Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1917 E. 2023/1850 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1917
KARAR NO : 2023/1850
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 17.12.2007 ve 22.04.2008 tarihli genel kredi sözleşmelerine davalının kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, imzasının olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun ödendiğini, takibe konu diğer kredi sözleşmelerinde imzasının olmadığını, kredi kullanan şirketteki ortaklığının sona ermesinden sonra şirketin üç yeni kredi kullandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 24.09.2019 tarih, 2016/111 E. – 2019/388 K. sayılı kararı ile davacı bankanın takip tarihi itibariyle çek dışındaki alacak miktarının 457.590,76 TL olduğu, kefil olan davalının 116.500,00 TL ve 102.000,00 TL’lik iki kredi sebebiyle toplam ana para sorumluluğunun 218.500,00 TL olduğu, buna karşılık davacı banka tarafından bu miktarın, takip talebinde daha düşük bir miktar olan 218.318,60 TL olarak kabul edilerek takibe başlanıldığı, ayrıca 69.861,95 TL faiz ve 3.493,10 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) talep edildiği, genel kural olarak kefilin sorumluluğun hiç bir zaman asıl borçlunun sorumluluğundan daha fazla olamayacağı ve yine yapılan tahsilatlardan kefilinde yararlanacağı, bu durumda asıl borçlu için belirlenen 55.118,90 TL faiz ve 2.755,95 TL BSMV’nin davalı kefil için de geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 218.318,60 TL asıl alacak, 55.118,90 TL faiz, 2.755,95 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 276.193,45 TL üzerinden iptaline, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 22.03.2021 tarih, 2020/3879 E. ve 2021/2732 K. sayılı kararıyla; mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da şube kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yaptırılmadığı gibi, hukukçu bilirkişiden uzman olmadığı bir hususta bilirkişi raporu alınmasının da doğru olmadığı, mahkemece yapılacak işin bankacılık genel kredi sözleşmesi dalında uzman bir bilirkişi tayin edilerek banka şube kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davalı kefilin imzasının bulunduğu sözleşmelerin tespitiyle takibe konu sözleşme ya da sözleşmelerin karşılaştırarak davalının sorumlu olduğu miktarı tespitten ibaret olduğu, bu yönler araştırılmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla kefil olduğu genel kredi sözleşmelerine göre; 17.12.2007 ve 22.04.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerinin davalı tarafından kefil olarak imzalandığı, 17.12.2007 tarihli kredinin 116.500,00 TL ve 22.04.2008 tarihli kredinin ise 102.000,00 TL olduğu, 116.500,00 TL’lik kredinin, 60.000,00 TL’lik kısmının taksitli kredi limiti, 12.000,00 TL’lik kısmının dost hesap limiti ve 30.000,00 TL’Lik kısmının çek taahhüdü limitinden kaynaklandığı, aynı şekilde102.000,00 TL’lik kredinin, 34.000,00 TL’lik kısmının protokol oda kredisi limiti, 10.000,00 TL’lik kısmının dost hesap limiti ve 72.500,00 TL’lik kısmının çek taahhüdü limitinden kaynaklandığı, 60.000,00 TL’lik kredi limitinden, 17.12.2007 tarihinde 36 ay vadeli 50.000,00 TL’lik taksitli kredi kullandırıldığı, kredinin 03.06.2010 tarihinde erken ödeme ile kapatıldığı, yine 34.000,00 TL’lik protokol oda kredi limiti kapsamında, 22.04.2008 tarihinde 36 ay vadeli 25.000,00 TL bedelli kredi kullandırıldığı, bu kredinin 12.08.2010 tarihinde erken kapama ile kapatıldığı, dost hesap ve çek taahhüt limitlerinin açık olarak kullanılmaya devam ettiği, takibin dayanağı olan kredilerin, dost hesap ve çek taahhüdü hariç olmak üzere, 28.02.2011 tarihinden sonra kullandırılan krediler olduğu, bu kredilerin davalının hisse devri sonrasında yeniden alınan 13.04.2010, 02.06.2010 ve 16.02.2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı, belirtilen bu üç genel kredi sözleşmesi kapsamında nakit kredi ve rotatif kredi limitleri belirlendiği, takibin dayanağı olan kredilerin de bu kapsamdaki taksitli nakit ve rotatif krediler olduğu, davalının kefaletinin bulunduğu 17.12.2007 ve 22.04.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında açık bulunan dost hesap ve çek taahhüt limitleri kapsamında, 10.485, 44 TL dost hesap limitinden kaynaklı miktar, 53.400,00 TL 55 adet çek yaprağından kaynaklı banka sorumluluk limiti dahilinde kalan miktarların bulunduğu, davalı kefilin bu miktarlar yönünden sorumluluğunun bulunduğu, dost hesaptan kaynaklı 10.485,44 TL yönünden, işlemiş faiz miktarının 3.565,05 TL olduğu, davalının bu miktardaki faiz ile bu faizin BSMV’si olan 178,25 TL’den de sorumlu olduğu, 55 adet çek yaprağı yönünden ise, ödeme yapılmadığı için faiz sorumluluğunun bulunmadığı, ancak bu çekler için belirlenen 53.400,00 TL’lik gayr-ı nakdi alacağın faiz getirmeyen bir hesapte depo edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin bu miktarlar yönünden iptaline, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı taraf aleyhine başlatılan takipte, takip dayanağı sözleşmeler hususunda bir tereddüt olmadığını, davalının ortaklıktan ayrılmasına müteakip davacı bankaya ihtarname göndermediği ve ayrılma tarihinden (hisse devri tarihinden) sonra kullanılacak yada yenilecek kredilerden mesuliyetinin olmayacağına dair bir bildirimde bulunmadığını, dolayısıyla sorumluluğunun olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporda bu sözleşmelerden kaynaklı taksitli kredilerin kapatıldığı, Dost Hesap ve Çek Taahhüt kredilerinin devam ettiği ve davalının bu kredilerden sorumlu olduğunun belirtildiğini, ancak bahsi geçen sözleşmelerden kaynaklı kredilerin hiç bir şekilde kapatılmadığını, asıl borçlunun başvurusu üzerine bazı sözleşmelerden kaynaklanan eski borcun yapılandırıldığını, borcun tamamen ödenip yeni kredi kullandırılmasının söz konusu olmadığını, aşamalarda alınan bilirkişi raporları ile hükme esas alınan işbu rapor arasında çelişkiler bulunduğunu, çelişkilerin giderilmesi için karşılaştırmalı ve hükme elverişli 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması yönündeki talebin red edilmesinin hatalı olup bozma sebebi olduğunu, yerel mahkemenin alacağın likit olmadığı gerekçesinin de yerinde olmadığını, dosya kapsamında bulunan kayıtlarla sabit olduğu üzere borçlu davalı yönünden borcun ayrı hesaplandığı ve sorumluluğu dikkate alınarak takibe geçildiğini, dolayısıyla alacağın likit olduğunu, davalının takibe yaptığı itirazda kısmi itirazda bulunmayıp borcun tamamına itiraz ettiğini, borçlu olduğu sabit olan borçlunun, icra inkar tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kabul edilmeyen alacak kalemleri, faiz miktarı ve icra inkar tazminatına hükmedilmemesi sebebiyle bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağa dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Mahkemece alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.