YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8519
KARAR NO : 2023/5384
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/664 E., 2020/1 K.
HÜKÜMLÜ : …
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının düşmesi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.01.2020 (24.12.2019) tarihli ve 2019/664 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “düşmesine” karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 05.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.10.2021 tarihli ve 2020/20615 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.10.2021 tarihli ve KYB-2021/122539 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.10.2021 tarihli ve KYB-2021/122539 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli kararı öncesinde, aynı sanık hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 10.08.2016 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar edildiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2018 tarihli ve 2017/255 Esas, 2018/38 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine ve “5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince” hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu halde Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın genel hükümler uyarınca verildiği, 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması niteliğinde olmadığı cihetle, Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli kararına konu 29.09.2019 tarihli eylemin müstakil bir suç olarak değerlendirilerek, işin esasına girilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 29.09.2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda; Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2019 tarihli ve 2019/52405 Soruşturma, 2019/15046 Esas, 2019/13917 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı,
B. Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli (02.01.2020) ve 2019/664 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararı ile, dava konusu eylemin, Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/255 Esas, 2018/38 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “kamu davasının düşmesine” karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosya arasında bulunan Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/255 Esas, 2018/38 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Şüpheli hakkında, 13.02.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.08.2016 tarihli ve 2016/7608 soruşturma, 2016/456 sayılı karar ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2. Şüphelinin yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2017 tarihli ve 2016/7608 Soruşturma, 2017/4614 Esas, 2017/4326 sayılı iddianamesi ile Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2018 tarihli ve 2017/255 Esas, 2018/38 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 11.10.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/664 Esas, 2020/1 Karar sayılı gerekçeli kararında, karar başlığında ve karara ait kesinleşme şerhinde karar tarihinin 02.01.2020 olarak gösterilmesine rağmen, gerekçeli kararın son kısmında karar tarihinin 24.12.2019 olarak yer aldığı anlaşılmakla, söz konusu hususun mahallinde düzeltilebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığın 29.09.2019 tarihinde işlediği, incelemeye konu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Gaziosmanpaşa 16.Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile her ne kadar yargılama konusu olan 29.09.2019 tarihli suçun, 13.02.2016 tarihli ilk suç bakımından verilen 02.02.2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmiş ise de;
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme,
“(2) Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklinde olup,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, gerek uygulanma şartları, gerekse yaptırımlar ve doğuracağı hukuki sonuçlar bakımından birbirinden farklı niteliktedir.
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi düzenlemesine göre; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar
vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir” hükmünü taşımaktadır. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hüküm açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir.
5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise; kanuni zorunluluk nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içerisinde işlenen suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı nev’iden olması gerekmekte olup, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nev’iden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir. Aynı şekilde; 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanuni zorunluluk nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü gereğince zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenen suç nedeniyle, mahkemece düşme kararı verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerekecektir.
Tüm bu açıklamalar ışığında;
Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.02.2018 tarihli ve 2017/255 Esas, 2018/38 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kanuni zorunluluk üzerine verilmiş bir karar olmadığı, genel hükümlere göre 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında verilmiş olduğu, bu nedenle 29.09.2019 tarihli ikinci suç bakımından 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının sözkonusu olamayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında, erteleme süresi içerisinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı bir soruşturma veya kovuşturma yapılamayacağı şeklinde yer alan düzenlemenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle düşme kararı verilemeyeceği, yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verildikten sonra mahkûmiyet kararı verilmesi halinde önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, kamu davasının düşmesine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı
yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 (02.01.2020) tarihli ve 2019/664 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2023 tarihinde karar verildi.