YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12759
KARAR NO : 2023/3354
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanunun 318 … maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2014 tarihli ve 2014/186 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 43, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 375.000,00 TL adli para hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyizi, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, suç unsurlarının oluşmadığına, delillerin takdirinde hataya düşülerek beraat yerine usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir.
2. Sanık …, usul ve yasaya aykırı verilen kararı temyiz ettiğine dair süre tutum dilekçesi sunmuş, gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra başkaca bir dilekçe sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in, şikayetçi şirketin … markasına ait muhasebe departmanında çalışıp otellere yapılan rezervasyonlar karşılığında yapılması gereken haftalık ödemeleri takip ederek internet bankacılığı üzerinden girişlerini yaptığı, bu işlemlerin önce muhasebe müdürünün, sonra da katılanın dekontları onayından sonra bankaya internet üzerinden düştüğü, sanık …’nın 05/10/2011-11/07/2013 tarihleri arasında otellere yapılacak ödemeler için açıklamalarda ilgili otellerin isimlerini yazdığı ancak alıcı olarak arkadaşı olan sanık …’un IBAN numarasını dekontlara girdiği, bu şekilde sanıkların iştirak halinde şikayetçi şirketi toplam 151.653,90 TL zarara uğratarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık …, katılanın şirketin gayri resmi ödemeleri için bir hesap numarası bulmasını istediğinden arkadaşı olan sanık …’in hesap numarasını verdiğini, gelen parayı …’in çekip kendisinin de katılana teslim ettiğini, şirketten istifa etmesi sonrası bu şekilde şikayet olduğunu, tehdit edilip korktuğundan 10.000,00 TL ödediğini ve onlar tarafından hazırlanan ödeme taahhüdü içeriği olan belgeye imza attığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Sanık …, arkadaşı olan sanık …’nın kendi hesabında sorun olduğundan bazı firmalara ödeme yapılması için hesabını kullanmak istediğini, gelen parayı çekip ona verdiğini, daha sonra sanık … ile aralarında çıkan anlaşmazlık sebebi ile şikayet ettiklerini, herhangi bir menfaat temin etmediğini beyanla suçlamayı kabul etmemiş, sanık …’nın paraları kendisinden aldığına dair imzalı ve tarihsiz belge sunduğu görülmüştür.
4. Katılan, kendi onayına işlem düştüğü zaman sadece açıklama ve miktarı gördüğünü, alacaklıya ait hesap numarasını görmediğini, sanık …’nın beyanlarını kabul etmediğini, işten ayrıldıktan sonra bu eylemini öğrendiğini, kendisinin de durumu itiraf ettiğine dair yazılı belge verdiğini, zararının bir miktarını da ödediğini beyan etmiştir.
5. Şirket ortakları olan tanıklar N.P. ve S.Y., sanık …’nın iddia ettiği gibi katılanın kendilerinden para kaçırmasının mümkün olmadığını beyan etmişlerdir.
6. Mahkemece, sanıklar suçlamayı kabul etmemiş iseler de, katılanın firmasından sanık …’in hesabına para aktarıldığı, …’in de çektiği hususunun tüm beyanlarla sabit olduğu, katılanın bu paraları hiç tanımadığı sanık …’in hesabına aktarıp geri çekmesi iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şirketin diğer ortaklarının da katılanın bu şekilde davranmasının mümkün olmadığını beyan etmeleri ve sanık …’nın olayın ortaya çıkmasının ardından zararının bir kısmını gidermesi birlikte değerlendirildiğinde sanıkların birlikte hareket ederek internet üzerinden bilişim sistemlerini aracı kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu değişik zamanlarda birden fazla işledikleri kanaati ile temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanık … katılanın talimatıyla hareket ettiğini, parayı çekip tekrar ona verdiğini, sanık … da arkadaşı olan sanık …’nın istemiyle hesap numarasını verip gelen parayı çekip geri verdiğini savunduğu, katılanın, işlemlerin kendi ekranına onaya geldiğinde alacaklının kim olduğunu görmediğini beyan ettiği, şikayetçi şirket vekilinin 17.02.2014 tarihli Mahkemeye sunulan dilekçede, sanık …’nın sanık … haricinde … … isimli kişinin de hesabına bu şekilde para aktarıldığını öğrendiklerini bildirdiği ve dekontlar sunduğu, asıl alacaklı olan otellere yapılması gereken ödemelerin 05/10/2011-11/07/2013 tarihleri arasında sanık …’nın işten ayrılması sonrası ortaya çıktığının iddia edildiği anlaşıldığından, gerçekliğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından;
a) Asıl alacaklı olan otellerin alacaklarını talep edip etmediği, etmişler ise şikayetçi şirket tarafından ne gibi bir işlem yapıldığı, işlemlerin onaylanması aşamasında katılanın ekranında alacaklının görünüp görünmediği hususlarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi,
b) Sanık …’in iş yerinden ayrılma sebebi ve bu konuda işçi davasının olup olmadığının araştırılması,
c) … … isimli kişinin tanık olarak dinlenmesi, hakkında bu olay nedeniyle açılan bir dava bulunup bulunmadığının araştırılması, var ise mümkünse birleştirilmesi, mümkün değilse getirilip Yargıtay denetimine esas olacak şekilde dosya içerisine alınması,
Sonucuna göre sanıkların suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin karar yerinde tartışılmasından sonra, suçun sübutu halinde eylemin 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırmaya tabi hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile suç vasfında hataya düşülmesi,
2. Kabule göre de; 24.07.2013 ve 25.07.2013 tarihlerinde sanık … tarafından toplam 5.269,27 TL, 22.08.2013 tarihinde de sanık … tarafından 9.995,00 TL para iadesi yapıldığı halde katılana 5237 sayılı Kanun’un 168 … maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında, bu kısmi ödemeye rızası olup olmadığı sorularak, sonucuna göre sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2014 tarihli ve 2014/186 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.