YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/571
KARAR NO : 2023/688
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyize cevaben verdiği katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşınmaz satın almak üzere Taçkent İnşaat Turizm Gıda Ltd. Şti. ile anlaştığını, bu şirketin sahibi … ile müvekkilini tanıştıran ve emlakçı davalı …’in birlikte hareket ettiklerini, takibe konu senedin bu sözleşme kapsamında yapılan ödemelere ve zamanında teslim yapılmasına istinaden verildiğini, çeşitli ödemeler yapılıp evin tesliminin yapılmaması ve vadenin gelmesi nedeniyle senedin takibe konulduğunu, ilk takibin protesto olmaması nedeniyle reddedildiğini, şimdi ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız takip yapıldığını ileri sürerek borçlunun itirazının iptaline, takibin Bursa 16. İcra Müdürlüğünün 2011/11047 E. sayılı dosyası üzerinden devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; süresinde ödememe protestosu çekilmemiş olmasından dolayı müracaat borçlusu olan müvekkilinden herhangi bir talepte bulunulamayacağını, nitekim davacı tarafça yapılan ilk takibin bu nedenle iptal olduğunu, dava konusu takipte ise tahsilde tekerrür olmama kaydının bulunmadığı, dava dilekçesine eklenen, taşınmaz satış sözleşmesinin tarafının müvekkili olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 16.06.2015 tarih, 2014/468 E. ve 273 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak emlakçı olan davalının sözleşme de satıcı olarak yer alan şirket temsilcileri ile fikir ve eylem birliği halinde hareketle davacıya taahhüt edilen dairenin teslim edilmediği, davacı tarafından 45.000,00 TL peşin, 67.500,00 TL ile senetle ödeme yapıldığı, dolayısıyla teminat senedinin 100.000,00 TL’ lik bölümü için yaptığı icra takibinin haklı nedenlere dayalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tazminat isteminin reddine, önceki kararda harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.02.2016 tarih, 2015/15557 E. ve 2016/3122 K. sayılı kararıyla Mahkemece yeniden kurulan hükümde harcın yeniden karar altına alınması gerekirken, önceki karara atıf yapılarak harcın hüküm altına alınmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile emlakçı olan davalının sözleşmede satıcı olarak yer alan şirket temsilcileri ile fikir ve eylem birliği halinde hareketle davacı ve dava dışı şirketle taşınmaz alımı konusunda anlaşma yapmalarına ön ayak olduğu, bu sözleşme uyarınca davacının bono keşidecisinden taşınmaz almayı istediği ve davalının bir tür komisyonculuk faaliyetiyle bu satışa aracılık yaptığı dolayısıyla takip konusu bononun düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkide davalının önemli bir etkisi olduğu, taahhüt edilen dairenin davacıya teslim edilmediği, davacı tarafından 45.000,00 TL peşin, 67.500,00 TL senetle ödeme yapıldığı, senedin 100.000,00 TL’lik bölümü için yaptığı icra takibinin haklı nedenlere dayalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, alacak likit olmadığından inkâr tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyize cevaben sunduğu dilekçesinde, hükmün tazminat bakımından düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı kişiler ile davacı arasındaki ilişkinin müvekkilini ilgilendirmediğini, bu konuda beyanda bulunmamasına dayanan ilk kararın hatalı olduğunu, bir garantörlük ilişkisinin de bulunmadığını, satış bedeli ile bono bedelinin tutmadığını, davacının ayrıca dava dışı bono keşidecisi aleyhine de yasal işlem yürüttüğünü, davacının önce yazılı delil başlangıcı ardından garanti sözleşmesi nitelemesi ile iddialarını genişletmeye çalıştığını, hukukumuzda garanti sözleşmesinin mahiyetinin net olmadığını, garanti sözleşmesi için belirli bir sorumluluk sınırı olması gerektiğini, kendilerinin somut olayda kusurlarının bulunmadığını, tanıklarının dinlenmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık süresinde protesto edilmeyen bonodan dolayı lehtara karşı kambiyo hukukuna göre müracaat hakkını yitiren hamilin, temel ilişkiye dayalı olarak bonoyu kendisine ciro eden lehtara karşı yapmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 nci ve devamı maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Mahkemece verilen hüküm davalı vekiline 19.12.2021 tarihinde, davalının temyiz dilekçesi de 02.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup davacı vekili tarafından 14.01.2022 tarihinde kararın düzeltilerek onanması talepli dilekçe verilmiştir. Bahse konu talep temyiz mahiyetinde olup gerek gerekçeli kararın tebliğinden başlayan gerekse davalı temyiz dilekçesinin tebliği ile başlayan katılma yoluyla temyiz istemi açısından 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 432 nci ve 433 üncü maddesinde öngörülen 15 ve 10 günlük yasal süreler geçmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.06.1990 tarihli ve 1989/3E., 1990/4K. sayılı kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden davacı vekilinin süresi geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
3.Davacı tarafından aynı senede dayalı olarak iki farklı takip yapıldığından, mahkemece kurulan hükümde tahsilde tekerrürü önleyecek biçimde hüküm kurulması gerekirken anılan hususa riayet edilmeksizin kurulan hükmün bozulması gerekmektedir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un, 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “itirazın iptaliyle” ibaresinin yanına “tahsilde tekerrür olmamak üzere” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.