YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6184
KARAR NO : 2023/627
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki kayyım tayini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davac vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalı …’in davalı şirketin %50 hissedarı olup hissedarların en son 21.01.2003 tarihinde 10 yıllığına münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığını, bu karardan sonra herhangi bir karar alınmadığını, şirketin 2005 yılından itibaren gayrıfaal olduğunu, davalı şirketin temsile yetkili organı mevcut olmadığını, ortaklar arasında ciddi bir husumet bulunduğunu, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/592 E., 2019/648 K. sayılı kararıyla asıl davayla ilgili olarak 6.000,00 TL’nin birleşen 2014/178E. sayılı davayla ilgili olarak da 1.014,00 TL’nin davalılar …i, …, …, … ve …’den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazım Mobilya ve Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti’ne ödenmesine, karşı davacı …’ın açtığı davayla ilgili olarak da 6.000,00 TL’nin müvekkilinden alınarak şirkete verilmesine karar verildiğini, söz konusu davada müvekkilinin talebi kabul edilmiş ise de zarara uğrayan şirket olduğu kabul edilerek bu şekilde hüküm kurulduğunu, anlan ilam henüz kesinleşmediğini, ilama göre şirket adına alacağın tahsil edilebilmesi için şirkete kayyım tayini gerektiğini ileri sürerek söz konusu ilam uyarınca alacakların tahsili ve işlem yapılması için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 426, 427 nci ve devamı maddeleri uyarınca müvekkilinin şirkete kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde geçen karara karşı tarafların istinaf yoluna başvurulduğunu, kararın henüz kesinleşmediğini, davacının şirketi 10 yıldan fazla süredir idare ettiğini, müvekkiline hiç kar payı vermediğini, şirketi zarara uğrattığını, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde organsız kalan davalı şirkete kayyım atanması ve şirketin organ eksikliğini gidermesi gibi bir istekte bulunulmadığı, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/592 E., 2019/648 K. sayılı kararının infazının gerçekleştirilebilmesi amacıyla kayyım atanması istendiği, 4721 sayılı Kanun’un 427 nci maddesine dayalı bir istek olduğu, kararın infazının yönetim kayyımı eliyle sağlaması amaçlandığı, bu kararın dava tarihi itibariyle henüz kesinleşmediği, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği, şirket ortakları arasındaki huzursuzluk nedeniyle yönetim kayyımı atanması mümkün olmadığı, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi kararının infazı için ise en azından bu aşamada erken açılmış bir dava söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi kararının icra edilebilmesi için şirketin yetkili organının bulunmadığını, alacağın ilama dayandığını, kesinleşmemiş olsa bile takibe konu edilebileceğini, 4721 sayılı Kanun’un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki organdan yoksun kalması ve şirket yönetiminin başka yoldan sağlanmamış olması koşulunun bulunduğunu, 2013 yılından bu yana şirkete yetkili bir temsil organı atanmadığını, taraflar arasındaki anlaşmazlığın uzun yıllardır sürdüğünü, kayyım olarak en uygun kişinin müvekkili olduğunu, davalı ortağa güvenilemeyeceği, şirket ortakları arasında huzursuzluğun müvekkilinin davalı şirkete kayyım olarak atanması talebinin dayanağı olmadığını, şirketin feshi talep edilmediği gibi yönetim kayyımı atanması için şirketin feshinin talep edilmesi şartının aranmadığını, yargılama aşamasında 6102 sayılı Kanun’un 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayanıldığının belirtilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ilesomut olayda davacı ile davalı …’ın davalı şirkete en son 2003 tarihinde 10 yıllığına münferit müdür olarak atandığı, görev sürelerinin dolduğu, şirketin yönetim organının bulunmadığının anlaşıldığı, davacı vekilinin, diğer yönetici ortağa karşı açtığı sorumluluk davasında asıl ve birleşen dava yönünden şirket yararına tazminata hükmedildiğinden bu tazminatın tahsili amacıyla müvekkilinin şirkete kayyım olarak tayin edilmesini istediği, 4721 sayılı Kanun’un 427 nci maddesi uyarınca yönetim kayyımı tayini istemine ilişkin eldeki davada, davacı tarafın kayyımlık talebine dayanak gösterdiği mahkeme kararı kesinleşmeden icra edilmesi mümkün kararlardan ise de aynı ilamda davalı müdürün açtığı karşı dava da kabul edilerek davacı hakkında tahsil hükmü kurulmuş olup iki ortaklı şirkette taraflar arasındaki husumet de gözetildiğinde davacı ortağın kayyım olarak tayin edilmesi menfaat dengesini bozacağı için davacının kayyım olarak atanmasından ibaret davanın reddedilmesinin sonucu itibariyle doğru olduğu, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/ 592 E., 2019/648 K. sayılı kararında ” ..6.000,00 TL nin 09.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalı …’den alınarak ilgili Hazım Mobilya ve Dekorasyon Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.ne verilmesine, Alacağın karşı davacı …’e ödenmesine ilişkin talebin reddine.,.” şeklinde hüküm kurulduğunu, davacı müvekkilinin şirket adına hükmolunan alacakları tahsil edebilmek için talep ettiği ihtiyati tedbir niteliğindeki yetki ve kayyım tayini halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararında ret sebebi olarak ileri sürdüğü menfaat dengesinin nasıl bozulacağının anlaşılamadığını, davalı yanın söz konusu tazminat bedellerinin şirket adına tahsili için bir çabası dahi yok iken davacının şirket adına bunun tahsilini istemesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararının aksine menfaat dengesinin davacı adına bozulduğunun kanıtı olduğunu, davalı ve oğullarının zaten uzun süren bu yargılama aşamasında ellerindeki (bir iki değersiz gayrimenkul hariç) tüm mal varlıklarını elden çıkardıklarını, normal şartlar altında yasal organları eksik olmayan bir limited şirketinde, şirket lehine hükmolunan para alacağının tahsili için müdür/müdürler tarafından icra takibi başlatılıp yasal işlemlerin yürütüldüğünü, fakat şirket lehine işlem tesis edecek, şirketin malvarlığını yönetecek ve koruyacak yasal organ eksikliği, şirket lehine tazminata hükmeden Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/592 E., 2019/648 K. sayılı dosyasında verilen kararını adeta atıl halde bıraktığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkin olup, yönetim kayyım atanmasının şartlarının oluşup oluşmadığı, oluşması durumunda davacı ortağın kayyım atanmasının mümkün olup olmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 331, 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 426 ve 427 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
l.İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçesinde hata edildiği kabul edilerek yeni bir gerekçe oluşturulup davacı vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin ikinci fıkrası; “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, … duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan bu düzenleme uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken aynı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve yine aynı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekil ini temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.