YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2790
KARAR NO : 2023/3710
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2020/60 Esas, 2020/142 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 43 üncü maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Re’sen de istinafa tabi olan bu kararın sanık müdafii ve katılan Bakanlık ve katılan vekilleri tarafından da istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2020/1269 Esas, 2021/11 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.09.2022 tarihli ve 2021/20363 Esas, 2022/8365 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm ile sanık … hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükümlerin onanması ile sanık … hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm yönünden ise sair temyiz itirazlarının reddi ve sanığın eyleminin kesintisiz devam etmesi nedeniyle bölünemeyeceği düşünülmeden koşulları itibarıyla oluşmayan zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma ilamı üzerine … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.01.2023 tarihli ve 2022/334 Esas, 2023/6 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; tüm dosya kapsamına göre katılanın soyut beyanları dışında cezalandırılmaya yeter delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve eylemin taciz boyutunda kaldığına ve hatalı gerekçe ile takdiri indirim hükmünün uygulanmadığına, eylemlerin rıza ile gerçekleştiğine ve katılanın sanıktan boşanmak için iftira attığına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, sanığın eylemlerinin ayrıca hayasızca hareketler suçunu oluşturduğuna ve kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; sanık hakkında üst sınırdan hüküm kurulması gerektiğine ve iki eylem arasında zaman farkı olduğunda zincirleme suça ilişkin hükümlerin de uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesi Kabulü;
Olay tarihinde sanık … ile katılan …’nın nüfus kayıtlarına göre evli oldukları, ancak boşanma aşamasında olmaları nedeniyle ayrı yaşadıkları, 30.10.2019 tarihinde sanık …’ın katılanı arayarak anlaşmalı boşanma ve çocukları hakkında görüşmek istediğini söylediği, ısrar üzerine katılanın görüşmeyi kabul ettiği, sanık …’ın 31.10.2019 tarihinde daha önceden internetten tanıştığı ve katılanın da rızası olduğunu söyleyerek grup halinde cinsel ilişki yaşama konusunda anlaştığı bozma öncesi dosyada sanık sıfatı buluna … ile buluştuğu, buluştuklarında eşinin rızası olduğu yönünde sanık …’ın …’a yalan söylediği ve ona gidecekleri yerde önce eşi ile kendisini yalnız bırakması, daha sonra telefonunu çaldırdığında gelmesi gerektiği ve bu şekilde çoklu cinsel ilişki yaşayacakları yönünde bilgi verdiği, bu şekilde sanık … ile …’un anlaşmalarından sonra sanık …’ın önce katılanı telefonla arayıp nerede olduğunu öğrendiği, sonra yürüyerek katılanın yanına gidip onu arkadaşı olduğunu söylediği …’un aracına adliyenin karşısında bulunan çay bahçesine gideceklerini belirterek bindirdiği, katılanın söylenen yere gelindiğinde aracın durdurulmaması üzerine “Nereye gidiyoruz” şeklinde tepki verdiği, …’un ise yoluna devam ederek sanık …’ın tarifi üzerine…’ya gittiği, aracı durdurduktan sonra daha önceden yapılan konuşma gereğince …’un araçtan inerek uzaklaştığı, sanık …’ın ise katılanı öptüğü, katılanın pantolonunu zorla indirdiği, cinsel organına dokunduğu ve cinsel organını yaladığı, bu esnada …’un aracın yanına geldiği ve sanık …’ın yönlendirmesi ile aracın içerisine girdiği, katılanın elleri ile mani olmaya çalışmasına rağmen …’un katılana dokunmaya başladığı, bu esnada sanık …’ın katılanın ellerini tuttuğu, katılanın ”Ben böyle bir insan değilim, beni bırakın, istemiyorum, iki kız çocuğum var benim” şeklinde bağırdığı, sanık …’ın omzundan ısırdığı, buna rağmen …’un eylemlerine devam ederek katılanın göğsüne dokunduğu, cinsel organını yaladığı, katılanın ”Allah aşkına yapmayın, sizi şikayet edeceğim” şeklindeki sözleri söylemesi üzerine …’un engel bir neden olmaksızın kendiliğinden eylemlerine son verdiği, aracın ön koltuğuna geçtiği, sanık …’ın ise sinirlenerek katılana bir tokat vurduğu, “Araçtan in aşağı” dediği, katılanın daha önceden de sanığın şiddetine uğraması nedeniyle korkarak araçtan indiği, …’un aracı ile uzaklaştığı, katılanın sanık …’ın kendisini döverek öldüreceğinden korktuğu, bu nedenle direniş gösteremediği, bu aşamada sanık …’ın katılanı ”Ya