Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1025 E. 2023/3152 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1025
KARAR NO : 2023/3152
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu Kurum ve Kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 30.07.2013 tarihli ve 2013/13612 numaralı iddianamesi ile sanıklar hakkında ayrı ayrı;
a. Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi,
b. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi,
Uyarınca cezalandırılmaları talebiyle İstanbul Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2014 tarihli ve 2013/308 Esas, 2014/60 Karar sayılı kararı ile eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna temas edeceğinden, resmi belgede sahtecilik suçu ile de hukuki ve fiili bağlantı bulunması nedeniyle her iki fiilin üst dereceli mahkeme tarafından değerlendirilerek suç vasfının belirlenmesi için görevsizlik kararı verilmiştir.
3. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2015 tarihli ve 2014/56 Esas, 2015/3 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında ayrı ayrı;
a. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası,
b. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 2 yıl 11 ay hapis cezası,
İle cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyizi; müvekkilinin suç işleme kastıyla hareket etmeyerek diğer sanığın yanında tesadüfen bulunduğuna, bu durumun diğer sanık tarafından da aşamalarda beyan edildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Sanık …’in temyizi; savunma delillerinin tam olarak toplanmadığına ve değerlendirilmediğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların iştirak halinde 23.10.2012 tarihinde Yıldızlar İletişim isimli Turkcell Bayisine giderek sanıklardan …’in fotoğrafını taşıyan ve … …’ın kimlik bilgileriyle düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ettikleri, cep telefonu ve tablet ürünlerinden almak istediklerini beyan ettikleri ancak iş yeri yetkilisinin sanıkların sahte kimlik kullandıkları konusunda kuşkuya düşerek emniyet görevlilerine ve yakınlardaki diğer Turkcell iletişim bayilerine de haber verdiği anlaşılmıştır.
2. İhbar üzerine suç mahalline gelen görevli polis memurlarının sanıkları suç üstü yakaladıkları, sanıkların üstlerinden ve kullandıkları arabadan birden çok sahte nüfus cüzdanı ve elektronik ürünler ele geçirilmiştir.
3. Sanıkların … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanına …’in fotoğrafını yapıştırmak suretiyle yargılama dosyamızın konusu Şengüller Turkcel bayisinden yakalanmalarından bir saat önce bir adet telefon ve tablet aldıkları belirlenmiştir.
4.Sanıklardan …’in suçunu ikrar ettiği ve müdafii huzurunda alınan hazırlık aşamasındaki savunmasında, bu eylemi ve 20-23.10.2012 tarihleri arasında başka bayilerden benzer eylemlerin diğer sanık …’ın teşvik ve yönlendirmesiyle gerçekleştirdiğini belirttiği; sonraki savunmalarında ise, eylemleri …’ın değil de … … diye bir şahsın yönlendirmeleriyle gerçekleştirdiğini savunmuş; sanık …’da, diğer sanığın sonraki beyanlarını doğrulayarak olay yerinde yakalandıklarında tesadüfen bulunduğunu ve sanığın suç işlediğini bilmediğini belirtmiştir.
5. … adına dosya arasında bulunan nüfus cüzdanı sureti üzerinde mahkemece gözlem yapılarak aldatıcılık niteliğinin bulunduğu kanaati tutanağa geçirilmiştir.
6. İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2013 tarihli ve 2012/1786 Esas, 2013/392 Karar sayılı kararı ile sanıkların 21.10.2012 tarihinde aslı ele geçirilemeyen … Kazak adına düzenlenmiş sanık …’in fotoğrafını taşıyan sahte nüfus cüzdanı ile Sarıyer’de bulunan şikayetçi Semra Akıl’a ait Turkcell bayisine giderek telefon aldıkları iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık … hakkında iki suçtan da beraat, … hakkında ise resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
7. İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2013 tarihli ve 2012/979 Esas, 2013/740 Karar sayılı kararıyla sanıkların 21.10.2012 tarihinde sureti ele geçen ve sanık …’in fotoğrafını taşıyan ancak … … ve … …’ın kimlik bilgileri bulunan nüfus cüzdanları ile Şişli’deki … AVM adlı yerde bulunan Turkcell bayisine gittikleri ve telefon ile tablet aldıkları iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, her iki sanık hakkında da dolandırıcılık suçundan beraat, resmi belgede sahtecilik suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
8. Mahkemece sanıkların iştirak halinde …’e ait sahte nüfus cüzdanını kullanarak Şengüller İletişim adlı Turkcell bayisinden telefon ve tablet almaları nedeniyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetlerine hükmedilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanıklardan …’in savunmalarında belirttiği şekilde sanıkların iştirak halinde 20.10.2012 ila 23.10.2012 tarihleri arasında farklı Turkcell bayilerine giderek farklı sahte kimliklerle ürün aldıkları ya da almaya teşebbüs ettikleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından da anlaşılmakla; İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2020 tarihli ve 2018/314 Esas, 2020/83 Karar sayılı kararıyla sanıkların 22.10.2012 tarihinde … …’e ait kimlik bilgilerini taşıyan sahte nüfus cüzdanıyla … Turkcell Bayisinden telefon ve tablet almaları ile 23.10.2012 tarihinde Yıldızlar İletişim adlı işyerinden … … adına olan sahte kimlikle ürün almaya çalışmaları, ayrıca emniyet görevlilerinin araçtan ele geçirdikleri … ve … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanları nedeniyle sanıklar hakkında ayrı ayrı ilk eylemle ilgili nitelikli dolandırıcılık, ikinci eylemle ilgili nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve ele geçirilen 4 adet sahte nüfus cüzdanı ile ilgili sahtecilik suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulduğu belirlenmiştir.
2. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istekleri bakımından; suçun mağdurunun GSM şirketi olduğu, aynı GSM şirketinin farklı bayilerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği, buna göre, sanıkların aynı suç işleme kararı ile kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda ve aynı mağdura karşı birden fazla kez ihlal etmesi halinde tek bir suçtan hüküm kurularak 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince cezalarının artırılmasının gerektiği; dosyamızdaki eylemin ve yukarıda (1) numaralı paragrafta bahsedilen dosyalardaki eylemlerin 20.10.2012 ve 23.10.2012 tarihleri arasında Turkcell İletişim A.Ş.’nin farklı bayilerinden ürünler almak şeklinde gerçekleştiği, sanıklar hakkında (1) numaralı paragrafta tespit edilenlerden başkaca benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirilmesi mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi, kesinleşmiş nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yönünden ise, kanun yararına bozma yoluna gidilerek dosyaların birlikte değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hükümler kurulması,
3. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istekleri bakımından, sanıkların sahte nüfus cüzdanıyla Şengüller İletişim Turkcell bayisinden ürünler almaları iddia ve kabulüyle mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de, dosya kapsamında alınan belgeler ve UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan (1) numaralı paragrafta da belirtilen suçlarından dolayı hukuki kesintinin de olmadığı, ayrıca bu dosyadaki nüfus cüzdanı bakımından aynı belgenin başka dosyada da yargılama konusu yapılarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, tespit edilen başkaca kesinleşmiş dosyalarının bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulünün gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı anda ele geçirilen nüfus cüzdanları yönünden ise Kanun’un 61 … maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği de gözetilerek, sanıkların aynı suç işleme kararının icrası kapsamında (1) numaralı paragrafta belirtilenler ile varsa başkaca sahtecilik eylemlerinin ve bağlantılı dava dosyalarının araştırılıp, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanıkların nüfus cüzdanlarını aynı anda ya da farklı zamanda düzenleyip düzenlemedikleri tespit edilerek eylemlerinde 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılması gereken bir durumun var olup olmadığının, farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç işleme kararının yenilenip yenilenmediğinin, suç işleme kararının yenilenmemesi durumunda ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, ayrıca YCGK’ nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği, bu nedenle Olay ve Olgular bölümünün (6) ve (7) numaralı paragraflarında açıklanan bu fiil ile ilgili hükümlerin açıklanması halinde zincirleme suç yönünden bu dosya ile birlikte değerlendirilmesi, yine bu dosyadaki nüfus cüzdanı sahteciliğinden mahkumiyet hükmü kurulduktan sonra İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2020 tarihli ve 2018/314 Esas sayılı dosyasına görevsizlik kararı ile giden dosyada aynı nüfus cüzdanından dolayı kamu davası açılması sebebiyle mükerrer yargılamanın önüne geçilmesi gerektiğine hüküm yerinde işaret edilmesine rağmen, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2020 tarihli ve 2018/314 Esas, 2020/83 Karar sayılı dosyasında bu duruma değinilmeksizin mükerrer yargılamaya devam edilerek bu dosyadaki nüfus cüzdanını da kapsar şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan karar verildiği de gözetilerek, sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
4. Kabule göre de; … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde adli para cezası tayin edilirken temel ceza teşdit uygulanmak suretiyle 2.400 gün olarak belirlendikten sonra hesap hatası yapılarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 1.666 gün ve aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca 33.320,00 TL adli para cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2015 tarihli ve 2014/56 Esas, 2015/3 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2023 tarihinde karar verildi.