YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11469
KARAR NO : 2023/4614
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Zincirleme basit zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Zimmet suçundan mahkumiyet, görevi kötüye kullanma suçuna konu eylem yönünden değişen suç vasfına göre rüşvet alma suçundan mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2010 tarihli ve 2009/4061 Soruşturma, 2010/878 Esas, 2010/115 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2010/225 Esas, 2015/51 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci, 249 uncu ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, görevi kötüye kullanma suçuna konu eylem yönünden de değişen suç vasfına göre rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Görevi kötüye kullanma suçu yönünden sanığın mahkumiyetine yetecek somut delil bulunmaması nedeni ile atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde eylemin rüşvet alma suçu kapsamında kaldığından bahisle mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Davanın askeri mahkemede görülmesi gerektiğine, zimmet suçuna konu eşyaların kaydının bulunmadığına, yeterli inceleme ve delil değerlendirmesi yapılmadığına, mevzuata aykırı kanaat edinildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın görev yaptığı karakol bahçesinde muhafaza altına alınan eşyalardan … plaka sayılı kamyondan Vegosta isimli parçayı söküp kargo ile ailesine gönderdiği, Peugeot marka Star 103 model motosikleti ve bir adet Bisan marka bisikleti beldede berberlik yapan tanık …’e verdiği, 200 litre mazotu kendi namına kullandığı, yol devriyesi sırasında hakkında yakalama kararı bulunan bir kişiyi durdurduğu, kişinin devriyede görevli İsmail isimli askere 40 TL para vermesi karşılığında bu şahsı serbest bıraktığı mahkemece kabul edilerek zincirleme basit zimmet ve rüşvet alma suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için “kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi”nin gerektiği, suç tarihinde Sarıkemer Jandarma Karakol Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan sanığın adli soruşturmalar kapsamında ele geçirilen ve karakolun bahçesinde bulunan bir adet Vegosta isimli kamyon parçası, bir adet motosiklet, bir adet bisiklet ve 200 litre mazotun ele geçirildiği olaylara ilişkin tutanak ve işlemlerde imzasının bulunmaması, Sarıkemer Jandarma Karakol Komutanlığının 22.06.2011 ve 15.11.2011 tarihli cevabi yazılarında suça konu malların sanığa teslim edildiğine dair herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığının, muhafazasından sorumlu personelin de tespit edilemediğinin bildirilmesi karşısında; suça konu malların zilyetliğinin sanığa devredilmediği, dolayısıyla yasal tevdinin gerçekleşmediği, keza sanığın bu malların koruma ve gözetiminden de sorumlu olmadığı, eyleminin zimmet suçunu değil, nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacağı, bu suç için 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 62 nci maddesiyle değişiklik yapılmadan önce suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Suç tarihi olan 2008 yılından temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Sanık hakkında rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Suç tarihinde Sarıkemer Jandarma Karakol Komutanlığında asayiş tim komutan yardımcısı olarak görev yapan sanığın, yol devriyesi sırasında, hakkında yakalama kararı bulunan bir kişiyi durdurduğu, bu kişiyi o sırada yanında bulunan jandarma eri İsmail’e 40 TL para vermesi karşılığında serbest bıraktığı kabul edilerek hakkında rüşvet alma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; … Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı tarafından çıkarılarak gönderilen KİHBİ Bilgi Sisteminden yapılan sorgulamalara ilişkin kayıtlarda hakkında yakalama kararı olduğu iddia edilen kişinin belli olmadığı, kimliğinin tespit edilemediği, jandarma eri İsmail’in beyanında olayı doğrulamadığı, olay tarihi ile zamanının da belirlenemediği, tanık Önder’in mücerret beyanı dışında, sanığın inkara yönelik savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olan ceza yargılamasının en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” olup, bu kapsamda sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilmesi ve sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi gerektiği de nazara alındığında, yüklenen suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunması sırasında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “… cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir” şeklindeki düzenlemeye göre; cezanın bir katından anlaşılması gerekenin, cezanın kendisi olup bu sürenin sanık hakkında rüşvet alma suçundan hükmedilen 3 yıl 4 ayı geçemeyeceği gözetilmeden 4 yıl süreyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanma kararı verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2010/225 Esas, 2015/51 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2010/225 Esas, 2015/51 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.