Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/460 E. 2023/288 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/460
KARAR NO : 2023/288
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı bankadan birçok kredi kullandığını, davalının bu kredilere istinaden haksız yere kredi tahsis ve istihbarat ücreti aldığını, bu tahsilatların usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.876,55 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca dava konusu masraf ve ücretlerin, bankanın hizmetleri karşılığında alındığını, bankacılık mevzuatlarına uygun olarak ve gerekli bilgilendirilmeler yapılarak tahsil edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 04.04.2016 tarih, 2014/1488E., 2016/256 K. sayılı kararı ile 2012-2013 yıllarında davacının davalı banka nezdinde kullandığı krediler nedeni ile sözleşmede azami ve asgari hadleri açıkça belirlenmediği halde genel ifadelerle komisyon tahsis ücreti, istihbarat ücreti gibi adlar altında kesintiler yapıldığı, komisyon ücretinin %100 fazlasını aşan ücret kesintileri toplamının 7.071,55 TL’ye ulaştığı, genel işlem şartları uyarınca davacının talebinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.071,55 TL’nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 14.03.2018 tarih, 2016/9413 E. ve 2018/1972 K. sayılı kararı ile Mahkemece, dava konusu kredi sözleşmelerinin tamamı getirtilerek, sözleşmede bu kesintilerin tahsil edileceğine dair bir hüküm bulunup bulunmadığı, varsa oran veya miktarının sözleşmede belirlenip belirlenmediği, davacıdan tahsil edilen masraf miktarının kalem kalem ne kadar olduğu ve hangi tarihte hangi kredi sözleşmesine istinaden tahsil edildiği, bu nitelikteki bir krediler için hangi miktar ve oranda masraf ve ücret alındığının diğer bankalardan sorulmak suretiyle davalı bankanın tahsil ettiği masraf oranı ve miktarının davacı tarafın aleyhine ve onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte ve dürüstlük kuralına aykırı olarak belirlenip belirlenmediği, genel işlem koşullarının sözleşme tarihlerine göre değerlendirilmesi ve ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğünden sonra imzalanan sözleşmelerde bulunan masraf alınacağına dair hükümlerin genel işlem şartı olup olmadığı, davalının Merkez Bankasına hangi tarihlerde ne kadar masraf ve ücret alınacağının bildirildiği hususları ile rapora yapılan itirazlar da değerlendirilmek suretiyle uzman bir bilirkişiden rapor alınıp davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı konusunda ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tacir olan davalı bankanın belirli bir tutarda kredi tahsis ve istihbarat ücreti alabileceği; ancak bankanın tahsil edebileceği tutarın diğer bankaların emsal uygulamalarına uygun olması gerektiği, bu tutarın da alınan bilirkişi raporuna göre 1.455,00 TL olduğu, bu tutarın tahsil edilen 7.886,55 TL’den mahsup edilmesi halinde davalı bankanın davacıdan 6.431,55 TL fazladan tahsil edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.431,55 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmesinin 6 ncı maddesi uyarınca müvekkil bankanın davacı şirketten komisyon talep etme hakkını haiz olduğunu, şirketin de banka tarafından tahakkuk ettirilen bu komisyonları ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) göre de tacir sıfatını taşıyan bankanın hizmetleri karşılığında bir ücret isteme hakkının bulunduğunu, davacıdan alınacak komisyon ücretleri ve oranları Hizmet Komisyon Çizelgesinde açıkça belirtilmiş olup anılan çizelgenin ayrıca bankanın tüm şubelerinde müşterilerin açıkça görebileceği yerlere asılmak suretiyle ilan edildiğini, şubelerde bahsi geçen komisyon ve masraf oranları hakkında gerekli bilgilendirmeler yapıldığı gibi müvekkili bankanın internet sitesi aracılığıyla da bu oranlarda yapılan değişikliklerin duyurulduğunu, bu nedenle bu oranların tespit edilemediğinin ya da tacir konumunda olan davacının bilgisi dahilinde olmadığının kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan raporda komisyon ve masraflara ilişkin miktar ve oranların belli olmadığı yönünde yapılan değerlendirme hatalı olup raporun itirazlar giderilmeden ve bozmaya uygun bilgiler içermeden hükme esas alındığını, raporda tahsil edilen tutar kalemlerinin tümünün hatalı olarak kredi tahsis ve istihbarat ücreti olarak yansıtıldığını, oysa bu tutarların bir kısmının Banka Sigorta Muameleleri Vergisi olarak tahsil edildiğini, müvekkili bankanın hangi tarihlerde ne miktar ve oranda masraf aldığını T.C. Merkez Bankasına düzenli olarak bildirdiğini, bozma kararında bu hususun da değerlendirilmesi gerektiği belirtilmişse de raporda bu hususa dair bir bilgi ve inceleme bulunmadığını, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davacı şirketin uzun bir süre boyunca hesap hareketlerini kontrol etmemiş olması veya yukarıda bahsedilen şekillerde kendisine bildirilen ve sözleşme ile mutabık olunan miktar ve oranlardan haberdar olmaması düşünülemeyeceğini, davacının hesaplarından mahsup edilen tutarlara süresinde itiraz etmeyerek iki yıl sessiz kalmasının iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi uyarınca tahsil edilen kredi tahsis ve istihbarat ücretlerinin sözleşme ve yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun’un 20, 21, 22 ve 25 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi

3.Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.