından kısmen hükümsüzlüğü şartlarının mevcut olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında dava konusu markanın hükümsüz kılınmasına denilerek, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak ve kararın infazında tereddüte sebebiyet verecek şekilde karar verilmiştir.

Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.“ gerekçesiyle kararın bozulmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda bilgilerine yer verilen kararı ile, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2006/27592 numaralı markanın 41. sınıfta yer alan, “eğitim ve öğretim hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri; Yurt dışı eğitim danışmanlığı hizmetleri, yurt dışı eğitim kurumlarına yabancı dil eğitimi ve/veya akademik eğitim, mesleki staj eğitimi maksatlı gönderme hizmetleri, Au Pair öğrenci yerleştirme hizmetleri,” bakımından kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men’ine, davalının eğitim ve öğretim alanında basın, internet ve diğer kanallarda “Global” ibaresini kullanmak suretiyle yaptığı reklamların durdurulmasına, 2.000,00 TL maddi ve 10.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, ticaret unvanına ilişkin taleple fazlaya ilişkin sair taleplerin reddine ve hükmün ilanına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyize Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamına yanlış anlam verilerek sadece hüküm ve gerekçe arasındaki çelişki düzeltmek suretiyle karar verildiğini, kararda ilk bozmada işaret edilen hususlarda bir inceleme ve değerlendirme bulunmadığını, “Global” ibaresinin kimsenin tekeline verilemeyecek kamuya mal olmuş bir işaret olduğunu, nitekim Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarında bu ibare ile 41. sınıfta tescilli 236 adet marka bulunduğunu, mahkeme kararının bu ibarenin davacının tekeline bırakılmasına yol açacağını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanabilmesi için muterizin markasal işareti daha önce icat etmesi ve kullanması yanında bu işareti ayırt edici hale getirmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, anılan hükmün şartları belirtildikten sonra şartların somut olay bakımından sağlanıp sağlanmadığı incelenmeksizin sadece davacının ticaret unvanını daha önce tescil ettirmesi sebebiyle öncelik hakkının davacıda olduğu sonucuna ulaşıldığını ancak ticaret unvanının tescil tarihleri arasında sadece 5 aylık bir süre bulunduğunu, salt bu hususun öncelik hakkının davacıda olduğunu ispat noktasında yetersiz olduğunu, raporda müvekkilince ileri sürülen delillerin değerlendirilmediğini, müvekkilinin davacıdan daha önce internet sitesi açtığı gibi davacıdan daha önce markalaşma çalışmalarını başlattığını, “Global” ibresini tanıtan ve maruf hale getirenin müvekkili olduğunu, tecavüz tespitine dayanak yapılan broşürün ve kaydın müvekkili tarafından değil 3 üncü kişiler tarafından yapıldığını, mahkemece vekâlet ücretinin takdirinde hataya düşüldüğünü belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması, tescilsiz olarak markasal bir şekilde kullanılan işarete ve ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup taraflar arasında, markasal kullanım bakımından “Global” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının kime ait olduğu, davalının adına tescilli markayı tescil edildiği şekliyle değil davacının markasal olarak kullandığı işarete yanaşacak şekilde kullanıp kullanmadığı ve belirtilen kullanımın davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususları uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları ile aynı KHK’nın 9 uncu, 35, 42 ve 61 inci maddeleri

3. Değerlendirme
Davacı yan, “Global” ibaresini 1991 yılından itibaren markasal olarak kullandığını, belirtilen kullanımları sebebiyle ihtilaf konusu ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu ileri sürmüş, davalı yan da aynı şekilde belirtilen ibareyi 1996 yılından itibaren markasal olarak kullandığını belirterek öncelik hakkının kendisinde olduğunu savunmuş ve bu husustaki delillerini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan rapor hüküm tesisine elverişli ve denetime açık bir inceleme ve araştırma içermemektedir. Zira bilirkişi raporunda, taraflarca sunulan deliller değerlendirilmeksizin salt davacının “Global” ibaresini içeren ticaret unvanını davalıdan daha önce tescil ettirdiğinden bahisle ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre öncelik hakkının kabulü için işaretin ticaret sırasında markasal olarak kullanılması ve bu kullanım neticesinde belirli oranda tanınır hale getirilmesi gerekli olup davacının ticaret unvanını davalıdan daha önce tescil ettirmesi tek başına ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğunu kabul için yeterli değildir. Bu itibarla Mahkemece, ilk bozma ilamında belirtildiği üzere taraflarca sunulan deliller kapsamında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması, tarafların ihtilaf konusu işareti markasal olarak kullanmaya başladıkları tarihin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi ve işaret üzerindeki markasal öncelik hakkının taraflardan hangisine ait olduğu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken uyulan bozma ilamının gereklerine riayet edilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine.

24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.