YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2545
KARAR NO : 2011/3325
KARAR TARİHİ : 23.03.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakan ….’nın davaya konu 12 sayılı parseldeki 7 nolu dükkanını davalı oğluna devrettiğini, işlemin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, payları oranında iptal-tescil istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, işlemin muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulün karar verilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, çekişmeli 12 sayılı parseldeki kat irtifakı kurulu 3 mesken ve 4 dükkanın tarafların ortak murisi Mehmet’e ait olduğu, bu bağımsız bölümlerden 7 numaralı dükkanın muris tarafından 11.6.1985 tarihinde davalı oğlu Alaettin’e satış yoluyla devredildiği; murisin 15.2.2007’de ölümüyle, geride eşi ve 6 çocuğunun kaldığı görülmektedir.
Murisin eşi ve 5 çocuğu eldeki davayı açarak, murisin 7 numaralı dükkanın kiracısını tahliye ettirebilmek amacıyla dükkanı davalı oğluna bedelsiz olarak devrettiğini, muvazaalı işlemle kendilerinden mal kaçırıldığını ileri sürmüşlerdir.
Gerçekten de, 15.1.1986 tarihinde eldeki davanın davalısı Alaettin tarafından çekişme konusu dükkanın kiracısı … Tütüncü isimli kişiye karşı ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açıldığı ve yargılaması sonunda davanın kabul edilip derecattan geçerek kesinleştiği dosya arasındaki Giresun Sulh Hukuk Mahkemesinin 1986/36 esas sayılı dosyasıyla sabittir.
Diğer taraftan, dinlenen davacı tanıkları da, murisin çekişmeli dükkandaki kiracısını çakırtabilmek için dükkanı davalı oğluna devrettiğini bildirmişlerdir.
Bilindiği üzere; muris muvazaasına dayalı davalarda sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaşılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
Oysa, somut olayda, davacı mirasçılar, miras bırakanın kendilerinden mal kaçırmak amacıyla, çekişmeli taşınmazın aslında bağış olmasına karşın satış biçiminde temlik edildiği iddiasını ileri sürmemiş, murisin kiracısının tahliyesini sağlamak üzere devir yapıldığını bildirmişlerdir.
İddianın açıklanan içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle, davanın muris muvazaası hukuksal nedenine değil, inançlı işlem (taraf muvazaası) nedenine dayalı olduğu açıktır. Bu tür bir davanın ise murise teb’an açılan dava niteliği ve terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olması nedeniyle tüm mirasçılar tarafından ya da tüm mirasçılar adına tescil isteği ile açılabileceği, pay oranında istekte bulunulamayacağı; öte yandan, bu tür iddiaların 5.2.1947 tarih 20/6 İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda araştırılıp, sonuca bağlanması gerektiği kuşkusuzdur.
Tüm dosya içeriği ve yukarıda değinilen olgular birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada muris Mehmet’in davaya konu edilen temlikte diğer mirasçılarından mal kaçırma amacıyla hareket ettiği iddiasının kanıtlanabildiğini ve somut olayda 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yangılılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalının, temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.