Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/21890 E. 2023/3885 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21890
KARAR NO : 2023/3885
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2013 tarihli ve 2013/110 Esas, 2015/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik olup sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Katılan şirket vekilinin temyiz isteği; nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olup dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında 15.01.2013 keşide tarihli, 20.000 TL bedelli ve 15.04.2013 keşide tarihli, 30.000 TL bedelli suça konu sahte çekleri ticari alışverişte bulunduğu katılan şirkete karşı kullanmak suretiyle banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Soruşturma aşamasında alınan 18.01.2013 tarihli ekspertiz raporunda; suça konu çeklerin üzerinde bulunan yazı ve rakamlar ile çeklerin alt kısımlarındaki optik satırlarda bulunan rakamların, daha önce aynı yerde bulunan matbu yazı, rakam ve ibarelerin fiziksel yolla silinmelerinden sonra tahrifen oluşturuldukları, söz konusu çeklerde fiziksel yolla yapılan tahrifatın ilk nazarda dikkati çekmeyeceği cihetle çeklerin aldatma kabiliyetine haiz oldukları belirtilmiş.
3. Sanık savunmalarında özetle; aralarında ticari ilişki bulunan R.A.’ın, T.D. ve A.E. isimli kişiler aracılığıyla suça konu çekleri ciro etmeden kendisine gönderdiğini, sahte olduklarını bilmediğini, suça konu çekleri cirolayarak ticari ilişki kapsamında katılan şirkete verdiğini beyan etmiştir.
4. Tanık sıfatıyla dinlenen A.E. ve T.D.’ın beyanlarının sanığın savunması ile uyumlu olmadığı anlaşılmış; tanık sıfatıyla dinlenen R.A.’nın ise, suça konu çeklerle alakasının olmadığını beyan etmiştir.
5. Soruşturma aşamasında alınan 18.07.2013 tarihli ekspertiz raporunda; suça konu çeklerdeki yazılar ve atılı bulunan imzaların R.A.’nın elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlilikte kaligrafik uygunluk tespit edilemediği belirtilmiştir.
6. Katılan şirketin finans müdürü olan …;
a. Kovuşturma aşamasında, “… suça konu olan iki adet çeki … Tur. Ltd. Şti.nin sahibi ve yetkilisi olarak bildiğim sanık … personeli vasıtasıyla göndermiştir, biz aynı şirketle daha önce de ticari alışverişte bulunmuştuk,… sanık daha önce de yine … Tur. Ltd Şti. adına çekleri ciro edip bize gönderirdi ve bu çeklerde herhangi bir pürüz çıkmamıştı ancak suça konu çekleri bankaya ibraz ettiğimizde sahte oldukları anlaşıldı…” şeklinde,
b. Soruşturma aşamasında, “… söz konusu çekleri … Tur. Ltd. Şti.nden farklı zamanlarda bizden almış oldukları akaryakıt borcuna karşılık almıştık,… bu çekler bize alacağa mahsuben verilmiştir…” şeklinde,
Beyanda bulunmuştur.
7. Mahkemece, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında, “…” ve “2012-01.01.2013” olarak yanlış gösterilen katılan ismi ve suç tarihlerinin Mahkemece “… Antalya Petrol Ürünleri Ticaret A.Ş.” ve “09.11.2012 ve 27.11.2012” olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
1. Dosya kapsamına göre, suça konu çeklerin önceden … borç karşılığında katılan şirkete verildiği anlaşılmakla, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan şirket vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübut yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiş, Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Katılan şirket vekilinin 19.11.2013 tarihli celsedeki beyanı ve katılan şirket çalışanı Ö.A.’nın soruşturma aşamasındaki ifadesi nazara alındığında, sanığın suça konu çekleri 09.11.2012 ve 27.11.2012 tarihlerinde kullandığı anlaşılmakla, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile (eleştiri dışında) yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen sanığa yüklenen suçtan doğrudan zarar görmeyen …’un davaya katılan olarak kabulü ile lehine vekalet ücretine hükmedilmesi dışında kararda bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2013/110 Esas, 2015/284 Karar sayılı kararında katılan şirket vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan şirket vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinin (4) numaralı fıkrasında açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2013/110 Esas, 2015/284 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği …’a vekalet ücreti verilmesine ilişkin (11) numaralı paragrafın hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2023 tarihinde karar verildi.