Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/6816 E. 2022/14277 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6816
KARAR NO : 2022/14277
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 19/06/2019 gün 2016/16056 Esas, 2019/7786 Karar sayılı ilamında; davacılar vekili, karşı araç …’si tarafından davadan önce ödenen tazminatın davacıların zararlarını karşılamaya yetmediğini belirterek, desteğin kullandığı aracın …’sinden destek tazminatı talebinde bulunmuş mahkemece, desteğin kusuru oranında indirim yapılarak davacıların tazminat alacağı belirlenmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur” düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine 6098 sayılı TBK’nun 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır” denilmekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır (818 sayılı BK’nun 51. maddesinde de paralel düzenleme mevcuttur). Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğü şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir.
Bu durumda mahkemece; davacılar vekilinin talebinde kusur oranından da söz etmediğine göre zararın tümünü talep etmesinin B.K.’da öngörülen teselsül kurallarına açık bir şekilde dayandığının kanıtı olduğu (HGK 24.06.1983 gün 1981/533E.-1983/724K) hususları gözetilmek suretiyle, davacılar için tazminatın belirlenmesinde herhangi bir kusur indirimi yapılmaması, karşı araç malik-sürücüsünün de sorumluluğunun bulunduğu kusur oranının iç ilişki olduğunun değerlendirilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Kabule göre hükme esas alınan aktüer raporu da hüküm vermeye yeterli değildir.
Aktüer raporunda öncelikle kazaya karışan karşı aracın trafik sigortacısı müteselsil borçlu sigorta şirketi tarafından davacılara dava tarihi öncesinde yapılan 250.000,00 TL ödemenin güncellenerek toplam zarardan düşülmesi, daha sonra davalı …’nin sorumlu olduğu miktarın bulunması gerekirken, toplam zarar miktarından desteğin %10 oranında kusuru düşülerek davacıların destek tazminatının hesaplanması doğru olmamıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında mahkemece, aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak, davadan önce karşı aracın …’si tarafından davacılara ödenen 250.000,00 TL’nin güncellenerek düşülüp kalan zarardan davalı … şirketinin limiti dikkate alınarak, hesaplanan tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, davacı … için 154.241,79 TL, davacı … için 46.362,04 TL, davacı … için 16.043,48 TL, davacı … için 8.619,92 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yargılama yapılmış olmasına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11.541,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 09.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.