Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6253 E. 2023/625 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6253
KARAR NO : 2023/625
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret

Taraflar arasındaki faydalı model belgesine tecavüzün tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015 03015 sayılı faydalı modelin sahibi olduğunu, davalı tarafın anılan faydalı model konusunu müvekkilinden izinsiz üretip ticari alanda kullandığını ve bu nedenle müvekkilinin faydalı modelden doğan haklarına tecavüz ettiğini, davalıya bu hususta 04.04.2016 tarihli noter ihtarı gönderilmesine rağmen herhangi bir cevap alınmadığını, davalının eylemlerinin müvekkilinin faydalı model hakkına tecavüz teşkil ettiğinin Ankara 2. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/21 D. İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini, tecavüzün önlenmesi için öncelikle davalı yanca üretilen ürünlere tedbiren el konulmasını, yapılacak yargılamanın ardından davalı yanın tecavüzünün ilgililere ve kamuoyuna ilan edilmesini istemiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 11.451,17 TL, manevi tazminat talebini ise 20.000,00 TL olarak ıslah ederek, anılan miktarların davalıya gönderilen ihtar tarihi 04.04.2016, aksi halde bahsi geçen tespit talep tarihleri, bunun da mümkün olmaması halinde dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilince tecavüz edildiği iddia edilen ürün için faydalı model belgesi almak üzere 15.03.2016 tarihinde başvuru yapıldığını, davacının başvuru yayınına yaptığı itirazın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kabul edildiğini, davacının ihtarından sonra dava konusu ürünün müvekkil tarafından üretilmediğini, kullanılmadığını, üretim ve kullanımın 04.04.2016 tarihli ihtarın tebliğinden önceki 1 ay içinde olduğu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasına sunulan belgeler, davalının ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi ile bilirkişi heyetince yapılan harici araştırmalar neticesinde tespit edilen hususlar ışığında; davacının tercihi ve tecavüz süresi de gözetilerek tecavüz fiilinden dolayı davacının 76.956,82 TL’lık satıştan mahrum kalmasının muhtemel olduğu, ürünün %14,88 kârlılık oranı ile satılmış olabileceği, dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ve mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin ( 551 sayılı KHK) 140 ıncı maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın 11.451,17 TL olabileceği, 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının üretip ticarete konu ettiği köşe birleştirme ürününün biçiminin davacının tescilli 2015 03015 sayılı faydalı model belgesinden doğan haklarını ihlal ettiği ve tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, faydalı modele tecavüzün menine, tecavüzün maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, söz konusu ürünlerin ticari amaçla bulundurulduğu her yerde el konulmasına, her türlü üretiminin ve ticarete konu edilmesinin önlenmesine, 11.451,17 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazimatın 29.04.2016 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline ve hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişilerin davacının ticari defter ve kayıtları incelenmeden sadece müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor düzenlediğini, davaya konu ürünleri yaklaşık 1 ay süreyle kullandıklarını beyan etmelerine rağmen ürünün 01.03.2016 tarihi ile 10.10.2016 dava tarihi arasında kullanıldığı kabul edilerek maddi tazminat hesaplandığını, dava konu ürüne ilişkin olarak davacının faydalı model belgesi aldığını öğrendikten sonra müvekkilinin davaya konu ürünü üretmediğini ve kullanmadığını, 01.03.2016 ve 10.10.2016 tarihleri arasındaki 224 günlük süre dikkate alınarak yapılan hesaplamanın varsayıma dayalı olduğunu, bilirkişilerce ticari defter ve kayıtların dava konusu ürünün satış ve stok miktarını belirlemeye elverişli olmadığının tespit edilmesine rağmen varsayıma dayalı olarak satışların % 80’nin elektrik panosu ve tablosuna ilişkin olduğu belirlemesinin ve bu belirlemeye göre tazminat hesabı yapılmasının hatalı bulunduğunu, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, zira raporda satışların % 80’nin elektrik panosu ve tablosuna ilişkin olduğunun belirtildiği devamında da ürün bazında fatura listesi ibraz edilmediğinden ve fatura sayısının çokluğu nedeniyle manuel inceleme yapılmasının uzun zaman alacağının düşünüldüğü, hangi üründen özellikle elektrik panosu ve tablosundan ne miktarda satış yapıldığının tespit edilmediğinin bildirildiğini, Mahkemece kabul edilen maddi tazminat bakımından iki kez vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesi içeriği ve davadan önce Ankara 2. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/21 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davalının davacı adına tescilli faydalı model belgesine konu ürünleri üretip sattığı, davalının bu eylemlerinin davacının faydalı model tescilinden doğan haklarına tecavüz niteliğinde bulunduğu, Mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda davacı tarafça 551 sayılı KHK’nın 140 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca faydalı modele tecavüz edenin faydalı modeli kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre talep edilen maddi tazminat miktarının, davalı tarafından tecavüz eylemine konu ürünün elektrik panolarında kullanılan bağlantı elemanı olduğu, tek başına satılmayıp elektrik panolarında kullanılmak suretiyle satıldığı belirlenerek hesabının mümkün olmadığı açıklanmakla, davalının cevap dilekçesinde tecavüze konu ürünün üretim ve kullanımın 04.04.2016 tarihli ihtarın tebliğinden önceki 1 ay içinde olduğu beyanı dikkate alınarak 01.03.2016 ve 10.10.2016 dava tarihi tarihi arasındaki süre ve tecavüze konu ürünün elektrik panolarında kullanılan bağlantı elemanı olması dikkate alınarak, 6098 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tazminat hesaplanması ve Mahkemece buna göre tazminat takdir edilmesinde bir usulsüzlük olmadığı, davalı tarafça tecavüz konu ürünlerin davacı tarafça kendilerine gönderilen 04.04.2016 tarihli ihtarın tebliğinden 1 ay önce üretilip satıldığı savunulmuşsa da bahsi geçen D.iş dosyasında tayin edilen bilirkişiye, 02.05.2016 tarihinde davalıya ait iş yerinde davalı tarafça incelenmek üzere teslim edilen numune ürünün davacının faydalı model belgesine tecavüz teşkil ettiğinin bilirkişi raporunda belirlenmesi, diğer bir deyişle davalının savunduğu tarihten sonra dahi tecavüze konu ürünü üretip satıldığının anlaşılması karşısında davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği, somut uyuşmazlıkta objektif dava birleşmesi söz konusu olup Mahkemece kabul edilen tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, 04.04.2016 tarihli ihtarname sonrasında davaya konusu ürünün müvekkili tarafından kullanılmadığını, ürünün kullanım süresinin 01.03.2016-04.04.2016 olarak hesaplanması gerektiğini, müvekkilin ticari defterleri incelendiğinde dava konusu ürünün satışına rastlanılmadığı halde, bilirkişiye 02.05.2016 tarihinde inceleme yapılması için müvekkil tarafından dava konusu numunenin teslim edildiğini, bu sebeple müvekkilin dava konusu ürünün üretim ve satışının devam ettiği farzedilerek karar verildiğini, ürünün ihtarnameden sonra kullanılmamış olmasının göz ardı edilmesi sonucu bilirkişilerce tazminat hesabı yapılırken aslında davacının hiçbir şekilde zarara uğramadığı 04.04.2016-10.10.2016 (ihtarname ile dava tarihi arasında geçen süre) tarihleri için de hesaplama yapıldığını, davacının ticari defterinin incelenmesi gerektiği hususunun İlk Derece Mahkemesinde dikkate alınmadığını, davacı taraf lehine maddi tazminata ilişkin iki kez avukatlık ücretine hükmedildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faydalı model belgesine tecavüzün tespiti, men’i, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri, 551 sayılı KHK’nın 73, 136 ve 140 ıncı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.