YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4
KARAR NO : 2023/2433
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2011/516 E., 2016/1374 K.
DAVALILAR : 1- … mirasçıları: A- … B- …
mirasçıları: a- … b- … c- …
d- … e- … C- … D- …
…,…,…
… H- … I- … J- … K- …
vekilleri Avukat … L- …
mirasçıları: a- … b- … 2- …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 06.12.2011
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı mirasçıları vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı asil … geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Satış Vaadi Sözleşmesi ile davalı …’in vekili …’ten … adresinde bulunan ve tapuda … 3/1 pafta, 3 parsel’de bulunan girişin karşısı 1. kat 30/1000 arsa paylı, 10 no.lu bağımsız bölümün 40.800 Alman Markı bedelle 1993 yılında satın aldığı, 1995 yılından itibaren söz konusu taşınmazda ikamet ettiği, davacı ile davalı …’in vekili … arasında Kartal 1.Noterliğinin 03/05/1993 tarih ve 26601 yevmiye nolu Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin yapıldığı tarihte satışa konu yerin bulunduğu yapıdaki numaraları belli olmadığından sözleşmede 12 olarak yazıldığı, yapı bittikten sonra numaranın 10 olarak değiştirildiği, davacının sözleşme gereğince 39.300 Alman Markı ödediği, taşınmaz devredilmediğinden ve …’e ulaşamadığından 1.500 Alman Markı’nın ödenemediği, davacının taşınmazı 1995 yılından beri malik sıfatıyla kullandığı, …’in 1994 yılında cezaevine girdiği, 1999 yılında çıktığı, dava konusu gayrimenkul için tayin ettiği vekilini azlettiği, cezaevinde olması nedeniyle vesayet altına alındığı, tescil işlemlerinin bu nedenle yapılamadığı, …’in sonradan vekil tayin ettiği …’in 2003 yılında aynı zamanda akrabası olan …’e muvazalı olarak taşınmazın satışının yapıldığı, 2004 yılında taşınmazın …’e adı geçen kişi tarafından satıldığı, davalı …’in taşınmazı muvazalı bir şekilde satın aldığı, hileli satışlar ile davacı adına tescilden kaçınıldığı bildirilerek, … pafta, 3 parsel’de bulunan girişin karşısı 1. kat 30/1000 arsa paylı, 10 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, tescil mümkün olmadığı takdirde ödenen tutarın yasal faizleriyle birlikte davacıya iadesine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının yurt dışında ikamet ettiği, yapılan tebligatın usulsüz olduğu, … vekil tayin ettiği, …’ten davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı, …’in vekalet görevine kötüye kullanması nedeniyle azledildiği, davacının satış vaadinden doğabilecek haklarının talep etmesinin mümkün olmadığı, 1995 yılından beri taşınmazda ikamet ettiğini bildiren davacının sözleşmenin ifasını talep etmediği, 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, davalının kötü niyetinden söz edilemeyeceği satış vaadi borçlusu olmadığı, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh verildiği, davalının taşınmazı 26.08.2004 yılında satın aldığı, tapuya verilen şerhin 5 yıl sonra gücünü yitirdiği, davacının satış vaadi borçlusuna karşı tazminat davası açabileceği, yapıldığı belirtilen ödemelerin doğru olmadığı, 12.07.1993 tarihli makbuz ile yapıldığı iddia edilen ödemenin … vekili …’in azlinden sonra yapıldığı, hatta bu ödemenin hiç olmadığı, muvazalı bir işlem olduğu, satış vaadi sözleşmesinde satış bedelinin …’in bildireceği banka hesabına yatırılmasının kararlaştırıldığı, davacının hesap numarası bildirilmediyse tediye mahalli tayin ettirilerek depo etmesi ve tescil davası açması gerektiği bildirilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
2.Davalı … beyanında; davacının taşınmazı …’den satın aldığı, bedelini ödediği, halen taşınmazda oturduğu, kat irtifakına geçilemediği için tapunun adına verilemediği, satışın davacıya yapıldığı, …’in yapmış olduğu satışlar nedeniyle kendilerini mağdur ettiğini bildirmiştir.
