YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4059
KARAR NO : 2023/4495
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR :Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, kasten yaralama, kötü muamele
HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun reddi, mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mağdur …’un katılan sıfatı bulunmaması nedeniyle vekilin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine dair verilen kararın aynı Kanunun 279 uncu maddesinin son fıkrası; sanık hakkında mağdur … ***’ya karşı kötü muamele suçundan dolayı 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereğince itirazı kabil olup temyiz yeteneklerinin bulunmadığı ve mağdurlar vekillerinin söz konusu kararlara yönelik temyiz istemleri 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verilmesi gerektiği anlaşıldığından, incelemenin diğer temyiz istemleriyle sınırlı yapılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince mağdur … … ve …’e karşı kasten yaralama suçundan dolayı 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve esasen bu hususta mahallinde itiraz merciince karar verildiği anlaşıldığından, söz konusu kararlara yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Suç tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdur …’in velayet hakkına sahip kanuni temsilcisi şikayetçi …’nin sanık hakkında şikayetçi olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin sanık hakkında mağdur …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmünü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında mağdur …’a karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet; mağdurlar …, … ve …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen beraat hükümlerine karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili ile sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yönünden; 5271 Kanun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2022 Tarihli ve 2021/401 Esas, 2022/88 Karar Sayılı kararı ile sanığın;
a)Mağdur …’a karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
b)Mağdur …’e karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci maddesinin ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c)Mağdur …’e karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci maddesinin ikinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d)Mağdur …’e karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci maddesinin ikinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
Karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili, mağdurlar … ve … vekilleri ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın mağdur …’a karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdurlar …, … ve …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine (mağdur sayısınca) karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.03.2023 tarihli ve 9-2023/24315 sayılı, mağdur …’a karşı kurulan mahkumiyet hükmünün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın mağdur …’a yönelik organ sokma eylemi yerinde olmakla birlikte zincirleme suç artırımının üst sınırdan yapılması ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, diğer mağdurlar …, … ve …’in birbirleri ile tutarlı beyanlarına göre sanığın adı geçen mağdurlara karşı sarkıntılık boyutunu aşan istismar suçunu işlediği açık olduğundan beraat kararlarının yerinde olmadığına, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği
Mağdur …’un 18 kişilik ranzalı bir bölümde ortada ve tek bir yatakta yattığına, diğer öğrencilerin görebileceği bir yerde olduğuna, uykulu bir şahsa yönelik ağza organ sokmanın hayatın olağan akışı içinde mümkün olmadığına, iddiayı destekleyen görgüye dayalı bir beyanın olmadığına, mağdurun tanık olduğunu bildirdiği S.A’nın görgüye dayalı bir cinsel davranışın olmadığını belirttiğine, mağdur ile
annesinin aşamalarda farklı ve çelişkili beyanlarının bulunduğuna, sanığın ise ısrarlı bir şekilde suçlamayı kabul etmediğine, …’un kendisine şiddet uygulanması nedeniyle yurttan ayrılmak istediğine, ailesi buna inanmadığından sanığa yönelik istismar iddiasında bulunduğu yönünde şüphe oluştuğuna, İlk Derece Mahkemesinin beraat kararının yerinde olduğuna ilişkindir.
