YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21356
KARAR NO : 2023/5865
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/842 E., 2016/633 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : 1. Cumhuriyet savcısı
2. Sanık
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 24.05.2014 tarihli eylem nedeniyle 15.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanık hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 16.06.2014 tarihli eylem nedeniyle 04.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
3. Sanık hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 13.09.2014 tarihli eylem nedeniyle 30.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
4. Sanığın, hakkında verilen kamu davasını açılmasının ertelemesi süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullanmış olması üzerine 11.09.2015 tarihide erteleme kararının kaldırıldığı, … Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca üç kez ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
5. … 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/842 Esas, 2016/633 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 16.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci, 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine, sanık hakkında 13.09.2014 tarihli ve 24.07.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci, 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği özetle; sanık hakkında 24.05.2014 tarihli eylemi nedeniyle açılan kamu davasına ilişkin olarak mahkemece bir karar verilmediği, ancak bu hususta zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesinin mümkün bulunduğu görülerek, sanığın 24.07.2015 tarihli eyleminin, 16.06.2014, 24.05.2014 ve 13.09.2014 tarihli eylemlerine ilişkin olarak hakkında tatbik olunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin tatbiki sırasında işlendiği ve bu itibarla 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkında 24.07.2014 tarihli eylemi nedeniyle kovuşturma yapılmasının mümkün bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, 24.05.2014 günü emniyet görevlilerinin yaptığı uygulamada sanığın uyuşturucu maddeyi kendi rızasıyla polise teslim ettiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı verildiği, bu kararın 27.04.2015 tarihinde tebliğ ile 13.05.2015 de kesinleşerek infazına başlandığı, sanığın 16.06.2014 tarihinde üzerinden uyuşturucu maddeleri güvenlik güçlerine teslim ettiği, bu eylemden dolayı da Cumhuriyet Başsavılığınca erteleme kararı verildiği 19.02.2015 de kesinleşerek infazına başlandığı ve 14.09.2014 günü sanığın bilinç kaybı sebebiyle hastaneye kaldırıldığı, uyuştucudan kaynaklandığı, bu eylemden dolayı erteleme kararı verildiği, 19.02.2015 günü kesinleştiği ve 24.07.2015 de taksi içerisinde uyuşturucu madde kullandığı, dolayısıyla yukarda tanımlanan 1, 2 ve 3 nolu eylemlerinden dolayı ayrı ayrı erteleme kararı verildiği, bunların infazlarına başlanmasına rağmen sanığın 4. eylemi işlediği bu kapsamda 4. eylemin tarif edilen ilk 3 eylemin ihlalini oluşturduğu saptandığından subut bulan 3 eylemden dolayı cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle sanığın 16.06.2014 tarihli eylemden hükmedilen 1 yıl 8 hapis cezasının ertelenmesine ve 13.09.2014 tarihli ve 24.07.2015 tarihli eylemler nedeniyle hükmedilen 1 yıl 8 hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
24.05.2014 tarihli eylem nedeniyle 15.04.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, 16.06.2014 tarihli eylem nedeniyle 04.11.2014 tarihlinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, 13.09.2014 tarihli eylem nedeniyle 30.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği görülmekle yapılan incelemede;
1. 24.05.2014 tarihli eylem yönünden yapılan incelemede: Mahkemece gerekçede bu eylemi tartışmasına ve ayrı hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında bu suç yönünden hüküm kurmayarak çelişkili karar verilmesi,
2. 16.06.2014 tarihli eylem yönünden yapılan incelemede: Sanığın 16.06.2014 tarihli eylemi nedeniyle ikinci kez 04.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, erteleme kararının içeriğinde sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve 03.02.2015 tarihinde sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, erteleme kararının 19.02.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın erteleme süresi içerisinde 24.07.2015 tarihli eylem ihlal nedeni sayılarak ayrı ayrı hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de; ihlal sayılan 24.07.2015 tarihli eylemin sübut bulmaması nedeniyle bu eylem yönünden ihlal gerçekleşmediğinin gözetilmemesi,
3. 13.09.2014 tarihli eylem yönünden yapılan incelemede: fenalaşarak … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tedavi gören sanığın kan-idrar ve kıl örnekleri üzerinden uyuşturucu madde kullandığına dair raporun bulunması gerektiğinin gözetilmemesi,
4. 24.07.2015 tarihli eylem yönünden yapılan incelemede: 24.07.2015 tarihli eylemin ayrıca hüküm kurulmuş ise de gerekçede 24.07.2015 tarihli eylemin ihlal kabul edildiği belirtilerek çelişkili hüküm kurulduğu anlaşılmakla, güveni kötüye kullanma olayı ile ilgili sanığın yakalanması üzerine sanığın uyuşturucu madde kullandığını belirten beyanı dışında bir analiz yapılmadığı ve sanıktan uyuşturucu madde ele geçirilmediği bu nedenle; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sayılan eylem olarak kabul edilemeyeceği dikkate alınmaması yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu,
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edildiğinden ve 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi yapılabileceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ise, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının
soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edildiği gözetildiğinde, somut olayda incelemeye konu 24.05.2014 tarihli, 16.06.2014 tarihli ve 13.09.2014 tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarından usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararın olan 04.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı olduğu dolayısıyla 24.05.2014, 16.06.2014 ve 13.09.2014 tarihlerindeki eylemlerin kesinleşmesinden önce işlenmesi nedeniyle tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 24.07.2015 tarihli eylemin subüt bulmaması nedeniyle ihlal sayılan eylem olarak kabul edilemeyeceği dolayısıyla sanık hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durmasına dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/842 Esas, 2016/633 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savsının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, diğer yönleri incelenmeksizin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.