benimsin ya toprağın” şeklindeki sözlerle tehdit ettiği, katılanın eve gitmek istediğini söylemesine rağmen sanık …’ın ”Biraz yürüyelim” diyerek bulundukları yerden biraz daha aşağı kısma katılanı götürdüğü, burada sanığın katılana cinsel birliktelik teklif ettiği, katılanın istemediğini söylemesine rağmen sanığın ısrar ettiği, katılanın sanık ile ıssız bir alanda yalnız olması nedeniyle elinden kurtulamayacağını düşündüğü ve tehdit edilmesinin de etkisi ile korkudan ses çıkaramadığı, sanığın katılan ile rızası hilafına vajinal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, boşalacağı sırada geri çekilmesi nedeniyle menilerin dışarı aktığı, bunları sanığın bir peçete ile silerek ilişki yaşadıkları yere attığı, sonrasında ise…’nın alt kısmına yürüyüp dolmuşa bindikleri, … merkezinde bulunan Kültür Park isimli yerde indikleri, burada da katılana karşı tehditvari konuşmalarına devam ederek yaşananları kimseye söylememesini tembihlediği, katılanın evine gitmek üzere dolmuşa binmek istediğini söylemesine rağmen sanığın buna izin vermediği, Kültür Park’tan çıktıktan sonra sanık ile katılanın Beşgöz mevkiine yürümeye başladıkları, bu sırada katılanın sanığa yeniden eve dönebileceğini söyleyerek ikna edici konuşmalar yaptığı, bunun üzerine sanığın katılanı Beşgöz’de bulunan dolmuş duraklarında serbest bıraktığı, bu suretle sanık …’ın birden fazla kişi tarafından birlikte, organ sokmak suretiyle cinsel saldırı suçunu katılana karşı işlediği katılan beyanlarından, sanık savunmalarından, olay yeri görgü ve tespit tutanağından, … Devlet Hastanesince tazim edilen sanık …’a ve katılana ait adli muayene raporlarından, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 28.11.2019 tarih ve Mrk-Byl-2019-5273,5274 sayılı uzmanlık raporundan anlaşılıp, sanığın eylemi sabit görülmüştür.
Her ne kadar sanık … katılanın kendisi ile rıza dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini savunarak üzerine atılı suçlamaları kabul etmemişse de; katılanın aşamalarda ısrarlı biçimde sanığın rızası dışında kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini beyan ettiği, …’un kendisinin geldiğinde katılanın bağırdığını, ”Ben 2 çocuk annesiyim. Senin utanman yok mu?” şeklindeki sözleri sanığa söylediğini beyan ettiği, …’un bu anlatımının katılan beyanı ile büyük ölçüde örtüştüğü, kaldı ki bir erkeğin eşi olan kişi ile rızası dahilinde olsa idi başka bir erkeğin bulunduğu ortamda cinsel ilişkiye girmesinin de hayatın olağan akışında beklenemez olduğu ve yine katılanın kendi iffetini ortaya koyarak iftira atmasının da hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasına itibar edilmemiş, suçu sabit görülmüştür.
Sanık …’ın organ sokmak suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği dosya arasında yer alan … Devlet Hastanesinin adli muayene raporlarından, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvarının raporundan, sanığın kaçamaklı ikrarından ve katılanın anlatımlarından anlaşılmakla; suçun işleniş şekline, sanığın kastının yoğunluğuna, saik ve amacına, suçun işlendiği yer ve zamana göre alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirir bir neden bulunmadığından 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmaksızın hüküm kurulmuştur. Sanığın suçu birden fazla kişi ile birlikte işlediği anlaşıldığından sanık hakkında aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uygulanmıştır. Katılanın aşamalardaki ifadeleri, savunma ve tüm dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince olay günü sanık …’ın ağaçlık alanda …’la birlikte eylemlerini gerçekleştirdikten sonra …’un aracıyla olay yerinden ayrılması üzerine başbaşa kalan katılan ve sanık …’ın bir süre konuştuktan sonra katılana nitelikli cinsel saldırıda bulunması şeklinde sübuta eren eyleminin kesintisiz devam etmesi nedeniyle bölünemeyeceği kanaatiyle koşulları oluşmadığından zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi hükümleri uygulanmamıştır. Sanığın sabıkalı geçmişi, suçtan sonraki aşamada ve yargılama sürecinde pişmanlık göstermediği, ıslahının zorunluluğu dikkate alınarak sanık hakkında aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafisi, katılan Bakanlık vekili ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.01.2023 tarihli ve 2022/334 Esas, 2023/6 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.05.2023 tarihinde karar verildi.