C.Sanık ile müdafiinin temyiz isteği
Mağdur …’un yurttan ayrılmak istediği annesi ile babasının beyanlarından anlaşılmasına rağmen sanığın bu yöndeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik bir beyan olduğunun belirtilmesinin yersiz olduğuna, mağdurun her hatasında sanıktan dayak yemesi nedeniyle sanık ile arasında husumet bulunduğuna, mağdurun yurttan ayrılabilmek için böyle bir hikaye uydurduğuna, bozma sonrası alınan ifadelerde de iddialardan dönüldüğüne, gerçeği görmenin idrakiyle şikayetten vazgeçildiğine, tanık olduğu belirtilen S.A’nın bir görgüsünün bulunmadığına, sanığın ikrarının bulunmadığına, mağdur anlatımlarının başka psikolog raporlarının ise başka olduğuna, 18.04.2019 tarihli sosyal hizmet uzmanı raporunda belirtildiği üzere …’un annesinin …’un yurttan ayrılmak istediğini ve kendisinin ısrarı üzerine yurda devam etmek zorunda kaldığını beyan ettiğinin anlaşıldığına, …’un annesine haber veren A.S.A’nın annesinin oğlu ile yaptığı görüşmede cinsel olayın doğru olmadığını öğrendiğine, mağdur …’in beyanından da …’un yurttan ayrılmak için böyle bir yalan söylediğinin anlaşılacağına, sanığın beraatinin gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Mahkeme, “…organ sokma ve istismar olayı ile ilgili olarak; mağdur … ***nin hazırlık beyanlarına tamamen aykırı olarak olay öncesinde sert rüyalar gördüğünü, kalktığında sanki olayın hiç yaşanmamış gibi olduğuna dair beyanlarda bulunduğu, bu nedenle bu mağdur bakımından cinsel istismar eylemlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun şüphede kaldığı ancak bu mağdurun sonradan değişen beyanları dışında, diğer mağdurların da değişen beyanları var ise de beyan içerikleri ve ifadelerin veriliş tarzı ile her birinin beyanları ayrı ayrı ve kül halinde değerlendirildiğinde mağdur … ***’ye karşı cinsel istismar eylemlerinin şüphede kaldığı…” şeklindeki gerekçesiyle sanığın mağdur …’a karşı atılı suçtan beraatine karar vermiştir.
2.Mahkeme, “…Sanığın mağdur çocuk … ***ya yönelik eyleminin mağdurun alınan istikrarlı beyanları, sanığın dosya kapsamındaki ikrarı birlikte değerlendirildiğinde Aralık 2018 tarihinden 6 ay kadar önce yurtta kalan çocuklar için düzenlenen piknikte cinsel bölgesine sigara aramak amacıyla dokunarak üzerine atılı TCK 103/1-2. Cümle,103/3-d,2 maddelerinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği, eylemin sarkıntılık aşamasında kaldığı,
Sanığın kollukta usulüne uygun olarak ifadesi alınan mağdur çocuk …’e yönelik Aralık 2018 tarihinden 6 ay kadar önce yurtta kalan çocuklar için düzenlenen piknikte cinsel bölgesine sigara aramak amacıyla dokunarak üzerine atılı TCK 103/1-2. Cümle,103/3-d,2 maddelerinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği, eylemin sarkıntılık aşamasında kaldığı,
Sanığın mağdur çocuk … ***’a yönelik mağdurun alınan istikrarlı beyanları, sanığın dosya kapsamındaki kısmi ikrarları birlikte değerlendirildiğinde; Aralık 2018 tarihinden önce mağdur çocuğun sanığın kendisine arkasından sarılıp cinsel organını değdirmek suretiyle üzerine atılı TCK 103/1-2. Cümle,103/3-d,2 maddelerinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği, eylemin sarkıntılık aşamasında kaldığı…” şeklindeki kabul ve gerekçesiyle sanığın mağdurlar …, … ve …’e karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan (mağdur sayısınca) mahkumiyetine karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.Sanığın mağdur …’a karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatine dair karara yönelik istinaf başvurularının kabulü ile duruşmalı yapılan incelemede ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak “…19/12/2018 ile 20/12/2018 tarihlerinde; mağdur çocuk … ***’nin beyanları, mağdur çocuk … ***’ın 21/12/2018 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili olarak görgüsü, psikolog ve PDR öğretmenlerince düzenlenen rapor, sanığın ifadesinde belirttiği spreyden herhangi bir genetik veri elde edilememesi, sanığın kısmi ikrarları bir bütün halinde değerlendirildiğinde mağdur çocuk … ***’ye yönelik üzerine atılı TCK 103/2 maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, farklı zamanlarda zincirleme biçimde işlediği, yine sanığın mağdur çocuk … ***’ye yönelik 19/12/2018 tarihinden önce kendi ikrarı ile sabit olarak cinsel organından tutarak camileri saydırmak suretiyle üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği ,ancak karşı eyleminin bir bütün olarak zincirleme şekilde organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, sanık hakkında basit cinsel istismar suçundan da dava açılmış ise de, bu eylemin organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunun içinde eriyeceği anlaşılmakla…” şeklindeki kabul ve gerekçeyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