3.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmayan müvekkili yönünden davanın husumet noktasından reddi gerektiği, zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının iddialarını kabul etmedikleri, ancak edimlerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı, satış vaadi sözleşmesi için Tapu Kanunun 26/6 maddesinde öngörülen 5 yıllık sürenin dolduğu, 3. kişilere ileri sürülemeyeceği bildirilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
4.Tebligat yapılan diğer mirasçılar davaya cevap vermedikleri gibi yargılamaya da katılmamışlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kartal 1. Noterliğinin 23.05.1993 tarih ve 26601 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi ile … ada, 3 nolu parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşaa edilmekte olan binadan hissesine isabet eden girişin karşısı, 1.katta 30/100 arsa paylı 12 nolu dairenin 40.800,00 DM bedel mukabilinde satışının taahhüt edildiği, bedelin 18.800 DM’nin ödendiği, kalan 27.000,00 DM’nin dairenin …’a teslimine kadar ayda 200,00 DM, fiili teslimden sonra 400,00 DM olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin mal sahibi … vekili … ile müşteri … arasında imzalandığı, ibraz edilen makbuzlara göre 25.500,00 DM’nin ödendiği, taşınmazın davacı adına tescil edilmediği davalı …’in dava tarihinden sonra ölümü nedeniyle mirasçılarının davaya dahil edildiği ihtilafsız olup mevcut deliller ile de sabit olduğu, taraflar arasındaki ihtilaf, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmazın tapusunun iptal ve tescilinin mümkün bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, her ne kadar, davalı … ve … vekilleri tarafından zaman aşımı def’i ileri sürülmüş ise de, taşınmazın satışından sonra davacıya teslim edildiği ve halen kullanımda olduğu anlaşılmakla zaman aşımı def’i yerinde bulunmadığı, davacı vekili tarafından verilen dilekçe de sözleşmenin taşınmazın 12 no.lu bağımsız bölüm olarak belirtildiği ancak inşaatın tamamlanmasından sonra dava konusu taşınmazın 10 numarasını aldığının bildirildiği, davalı … vekili tarafından …’in vekillikten azledildiği ileri sürülmüş ise de; satış tarihi itibariyle vekil olduğunun ihtilaflı olmadığı, davacı tarafından ödenmeyen tutarın 1.500,00 DM olduğu belirtildiğinden söz konusu tutarın Euro kuruda dikkate alınarak depo ettirildiği, dosyaya ibraz edilen Franfurt Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen 04.04.2003 tarihli vekaletnamede satış vaadi sözleşmesi düzenlemeyi de içeren vekaletname ile vekilin … olarak değiştirildiği, dava konusu …’e ait 10 nolu bağımsız bölüm davalı … tarafından kendisine verilen 14.04.2003 tarihli vekalete dayanılarak tekrar 2003 yılında …’e satıldığı, 2004 yılında adı geçen kişi tarafından …’e satışının gerçekleştirildiği, davalı …’in taşınmazı verilen yetkiyle dava dışı …’e satmış ise de; tekrar adı geçen kişiden 1 yıl sonra satın aldığı, söz konusu taşınmazda davacının ikamet ettiği de göz önüne alındığında işlemin muvazalı olduğunun kabul edildiği, … vekili … tarafından imzalanan sözleşme ile satışı yapılan ve 12 no.lu bağımsız bölüm olarak sözleşmede gösterilen taşınmazın dava konusu 10 no.lu bağımsız bölüm olduğu, 12 no.lu bağımsız bölümün ise davacı tarafından …’dan satın alınan taşınmaz olduğu davalılardan …’in mahkemedeki beyanında davacının dava konusu taşınmazı … satışıyla satın aldığı, taşınmazı kullandığı, … tarafından yapılan satışların kendilerini mağdur ettiğini bildirdiği, satış sözleşmesinde hisse olarak satış yapıldığı da dikkate alındığında tescile engel bulunmadığı, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, İstanbul ili, … ada 3 parsel 3/100 arsa paylı 10 numaralı bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … ile … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 1993 yılında … isimli şahısla yapılmış bir noter sözleşmesini dayanak göstererek davayı açtığı, davanın davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte öncelikle Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre zamanaşımı yönünden reddi gerektiği, davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte Tapu Kanunu’nun 26/6 maddesinde öngörülen 5 senelik sürenin dolduğu ve söz konusu madde gereğince bu süreden sonra noter sözleşmesinin tapu sicilinden resen terkin edilmesi gerektiği, ayrıca davacı ile … arasında yapılan söz konusu bu sözleşme …’in vekâlet görevini kötüye kullanmaktan dolayı azledildiğinden dolayı geçersiz olduğu, bu sözleşmeye dayanarak hiçbir işlem yapılamayacağı, davacının işbu davada herhangi bir haklılığı olmadığı davacının geçersiz bir sözleşmeye dayanarak dava açtığı gibi bu sözleşmeye göre ödemesi gereken bedeli de tam olarak ödemediği, mahkemeye de gerçek ve geçerli olup olmadıkları belli olmayan birtakım makbuzlar sunulduğu, mahkemece makbuzların gerçek ve geçerli olup olmadıklarını araştırılmadığı, mahkemenin dava konusu taşınmazın …’e satılması işleminin muvazaalı olduğunu kabul etmesinin de hatalı olduğu, dava dosyasında bu satış işleminin muvazaalı olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, dava konusu taşınmazın şu anki değerinin yüksek olduğu, dava konusu yerin davacıya verilebilmesi için davacının dava konusu dairenin bugünkü değeri üzerinden ödeme yapması gerektiği ve davacı vekilinin yerel mahkeme hüküm vermeden önce vekillikten istifa ettiği halde davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237 vd maddeleri,
07.06.1939 tarih ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının taşınmazda oturduğu, taşınmazın sık sık el değiştirmesi nedeni ile satışların muvazaalı olarak kabul edilmesinde hata olmadığı, 07.06.1939 tarih ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, zamanaşımı süresinin başlangıcının tapuda ferağ verilmeyeceğinin anlaşıldığı tarih olup bu gibi sözleşmelerde satıma konu taşınmazın zilyetliğinin alıcı yana devredilmiş olması halinde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacı tarafından ödemelerin yapıldığına dair makbuzların dosyaya sunulduğu ve bakiye kısmın mahkemece güncellenmiş bedelinin depo ettirildiği ve özellikle depo edilen bedelin karar kesinleştiğinde davalı … mirasçıları tarafından talep edilip miras payları oranında alınabileceği anlaşılmakla davalı … ile … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında davacı vekille temsil olunmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalılar … ve …’den alınmasına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme kanun yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.