YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11062
KARAR NO : 2010/12374
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,kayden maliki olduğu 222 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine sonradan “sahtecilikle tesis edildiğinden işlem yapılamaz“ şerhi konulduğunu,taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetle iktisap ettiklerini ileri sürüp şerhin terkinine,bu suretle vukubulan elatmanın ve muarazanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine,Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerinin yaptıkları inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın sahte işlemlerle intikale konu olduğunun belirlendiğini,sahteciliğin tapuya şerh edildiğini,sahte tapuya dayalı olarak yapılan işlemlerin yoklukla malul olduğunu,davanın reddi gerektiğini savunmuş,karşı davasında,sahteciliğe konu tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş,diğer davalı ise yargılamaya katılmadığı gibi bir savunma getirmemiştir.
Asıl ve karşı davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; ”önce davacının temyiz itirazları yerinde değildir,reddine. Ancak,karşı davanın davacısı hazineden, dava konusu taşınmazın ne sıfatla hazine malı olduğunun sorulması,taşınmazın sahte kayıttan önce kimin olduğunun,hazinenin bir hakkı olup olmadığının araştırılması,gerektiğinde hazine vekilinin sözünü ettiği emsal dosyalardan da yararlanılması ve hükme yeterli bir soruşturma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,karşı davanın reddine ilişkin olarak verilen karar bu kez, Dairece “ davacı kooperatifin adına intikal gören 222 parsel sayılı taşınmaz kaydının kadastroca oluşturan bir kayıt olmayıp yoktan tamamen sahte evrak ile oluşturulan kayıt niteliği taşıdığı yok hükmünde olduğundan iyiniyetten söz etme olanağı bulunmadığı gözetilerek, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı kooperatifin temyiz itirazlarının reddine, davalı- karşı davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden; önceki bozma kararında belirtildiği üzere Hazine vekili 8.3.2004 tarihli oturumda, çekişmeli taşınmazın önceki maliki Mektepli …..’ın mirasçı bırakmadan öldüğünü ,Hazinenin son mirasçı olduğunu bildirdiği gözetilerek 222 parsel sayılı taşınmaz malikinin son mirasçısının Hazine olduğunun ispatı için mehil verilerek , bu konudaki delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş; bozma ilamı uyarınca yapılan soruşturma sonucu, çekişmeli taşınmazın önceki kayıt maliki Mektepli Mehmet Cankuratan’ın … Medeni Kanununun 501. maddesi gereğince son mirasçısının Hazine olduğunun belirlendiği gerekçesiyle karşı davanın kabulüne, davacı kooperatifin açtığı dava kesinleşmiş olduğundan, bu dava hakkında ayrıca hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı-karşı davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacı-karşı davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 417,55 .-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.