Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/9007 E. 2023/4462 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9007
KARAR NO : 2023/4462
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2015 tarihli ve 2014/250 Esas, 2015/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, herhangi bir temyiz sebebi içermemektedir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur …’ın prefabrik yapılar için kapı ve pencere almak istediğini belirten ve kendisini … olarak tanıtan kişi ile yapılan pazarlık sonucunda 40.000 TL bedelli iş için anlaşmaya vardıkları, suça konu tamamen sahte olarak oluşturulmuş “… … Prefabrik …” hamiline düzenlenmiş ve aynı isimle cirolu 25.000 TL bedelli çekin verildiği, mağdurun bazı esnaf arkadaşlarının çekin sahte olabileceğini söylemesi üzerine, bankaya sorması sonucunda sahte olduğunun anlaşılması sonrası başlatılan soruşturma kapsamında sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık soruşturma aşamasında, ciro imzasını kabul etmediğini, mağdur ve keşideci şirketi tanımadığını, alışverişinin olmadığını, bir dönem şirket kaşesini ve imza sirkülerini verdiği köylüsü N.Ü. ve yanında ismini … olarak bildiği muhasebecinin bu işlemi gerçekleştirmiş olabileceğini; kovuşturma aşamasında ise, ciro imzasının kendisine ait olduğunu, N.Ü. ve muhasebeci …’in … Elektrik adlı şirketi tanıdıklarını, onlarla yaptığı alışveriş karşılığında aldığı çeki bankaya sunmak için ciroladığını, ancak kalan bedelin ödenmemesi üzerine çeki N.Ü’ye geri verdiğini, verirken cirosunu silmeyi unuttuğunu beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mağdur …’ın olayı doğruladığı, ancak fotoğraftan sanığı teşhis edemediği; tanık S.K.’nın da mağduru doğruladığı ancak kişinin yüzünü görmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarına göre suça konu belgedeki ciro imzalarının sanığa ait olduğunun, yazıların mağdur ve sanığa ait olmadığının, çekin külliyen sahte oluşturulduğunun, yine banka tarafından suça konu çekin keşideci şirketin çek karnesine ait olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
5. Mahkeme; sanığın çelişkili savunmaları, mağdur beyanı, raporlar ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediğine karar vererek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında 06.01.2014 şeklinde, yanlış yazılan suç tarihinin, mağdur …’ın beyanına göre suça konu çekin mağdura verildiği tarih olan 03.01.2014 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2015 tarihli ve 2014/250 Esas, 2015/208 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.05.2023 tarihinde karar verildi.