2.Sanığın mağdurlar …, … ve …’e karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair kararlara yönelik istinaf başvurularının kabulü ile duruşmalı yapılan incelemede ilk derece mahkemesi hükümleri kaldırılarak “…Sanığın mağdurlar … ve …’e yönelik tüm öğrencilerin birlikte olduğu ortamda elinin tersi ile genital bölgelerinde sigara sakladıkları ihtimali ile yapılan arama sırasında gerçekleşen kıyafet üstünden yapılan temasın cinsel tatmin kastıyla yapıldığına dair sanığın savunmasının aksine delil bulunmadığı, ayrıca mağdur …’in beyanlarında sanığın kendisine önden sarıldığında cinsel organını hissettiğini belirtmesine rağmen sonraki beyanlarında sertlik olarak hissettiği şeyin başka bir madde de olabileceğini belirttiği ,
Mağdur …’in yine öğrencilerin birlikte oldukları ortamda, cinsel tatmin kastıyla kendisine sarıldığı ve mağdurun , sanığın cinsel organının kıyafet üzerinden değdiğinden bahsettiği, ancak, yine soruşturma aşamasındaki beyanında, sanığın savunmalarında genel olarak yurttaki öğrenci çocuklara sarılma, okşama ve öpmede bulunduğunu, yine kendisinin arkasından sarıldığında başını okşayarak öptüğünü, avret yerinin vücuduna değdiğinin hissettiğini belirttiği ancak sanığın alenen ve tüm öğrencilerin bulunduğu ortamda cinsel tatmin kastıyla hareket ettiğine dair sanığın savunmasının aksine delil bulunmadığı,
Dosyada beyanlarına başvurulan bir çok mağdurun da sanığın bir hoca, abi ya da baba şefkati ile de sarıldığını gördüklerini beyan ettikleri değerlendirildiğinde, sanığın mağdurlar …, … ve …’a yönelik cinsel tatmin kastıyla hareketle iddia edilen cinsel istismar suçlarını işlediği hususunda, savunmalarının aksine her tür şüpheden uzak, yeterli, kesin delil bulunmadığı…” şeklindeki gerekçesiyle mağdur sayısınca beraat hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları ve Mağdur … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince mağdur … … ve …’e karşı kasten yaralama suçundan dolayı 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve esasen bu hususta mahallinde itiraz merciince karar verildiği anlaşıldığından, söz konusu kararlara yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2.Suç tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdur …’in velayet hakkına sahip kanuni temsilcisi şikayetçi …’nin sanık hakkında şikayetçi olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin sanık hakkında mağdur …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmünü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B.Sanık Hakkında Mağdurlar …, … ve …’e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümlerde, hukuka aykırılık görülmemiştir.
C.Sanık Hakkında Mağdur …’a Yönelik Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1.5271 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.”, aynı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında ise “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan ve aşamalarda çelişkili ifadeleri bulunan mağdurun duruşmaya getirilip iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip çelişkilerin giderilmeye çalışılması, bunun mümkün olmaması halinde savcılıkta ve Gemlik 3.Asliye Ceza Mahkemesince ifadesinin alındığı talimat duruşmasında kaydedilen görüntülü ifade CD’lerinin duruşmada hazır bulunanlarla birlikte izlenerek tarafların beyanları alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
3.Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
1.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları ve Mağdur … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle mağdurlar … … ve … vekillerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Sanık Hakkında Mağdurlar …, … ve …’e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/1164 Esas, 2022/1873 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3.Sanık Hakkında Mağdur …’a Yönelik Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili ve sanık ile müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/1164 Esas, 2022/1873 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.